Haber Tarihi: 14 Nisan 2007 Cumartesi Saat 01:41
Doğan Haber Ajansı  [762650]

Türkler Amerika'da

Oyuncu Kadrosunda Michael Madsen, Arnold Vosloo, Edward Furlong, Bai Ling'in Yanı Sıra Tamer Karadağlı, Deniz Akkaya ve Yelda Reynaud'yu da Barındıran Amerikan Yapımı Aksiyon Ölümle Dans (Living And Dying), Vizyona Girmeyeceği ile İlgili Dedikodulara İnat Sinema Salonlarındaki Yerini Aldı.

Haber: Türkler Amerika'da

Oyuncu kadrosunda Michael Madsen, Arnold Vosloo, Edward Furlong, Bai Ling’in yanı sıra Tamer Karadağlı, Deniz Akkaya ve Yelda Reynaud’yu da barındıran Amerikan yapımı aksiyon Ölümle Dans (Living and Dying), vizyona girmeyeceği ile ilgili dedikodulara inat sinema salonlarındaki yerini aldı. Karşımızda iyi bir film yok ne yazık ki, ama Ölümle Dans’ın, “Türkler Amerika’da yapamaz” önyargısını yıktığını kabul etmek gerekiyor. LIVING AND DYING ÖLÜMLE DANS Yön: Jon Keeyes Oyn: Michael Madsen, Edward Furlong, Arnold Vosloo, Tamer Karadağlı, Yelda Reynaud, Deniz Akkaya, Bai Ling Tür: Aksiyon-Gerilim Süre: 90 dk. Türk Oyuncuların rol aldığı Amerikan yapımı Living and Dying, adına uygun bir süreçten geçerek, emek harcayanların (özellikle de Türkiye cephesindekilerin) çoğu için ölüm kalım meselesi haline gelen bir film oldu. Kolay mı, Amerika’ya git, film çek, ardından da vizyona girmeyecek dedikodularıyla uğraş. Üstelik çekimlerle birlikte başlayan dedikodular film bittikten sonra da devam etmişti. Söylenenlere göre Living and Dying hiç bir yerde gösterime girmeyecek, doğrudan DVD’ye gidecekti. Neyse ki, geçtiğimiz cuma günü itibarıyla bu dedikodular asılsız çıkmış bulunuyor.  YANILMAK İSTİYORUM! Ölümle Dans (Living and Dying), İstanbul’da ‘Dünya Galası’ ibaresi kullanılarak yapılan gösteriminin ardından vizyonda. Üzülerek söylemem gerek, Amerikan yapımı bir filmin Dünya Galası’nın Türkiye’de olması ne yazık ki pek de iyiye işaret değil. Bu durum, filmin Amerika’da gösterime girmeyeceği ya da en fazla sınırlı salonda vizyona girip, doğrudan DVD’ye gideceğinin bir sinyali çünkü. Umarım yanılırım, o da ayrı tabii! Ölümle Dans bir soygun ve rehin alma hikayesi. Duca (Tamer Karadağlı) adlı zengin bir iş adamının şirketini soyanlar son anda baskın yapan polisten kaçarken bir cafe’ye sığınıp, orada bulunanları rehin alıyorlar. Soygunculardan ikisinin psikopat ruhlu olması polisin işinin zorlaştırıyor elbette. Soygunculardan birini öldüren bu psikopatlar, diğer iki soyguncu, Sam (Edward Furlong) ve Nadia’yı (Bai Ling), cafe’deki kontrol onların üstündeymiş gibi rol yapmaya zorluyorlar. Dışarıda ise polis dedektifleri Rick Devlin (Arnold Vosloo) ve Catherine Pulliam (Yelda Reynaud) rehinelerin serbest bırakılması için çalışırlarken, Duca’nın getirdiği arabulucu federal ajan Lind (Michael Madsen) yetkiyi ele alıyor. OLMAMIŞ AMA… Aksiyon gerilim türündeki Ölümle Dans, ne yazık ki çok başarılı bir yapım değil. Düşük bütçeli, kısa sürede aceleye getirilmiş, özen gösterilmemiş, B sınıfı olarak adlandırılan ikinci sınıf filmlerden. Senaryosundaki mantık hataları, çatışma sahnelerinde aksiyonu tırmandırmaya başaramayan bir Yönetmen, amatörce çekimler, bazı sahnelerde sırıtan Oyunculuklar filmin dünyada geniş bir dağıtım ağının olmayacağının göstergeleri. Ama bence tüm bunlara rağmen, Ölümle Dans’ın bizdeki yeri ayrı olmalı. Kadrosunda geçen yıl Antalya’yı birbirine katan Michael Madsen, Arnold Vosloo, Edward Furlong, Bai Ling gibi ünlü Oyuncuları da barındıran Amerikan yapımı bu filmde üç Türk Oyuncunun rol almasını, üstelik bunlardan ikisinin Amerikalı karakterleri canlandırıyor olmasını yabana atmamak gerek (deneme çekiminden sonra rolü arttırılan Yelda Reynaud’nun rahatlığına ve Oyunculuğuna dikkat). Türk Oyuncular Hollywood’un ünlüleri arasında hiç de sırıtmamış, işlerinin altından kalkmasını bilmişler. Özgüvenleri ve 'Türkler Amerika’da yapamaz' şeklindeki önyargıyı yıktıkları için kendilerini tebrik etmek gerek. Evet, Ölümle Dans başarılı bir film değil belki ama Türkler’in, Amerika’da Amerikalı’yı bile rahatlıkla ve oynayabileceklerinin bir kanıtı olarak özel bir yerde duruyor. Bu bir ilktir, umarım devamı daha iyi filmlerle gelir.  