Türkiye'de Organ Nakli ve Organ Bağışı

Türkiye'de bu yılın 11 aylık döneminde 3 bin 251 organ nakli yapılırken, organ nakli bekleyen hasta sayısı 21 bin 861 olduğu belirtildi.

Türkiye'de Organ Nakli ve Organ Bağışı

Türkiye'de bu yılın 11 aylık döneminde 3 bin 251 organ nakli yapılırken, bu yıl itibariyle organ nakli bekleyen hasta sayısı ise 21 bin 861 olduğu belirtildi.

Ülkemizde çoğu 20-40 yaşları arası 60 bin civarında diyaliz hastası olduğu ifade edilirken, 2015 yılında ise bu sayının 100 bini aşacağı tahmin ediliyor. Doğu Karadeniz Bölgesi'nde ise yaklaşık bin 200 diyaliz hastası bulunuyor.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (Ktü) Farabi Hastanesi Organ Nakli Koordinatörü Ebru Kılıç, Türkiye'de organ nakli bekleyen hasta sayısında her geçen gün artış olduğuna dikkat çekti. Kılıç "Tedavisi sadece organ ve doku nakli ile mümkün olan böbrek, karaciğer, kalp, göz gibi organların geri dönüşümsüz olarak fonksiyonları kaybetmeleri, tüm dünyanın olduğu gibi, ülkemizin de önemli sağlık sorunlarından biridir. Organ ve doku nakli bekleyen hastaların sayısı her geçen gün artmaktadır. Örneğin, şu anda ülkemizde çoğu 20-40 yaşları arası 60 bin civarında diyaliz hastası olduğu, 2015 yılında ise bu sayının 100 bini aşacağı tahmin edilmektedir.

Farabi Hastanesi'nde 2009 yılında Böbrek Nakli Sayısı canlıdan 3, kadavradan 2 olmak üzere 5. 2010 yılında canlıdan 3, kadavradan 1 olmak üzere 4. 2011 yılında

canlıdan 3, kadavradan 6 olmak üzere 9.

2012 yılının Kasım ayı itibari ile canlıdan 10, kadavradan 15 olmak üzere

27.

2011 yılında başlıyan Karaciğer naklinde

ise 2011 yılında 4. 2012 yılının kasım ayı itibariyle 3 olmak üzere toplam 7 olarak gerçekleşti" dedi.

"DOĞU KARADENİZ BÖLGESİ'NDE BİN 200 DİYALİZ HASTASI VAR"

Doğu Karadeniz Bölgesi'nde diyalize giren hasta sıyısının yaklaşık bin 200 oldunu kaydeden Kılıç, "Hem ülkemizde, hem de dünyada yapılan böbrek nakilleri ile hastalar daha sağlıklı ve uzun bir yaşama kavuşabilmektedir. Aynı yaş grubunda diyalize giren bir hastaya karşılık, böbrek nakli yapılan hastanın yaşam süresi 2-3 kat artmakta, bununla birlikte yaşam kalitesi de yükselmektedir. Sağlık Bakanlığı organ nakli ile ilgili Ulusal Koordinasyon Sistemi kurmuştur. Nakil bekleyen bütün organ yetmezliğindeki hastalar bu sisteme kayıt edilir. Organların dağıtımı, hangi hastaya nakledileceği

kanun ve

yönetmelikler çerçevesinde yine bu sistem tarafından yapılır" diye konuştu.

Şu anda ülkemizde böbrek nakli için 19 bin 463, karaciğer nakli için bin 844, kalp nakli için 322, akciğer nakli için 16, pankreas nakli için 216 olmak üzere toplam 21 bin 861 hastanın nakil için sıra beklediğini kaydeden Kılıç "Ülkemiz de

çok donanımlı organ nakli merkezleri bulunmaktadır. Böbrek nakli yapılabilen 58, karaciğer nakli yapılabilen 33, kalp nakli yapılabilen 14, akciğer nakli yapılabilen 3 ve pankreas nakli yapılabilen 5 merkez bulunmaktadır. 2011 yılında ülkemizde kadavradan 520 ve canlı vericiden 2 bin 433 olmak üzere

toplam 2 bin 953 böbrek nakli yapılmıştır. Yine kadavradan 279 ve canlı vericiden 629 olmak üzere 902

karaciğer nakli yapılmıştır. Ayrıca 94 kalp, 5 akciğer, 26 pankreas ve 2 incebağırsak nakli yapılmıştır. 2012 yılı Kasım ayı itibariyle ise yapılan Organ Nakli sayısı kadavradan 433, canlıdan bin 922 olmak üzere 2 bin 355 şeklindedir. Karaciğer, kadarvaran 221, canlıdan 588 olmak üzere

809. Hepsi kadavradan olmak üzere kalp 56. Akciğer 20, Kalp +Akciğer 2, Pankreas 6 ve ince bağırsak 3 olmak üzere toplam 3 bin 251 organ nakli gerçekleşti" şeklinde konuştu.

"AİLENİN KARARI ÖNEMLİ"

Organ nakli için organlar temel olarak 2 kaynaktan sağlandığını belirten Kılıç, "Birincisi, halen yaşamakta olan ve hastanın 4. dereceye kadar olan akrabaları canlı verici olarak destekleridir. Yakın akrabaların dışında çok yakın dostları, tanıdıkları gönüllü olarak vermek istediklerinde eğer etik kurul onay verir ise canlı verici adayı olabilirler. Bunda böbrek ve kısmen karaciğer nakilleri yapılabilmektedir. İkinci kaynak ise, tekrar yaşama dönme şansı olmayan,

beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerdir.

