Antakya'daki tarihi olimpiyat merkezinden geriye yalnızca olimpiyatları yağmur ve sıcaklarda seyretmek için yapılmış olan seyir localarının kalıntıları kaldı.
Bunlardan biride Antakya'daki köy garajlarının ortasından geçen yolun orta refüjündeki mezarlığın içinde yer alıyor. Bir bölümü de Antakya Mezbahana Müdürlüğü bahçesinde bulunan tarihi kalıntıların M.Ö.526 yılında meydana gelen deprem sonucu tüm tesisleri yerle bir edince, olimpiyatların da sona erdiği biliniyor. Bu gün Belediye Mezbahası'nın bulunduğu alanda halen olimpiyatları yağmur ve sıcaklarda seyretmek için yapılmış olan seyir localarının kalıntıları bulunmaktadır. Olimpiyat alanın M.Ö.11 yüzyıla dayandığını hatırlatan Antakyalı Araştırmacı Yazar Zafer Sarı, sportif etkinlerin o dönemlerde 4 yılda bir yalnızca atletizm alanında yapıldığını, M.Ö 776 yılında olimpiyat takviminin belirlenmesi ile esas olimpiyatların başladığını söyledi. Yaptığı araştırmalarda, zaman içerisinde çok önemsenilen olimpiyatlar nedeniyle savaşlar ve çatışmaların bile çıktığını dile getiren Sarı, bu savaşların zaman zaman olimpiyat etkinliklerin durmasına neden olduğunu hatırlattı. M.Ö 350 yılında olimpiyat oyunlarının kesin şeklini aldığını anlatan Sarı, bu dönemlerde yarışmalarda branşların artırıldığına işaret etti. Sarı, tarihi olimpiyat şehrinden geriye kalan seyir localarının restore edilip bir şekilde kurtarılması ile turizme kazandırılabileceğini ifade etti.
Bir zamanlar Antakya'daki Olimpiyat oyunlarında galip gelenlerin memleketlerinde kahramanlar gibi karşılandığını ve yaşadıkları şehirlerde heykelleri dikildiğini anlatan Sarı şöyle konuştu: "Antakya'da ilk olimpiyatlar kapsamlı olarak M.Ö. 195 yılında Daphane (Harbiye) beldesinde yapılmıştır. Kral Antiokhos IV Epifones zamanında M.Ö.167 yılında düzenlenen olimpiyatlar 30 gün sürdü. Olimpiyatların başlangıç korteji tarihin en muhteşemiydi. Oyunlar öncesi ucu görülmeyen bir resmi geçitle açılmış. Törenlerde 5 bin Romalı zırhlı asker, 5 bin Misyalı, altın başlıklı 3 bin Kilikyalı asker, daha sonra 3 bin Trakyalı, 5 bin Galat'lı altın ve gümüş kalkanları ile 20 bin Makedonyalı, 50 çift gladyatör, filler, tanrı ve tanrıça ve kahraman heykelleri resmi geçit törenlerine kalmış. Antakya Hipodromu'nda, sportif faaliyetlerin yanında tiyatro, temsil, müzik etkinlikleri, atletizm ve at yarış araba yarışmaları yapılıyordu. İstanbul'dan en ünlü yarış arabası yarışçıları burada hipodromda yarışmışlar. Dünyanın en ünlü at arabası yarışçısı olan Callispos, Antakya Hipodromu'nda yarışmış."