YELDA REYNAUD: ZORLA GİRDİM, TERFİ ETTİM  “Ben filme Nesim Hason sayesinde sonradan dahil oldum. Onunla Los Angeles’ta tanışmıştım. İstanbul’a geldiğinde bana bir film yapacağından söz etti. Tamer Karadağlı ve Deniz Akkaya oynayacak dediğinde ben de hemen projeye dahil olmak istediğimi söyledim. Deneme çekimi yaptık, sağ olsun Pelin Batu’nun da yardımı çok oldu, bana replik verdi kameranın yanında. Yolladık kaseti, Yönetmen çok beğenmiş ve bana bir üst rolü teklif etti yani bir anlamda terfi olmuş oldum.” Paracıkları gitmesin diye işi sıkı tutuyorlar “Fransa’da rol aldığım filmlerden edindiğim tecrübe şu; orada set bitince içki içilir ve her gün set zamanında biter. Normal zamanı aşarsan 2 katını öderler çünkü. Bu nedenle yurtdışında yapımcı ve Yönetmen işi sıkı tutuyor, paracıklarım gidiyor diye herkesi sıkı çalıştırıyor. İş zamanında bitince de rahat rahat içki içiliyor tabii.” Her sabah şükrettim “Ölümle Dans’ın vizyona girip girmemesi konusunda yapılan dedikodulara hiçbir zaman kulak asmadım. Benim için önemli olan orada olup rüyamı gerçekleştirebilmekti. Her sabah kalkıp, orada olduğum için şükrettim.” TAMER KARADAĞLI: ABD'DE BİR DİSİPLİN VAR  “Türkiye’de set sabaha kadar sürebilir, kurallar ve disiplin yok çünkü. Çaylar içilir dedikodular yapılır, ama Amerika’da sendikalaşma olduğu için herkes işini ciddiye alıyor. Sektörel disiplin dışında çok farkımız yok. Amerika sonuçta bu işi çok iyi yapıyor, orada Oyuncu hakları Yönetmen hakları senaristin hakları çok güzel korunuyor.” Sette gerildim “Setin ilk günlerinde bir hayli gerildim. Büyük bir baskı hissettim üzerimde. Sonuçta hem kendinizi hem de ülkenizi temsil ediyorsunuz. Ama dersime iyi çalışıp gittim.” Herkesin yoğurt yemesi farklı “Ölümle Dans’ta Oyunculuk adına farklı teknikler vardı. Michael Madsen ve Arnold Vosloo arasında çok büyük farklılıklar var. Michael Madsen daha deneysel oynuyor, Arnold Vosloo ise tiyatrodan gelmenin avantajıyla virgülüne kadar ezberliyor, işaretlenen yerleri hiç atlamıyor.” En doğrusu iç alkışla ilerlemek “Her şey hayal kurmakla başlar ve sonra siz o hayalin peşinden gidersiniz. Filmin vizyona girip girmeyeceğiyle ilgili dedikoduları önemsemedim. Doğru olan dış seslere kendinizi kapatıp kendi iç alkışınızla ilerlemeniz. Önemli olan hayallerimizin gerçekleşmiş olması.”  DENİZ AKKAYA: ORADA KİMSE KİMSEYİ YADIRGAMIYOR  “Amerika’da diğer Oyunculardan farklı bir muamele görmedik. Sette çok eğlendik. Amerikalılar misafirperver ve bence bizden daha neşeli ve esprililer. Sürekli yüksek sesle espri yapmak zorunda hissediyorlar kendilerini. Ama o mutluluk balonu içinde sette herkes işini yapıyor aslında. Hepsinin kendine göre Oyunculuk yöntemleri var. Rol gereği bana tecavüz eden aktörle o sahne öncesinde hiç konuşmadık mesela. Türkiye’de sette böyle bir şey yapılsa, aman canım işini amma da ciddiye alıyor ya da bu kendini iyice havaya sokmuş derler. Ama orada herkes işine odaklı ve kimse kimseyi yadırgamıyor.” Gazetecilik daha kolaydı “Ben bir dönem gazetecilik de yaptım. Gazeteciyi oynamakla gazeteci olmak arasında hangisi kolay diye sorarsanız gazeteci olmak daha kolay derim.” Tecavüz sahnesinden rahatsız değilim “Tecavüz sahnelerinin youtube’a nasıl düştüğünü öğrendim. Buraya getiren kişi Türkiye’de yapımcılık yapan başka biri, yurt dışında bir yerden bulmuş. Tanıtım için doğru bir yol değil tabii. Son Osmanlı Yandım Ali’de de aynı şey olmadı mı? Filme gittim, bir ay boyunca konuşulan o sevişme sahnesi 3 ya da 4 saniyeydi. Ama ben kendi sahnemden rahatsız değilim. Sonuçta o sahneleri çektim ve film için gerekli olduğunu biliyorum. Kilit bir sahne olduğu için içim çok rahat. Yazılanlara bazen gülüyorum, bazen üzülüyorum. Ama asıl kötü olan kadına bakış acısı, tecavüz konusunun ağza sakız yapılıp espri haline dönüştürülmüş olması, erkeklerin gözünde fantezi olarak algılanması.” Hayalim gerçekleşti, gerisi önemli değil “Düşünsenize küçükken televizyonun başında sinemaya heves ediyorsun ve büyüyünce eline fırsat geçiyor rüyan gerçekleşiyor. Ben Amerika’dayken her sabah Allah’a teşekkür ettim. İlerisi ne olur, bunun bana ne yararı olur hiç düşünmedim. Bu tecrübeyi yaşamaktı önemli olan.”    

6/10 (10 kişi)
  • Reklam
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12