ABD seçim sürecinin bir sonraki kritik dönemeci 4 Mart. Demokrat Parti'den Senatör Barack Obama ve Senatör Hillary Clinton, Teksas ve Ohio eyaletlerinde kozlarını paylaşacak. Hillary'nin bu eyaletlerdeki seçimleri kazanması halinde yarışın Ağustos ayındaki Demokrat Parti kurultayına kadar sürebileceği yorumları yapılıyor. Bu durumda son sözü ise süper delege diye adlandırılan partinin önde gelenlerinin söylemesi bekleniyor.
ABD ile birlikte dünya siyahi Senatör Barack Obama'nın yükselişini izliyor. Siyaset sahnesinin bu nisbeten yeni yüzü, samimiyeti, şiirsel hitabet tarzı ve en önemlisi de karizmasıyla kitleleri peşine takıyor. Senatör Hillary Clinton ise zor günler yaşıyor. Süper salı diye adlandırılan 3 Şubat tarihinden bu yana Clinton cephesi önemli bir başarı elde edemedi. Hillary, seçim meydanlarında Obama'nın akıcı üslubunu taklit ederek seçmeni etkilemeyi bile denedi. Seçmen ise gerçeği varken Hillary'ye pek yüz vermedi.
OBAMA BÜYÜLÜYOR
Siyasi gözlemcilere göre eyalet bazında ön seçim yarışında Barack Obama daha şanslı. Hillary'yi daha çok beyaz kadınlar, gelir seviyesi düşük seçmen ve Hispanik diye adlandırılan Latin kökenli seçmen destekliyor. Obama ise geçen hafta Virginia, Maryland ve başkent Washington'da yapılan önseçimlerde Hillary'nin seçmeninden de almaya başladı. Çünkü Obama büyüsü herkesi sarmaya başladı.
Obama'nın en önemli destekçilerine gelince siyahiler, orta gelirliler, en önemlisi de beyaz erkekler. Daha önce Demokrat Parti'deki yarışta Senatör John Edwards'ı destekleyen beyaz erkekler, siyasi bir başkan adayına kadın bir başkan adayından daha yakın. Seçimi dikkatle izleyen bir diğer grup ise Evanjelist diye adlandıran aşırı muhafazakar grup. Bu seçmen grubu 2004 seçimlerinde topluca oylarını George W.Bush'a vererek yeniden kazanmasını sağlamıştı. Şimdi bu blok, Cumhuriyetçi Parti'de kendine uygun bir aday bulamıyor.
BIG MAC'E UZAKLAR
Cumhuriyetçi Parti'de başkan adaylığı yarışında Senatör John McCain önde gidiyor. Dindarlar ise özellikle 'Big Mac' lakaplı McCain'in eşcinsel evlilik ve kürtaj konularındaki olası tercihlerinden endişe duyuyorlar. Bu nedenle de oylarının Demokrat Parti'ye kayabileceği yorumları yapılıyor. Demokrat Parti de ise Kenyalı Müslüman bir babadan dünyaya gelen Senatör Barack Obama'yı daha yakın duruyorlar. Göbek adı 'Hüseyin' olduğu ve medresede eğitim gördüğü öne sürülen Obama ise her fırsatta Hıristiyan olduğunu vurguluyor. Hatta konuşmalarında İncil'den alıntıları ve şairane tonlamasıyla onu vaize benzetenler bile var.
Boston Üniversitesi Boisi Din ve Amerikan Kamu Hayatı Merkezi'nden Alan Wolfe, "Obama'nın da Clinton'ın da ciddi dini referansları var, dindar kesime eski Demokrat adaylardan daha yakın gelebilirler" diyor.
SÜPER DELEGELER
Demokrat Parti’den başkan adayları önseçim sürecinde kozlarını paylaşamasa ne olur? Bu durumda Demokrat Parti, başkan adayını belirlemede Cumhuriyetçi Parti’nin gerisinde kalmış olacak, dolayısıyla avantaj karşı tarafa geçebilir. Hillary ve Clinton’ın Ağustos ayındaki kurultay öncesinde anlaşamaması halinde başkan adayının belirlenmesinde süper delegeler belirleyici olabilir.
Demokrat Parti’de başkan adayı olabilmek için 2025 delegenin desteğini alması gerekiyor. İki tür delege var. Eyalet bazında belirlenen delegeler. Bunlar, kurultayda eyaletin aldığı kararlar doğrultusunda oy vermek zorunda, yani bağımsız oy veremiyorlar. Delegelerin belirlenmesi ise eyaletler ve partilere göre değişiyor. Bir de süper delegeler var. İlk kez 1982 yılında Demokrat Parti’de uygulanmaya başladı. Sayıları 796. Demokrat Parti’nin Kongre’deki tüm üyeleri, eski partili başkanlar ve valiler bu gruba dahil. Ayrıca parti yönetiminin üst düzey yetkilileri bu gruba giriyor. En önemli özellikleri ise bağımsız oy verebiliyor olmaları. Yani eyalet bazında alınan kararlar onları bağlamıyor.
Bu nedenle hem Hillary, hem de Obama cephesi, süper delegelere yakın markaj uyguluyor. Süper delege yarışında şimdilik göstergeler Hillary’den yana. Kararsızlar ise önemli bir grubu oluşturuyor. İbre her an Obama’dan yana kayabilir.