Tamer Karadağlı Aşkını Anlattı!
'Tamer Benim Kahramanım. Ona Hissettiğim Aşk Çok Kuvvetli, Aşktan da Öte Bir Şey, Hayatımı Kurtardı Gibi Hissediyorum'
'TAMER BENİM KAHRAMANIM. ONA HİSSETTİĞİM AŞK ÇOK KUVVETLİ, AŞKTAN DA ÖTE BİR ŞEY, HAYATIMI KURTARDI GİBİ HİSSEDİYORUM'
Son günlerin en merak edilen kadını o... 'Yuva yıkan kadın' da, 'Aşk skandalı ünlü olmasına yaradı' da dendi hakkında... Ama o kameralardan uzak kalmayı tercih etti. Tamer Karadağlı ile yaşadığı aşk gündemden düşmeyen 34 yaşındaki Deniz Uğur, kalkanlarını ilk kez 'Yeni Aktüel' için indirdi ve her şeyi Tuluhan Tekelioğlu'na anlattı...
* İlk evliliğinizi 19 yaşında yaptınız. Ardından İsmail Hakkı Sunat ile evlenip, kariyerinizin en parlak döneminde çocuk sahibi oldunuz...
Duygularıyla hareket eden, güçlü ve cesur bir kadınım. İlk sevgilimle evleniverdim çünkü babam muhafazakardı ve bir flörtüm olmasına izin vermedi. Benim hiç sevgilim olmadı, hep eşim oldu. Bu yüzden üniversitede alay konusu bile olmuştum. 22 yaşında boşandım, 23'ümde İsmail Hakkı ile tanıştım. Ona çok aşık oldum. 'Yalan Dünya' adlı dizide sevgili rolü oynuyorduk. Acayip bir şeydi. Hala da öyle. Yaşasaydı da devam ederdi.
* Onu acı bir şekilde kaybettikten yıllar sonra, bugün aşkı yine aynı şekilde mi yaşıyorsunuz?
Uzun bir süre hiçbir duygu hissetmedim. Panik atak geçirdim. Sakinleştirici kullanıyordum. Eşimin bu şekilde öldürülmesi, ancak bir aksiyon filminde görebileceğim bir durumdu. Reklam filmindeki mutlu bir aile gibiydik. Uzaktan baktığımda 'Bu kadar mı doğru cast yapılır' diye düşünürdüm. Oğlum Engin Deniz'le İsmail Hakkı, hamakta koyun koyuna uyuduklarında onları izler, ağlardım. O tabloyu kaybetmekten çok korkuyordum ama o tablo çok feci bir şekilde bozuldu.
* Eşinize verdiğiniz bir söz var mı?
10 dakika önce konuşmuşsunuz. 10 dakika sonra sevdiğiniz adam yerde, cansız... İnanmak istemiyorsunuz. Ona yüksek sesle söz verdim. Bütün kararlarımızı uyguluyorum. Oğlum babası varken uyumuştu, uyandığı zaman artık babası yoktu. Ertesi gün onu annemle İstanbul'a yolladım. Nefes alamıyorum, oturamıyorum, ayakta duramıyorum, ağlayamıyorum... Doktor iğneyle uyutmak istedi. Eğer uyursam uykumda her şeyi unutacaktım; sabah yeniden bu durumu öğrenmek istemiyordum. İstanbul'a döndük, psikologlar, panik atak, ölme isteği... Sonra babam çok sert bir konuşma yaptı. Çalışmak zorunda olduğumu hissettirdi.
* Nasıl biriydi Hakkı Sunat?
Öyle bir adamdı ki, ona sırtınızı yaslayın ve hiçbir şey düşünmeyin. Sizin işiniz sadece mutlu olmak olsun! Her şeyi o düşünürdü. Sanki süper kahraman. Hep 'Bana güven, bana hiçbir şey olmaz' derdi. Çok güvenmiştim. Her zaman yanımda olacaktı. Onu kaybettikten aylar sonra bile, günlük hayatımda ne olup bittiyse, bilgisayara oturup ona anlatıyordum. 100 sayfalık bir dosya olmuş. Her gece mektup yazıyordum. Doktor bu şekilde onu hayatta tutmaya çalıştığımı anlatarak, dosyayı silmemi istedi. Çalışmaya başlamam gerektiğini anlattı. O dönemde de 'Yağmur Zamanı' için teklif geldi.
* Bu diziden önce Tamer Karadağlı'yı tanıyor muydunuz?
Hayır. Oyunculuk yapmak bana İsmail Hakkı'yı aldatmak gibi geliyordu. Ailem çekimden bir saat önce geldi, sırtımdan iterek sete soktular. Bir insanın senin canının parçasını öldürebileceğini görmek korkunçtu. Bu yüzden sette uzun bir süre herkese şüpheyle yaklaştım. Tamer çok üzülüyordu. O da bir skandalın içinden çıkmıştı, kimseye güvenmiyordu. Uzaktan da olsa İsmail Hakkı'yı tanıyordu, benimle çok konuştu. Neler yaşadığımın en yakın tanığıdır. Çocuğum ve Tamer'in güç vermesi beni delirme noktasından uzaklaştırdı. İsmail Hakkı'nın öldüğünü gördüğümde, 'Allah'ım ben şimdi ne yapacağım? Sistem çöktü artık' diyordum... O kız, o şekilde kalsaydı hayatına tek başına devam edemezdi. Ama başka biri oldum.