Beyin ölümü şu andaki mevcut yasalarımıza göre Nöroloji, Nöroşirurji, Kardiyoloji ve Anesteziyoloji-Reanimasyon uzmanı olan toplam 4 hekimden oluşan heyet tarafından gerekli bütün tetkikler yapıldıktan sonra saptanmaktadır. Beyin ölümü hem tıbbın hem de hukukun ölüm olarak kabul ettiği bir durumdur. Beyinde kan akımı durmuştur. Beyin ile vücut arasında artık iletim olmuyordur. Ancak kişinin kalp atımı verilen tıbbi destek ile bir süre daha devam edebilir. Bu ortalama 24-72 saattir. Bu ortalama bir zamandır bazı vakalarda çok daha kısa bazılarında ise daha uzun sürebilir. Ne yazık ki hiçbir koşulda tıbbi olarak sonuç değişmez. Böyle bir durumda beyin ölümü tanısı ile kaybedilen bu hastaların yakınları ile organ bağışı için bir görüşme yapılır. Ailenin organ bağışı yapmayı kabul etmesi durumunda ise yine ailenin bağışladığı, fonksiyonları devam eden organlar başka hastaların tedavisi için alınır ve o hastalara nakledilir" ifadelerini kullandı.

BEYİN ÖLÜMÜ GRÇEKLEŞEN BİN 291 HASTADAN ANCAK 333 TANESİNİN AİLESİ BAĞIŞ YAPMAYI KABUL ETTİ

Türkiye'de organ bağışı sayısının çok düşük olduğuna dikkat çeken Kılıç, "Bizim ülkemizde ne yazık ki insanların kaybettikleri yakınlarının organlarını bağışlama oranı çok düşüktür. Geçtiğimiz yıl (2011) ülkemizde tespit edilebilen, beyin ölümü ile kaybedilen hasta sayısı bin 291'dir. Ancak bu insanların sadece 333 tanesinin ailesi organ bağışı yapmayı kabul etmiştir. Bu yıl ki veriler de neredeyse aynı. Ülkemizde bazı bölgelerimizde (İzmir, Antalya, Bursa gibi) bağış oranı diğer bölgeler göre daha yüksektir. Bazı bölgelerimizde de bağış oranı yok denecek kadar azdır. Oysa organ nakli bekleyen her bölgeden, her yaşta, her türlü insanımız var. Her an hepimizin bir yakını bekleme listesinde organ bekliyor olabilir. Düşünün ki evladınız hasta, kalp yetmezliği, karaciğer yetmezliği… vs var. Onu kurtarabilecek bir tadavi var, organ nakli olabilir ve yaşamaya devam edebilir. Ancak bunun için çoğu zaman hiç tanımadığı birisinin onun için yapacağı bir iyiliğe ihtiyacı var. Beyin ölümü ile bir yakınınızı kaybettiğinizde yaşanan şey budur. Siz yakınınızı kaybediyorsunuz ama hiç bilmediğiniz bir yerde o organa ihtiyacı olan 4-5 hatta daha fazla insanın hayatını kurtarıyorsunuz. Bazen çaresiz oluyorsunuz bazen de çare siz oluyorsunuz" dedi.

"ORGAN BAĞIŞINA HAYATTAYKEN KARAR VERMEK LAZIM"

"Ülkemizin insanı aslında hep vericidir, iyilik yapmayı sever, zor durumlarla baş edebilir ancak nedense organ bağışı konusunda pek olumlu düşünemiyorlar" diyen ebru Kılıç "Belki de 'organ bağışı yapar mısınız?' sorusuna gerçekten bir yakınını kaybettiklerinde karşılaştıkları içindir. Bu neden ile organ bağışını daha hayatta iken düşünse karar vermiş olsa bağış oranı daha fazla olabilir. Bu nedenle bu konuda düşünmek ve karar vermek, konuyu tam olarak bilen insanlardan bilgi almak önemlidir. Zaten kişinin hayatta iken, serbest iradesi ile tıbben yaşamı sona erdikten sonra doku ve organlarının başka hastaların tedavisi için kullanılmasına izin vermesine 'Organ Bağışı' denir. 18 veya üstü bir yaş ve akli dengesi yerinde olan herkes devlet ve üniversite hastanelerindeki organ nakli koordinatörlüklerine başvurarak organ bağış kartı alabilirler. Ülkemiz de beyini ölümü gelişen kişi sağlıklı olduğu dönemde oluşabilecek beyin ölümü halinde organlarının bağışlanmasını vasiyet etmiş veya organ bağışı yaptığına dair karta sahip olmuş olsa dahi 1. derece akrabalarının onayı olmadan organları alınamaz. Bu nedenle hasta yakınları ile ilgili hastanenin organ nakli koordinatörleri organ bağış konusunda kaybedilen hastanın yakınları ile

görüşmeler yaparak onlara bu durumu anlatırlar.

Kişi bağış yapmış olsa dahi ailesinin de bu konuda rıza göstermesi, gönüllü olmasını önemsemekteyiz.Gelişmiş ülkeler organ nakli sayıları incelendiğinde ağırlıklı olarak yapılan nakillerin,

beyin ölümü sonrası yapılan nakiller olduğu görülmektedir.

Örneğin İspanya'da tün nakillerin yüzde 80'i beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden yapılmakta ancak ülkemizde bu oran yüzde 20'ler civarındadır. Maalesef ülkemizde beyin ölümü tanısı konulduğunda aileler dini nedenler ve ölü bütünlüğünün bozulmasının istememe gibi çeşitli nedenle ile organ bağışında bulunmaktan endişe duymakta ve bu nedenle bağıştan kaçınmaktadırlar" şeklinde konuştu. - Trabzon

8