* Şu an Tamer Karadağlı'ya karşı hissettikleriniz, eşinize duyduğunuz aşk kadar kuvvetli mi?
Karşılıklı rol yaparken bir elektriklenme oluyordu. Tamer önce en güvendiğim insan haline geldi. Oğlum Engin Deniz'le de ilgilendi, ona da iyi geldi. Doktorluk yaptı bana. Ben İsmail Hakkı'ya çok aşık olmuştum, ölene kadar devam edecek. Ama bugün hissettiğim daha kuvvetli bir aşk. O zaman zedelenmemiş bir insandım. Ama sonra aşık olmaya uygun bir durumda değildim. Aşık olmaya tekrar güç bulabildiysem, tekrar birine güvenebildiysem, bu çok güçlü bir paylaşım demektir.
* Tamer Bey'le aşk yaşayarak Arzu Balkan'a haksızlık yaptığınızı düşünenler var...
Zaman içinde taşlar yerine oturacaktır. Kimseye 'Beni yanlış tanıttılar, ben öyle biri değilim' diye çırpınmak zorunda değilim. Herkes ne görmek istiyorsa onu görür. Yanlış ve haksız bir şey yaptığıma inanmıyorum. Kimseye dürüstlük dışı davranmadım, haksızlık etmedim. Herkes kendi penceresinden bakıyor. Ben çok başka bir yerden bakıyorum hayata. Belki de bu yüzden her şeyi soğukkanlı karşılayabiliyorum ama kalp ilacı kullanarak. Tamer de insanların dışarıdan gördüğü gibi biri değil. Mesela çapkın olduğuna inanmıyorum.
* Tamer Karadağlı'yı bize nasıl anlatırsınız?
Tamer benim kahramanım. Aptalca bir şekilde yansıtıldı. Biz ne yaşıyoruz, onlar nerede? Tamer için 'Sorumluluk taşımayacağı bir hayatı tercih etti' diyorlar. Benimle mi sorumluluk taşımamak? Bu cinsellikle de, şehvetle de ilgili bir şey değil. Aşktan da öte bir şey. Benim hayatımı kurtardı gibi hissediyorum. Taşlar atıyorlar bana ama çarpıp yere düşüyor. Beni yaralayamazlar.
* Oğlunuz Engin Deniz'in Tamer Karadağlı ile arası nasıl?
Tamer'le birlikte bir süper kahraman icat ettiler; 'Tamerman' diye. Okulda Engin Deniz'i bir arkadaşı üzmüştü. 'Babam gelip seni döver' demiş. Onlar da 'Tamerman'ı yarattılar. Gerekirse gelir, okulda korur gibi...
* Babası yerine mi koyuyor Tamer Bey'i?
Erkek çocuğu olarak bir model almak isteyebilir. Tamer de güçlü bir insan. İnşallah onu model alır. Ama dünya üzerinde hiçbir erkek rahmetli İsmail Hakkı gibi sevemeyecek oğlumu. Olağanüstü güzel bir çocuğum var. Pozitif enerji kaynağım benim. Ona sahip olmak, her şeye sahip olmak demek.
* Oğlunuz babasının öldürüldüğünü biliyor mu?
Evet. Psikologlar anlatmam gerektiğini söylediler. Ama o kadar küçük bir çocuğun ölümü kabullenmesi çok zor oluyor. Anlıyor, geri gelmeyeceğini biliyor ama babasını özleyince 'Biz de gidelim cennete' diyor. Ya da aradan üç ay geçiyor, kapı çalıyor, 'Babam mı geldi?' deyiveriyor birden. Allah kimseye böyle ölüm acısı vermesin. Çok yakışıklıydı, çok aşıktık, böyle olmamalıydı.
* Hayatta hep aşık kalınabileceğini düşünüyor musunuz?
Bir yerde okumuştum. Aşkın hiç bitmemesi için bir suç ortaklığı durumu olmalıymış. Başka kimseyle paylaşmadığın, ortak bir ideal, ortak değerler, ortak bir şey!
* Siz hangi suç ortaklığında buluştunuz Tamer Bey'le?
Bizim suç ortaklığımız, çok alışılagelmiş bir başlangıç olmaması! Tamer hayata bağlanmamı sağladı. Onunla gülmeye başladım. Beni her zaman çok güldürüyor. Her türlü duygusal durumun daha yüksek boyutunu yaşıyorum onunla. Onun yanında içimdekileri dışarıya çıkarabilmeyi yeniden öğrendim. O kadar kısa ki ömür dedikleri... Bu süre içinde ne yapabiliyorsan çok iyi değerlendirmek lazım. Sadece nefes alıp verdiğin için bile mutlu olman lazım. Yaşam çok değerli. Yaşadığın güzel şeylere sonuna kadar sahip çıkacaksın. Tamer'le aramızda karşılıklı verilmiş bir söz var. Birlikte olalım olmayalım, ne zaman, nerede ihtiyacı olursa, her şeyi bırakır yardımına koşarım. O da benim için yapar, biliyorum...














