Son yıllarda yaşanan kuraklık ve su kalitesindeki düşüş ambalajlı suya olan talebi giderek artırıyor. Geçen yaz
İstanbul ve
Ankara'da yaşanan su kesintileri sebebiyle talebi karşılayamayan su firmaları bu kez işi sıkı tutuyor.
Firmalar yaz öncesi yüzde 50'ye varan kapasite artırımına giderken, bu alandaki yeni yatırımlar da birbirini izliyor. 2005 yılı sonu rakamları itibariyle Türkiye'de yıllık toplam ambalajlı su üretimi 7 milyar litre iken, son 2 yılda üretim 8.5 milyar litreye ulaştı. 2008 yılı yaz aylarında ise 10 milyar litreyi bulması bekleniyor. Sektörün pazar payı ise 1 milyar 300 milyon doları geçti. Kuraklığın artmasıyla su pazarının daha da büyüyeceği ifade ediliyor. Su firmaları 2008 yazı için şimdiden hazırlıklara başladı.
Kaliteli kaynak sularının büyük bölümü Sakarya ve Bursa'da bulunuyor. Yılda 3.5 milyar litre suyun ambalajlandığı Sakarya'da fabrikalar yüzde 50'ye varan kapasite artırımına giderken, yeni fabrikalar da sektörde yerini alıyor. Sakarya'da 2005 yılında 13 firma faaliyet gösterirken, 2007 yılı sonu itibariyle firma sayısı 24'e yükseldi. Ayrıca 2007 yılında 7 firmaya daha doğal kaynak ve içme suyu ruhsatı verildi. Bu firmaların da yakında su ambalajlamaya başlamasıyla birlikte Sakarya'da sektörde faaliyet gösteren işletme sayısı 31'e yükselecek. Sakarya İl Özel İdare Müdürlüğü, yoğun talep ve yeni su kaynağı azlığı sebebiyle müracaatları durdurma kararı aldı.
Aytaç Akyudum Su satış sorumlusu Mücahit Ersoy, küresel ısınmayla birlikte ambalajlı suya olan talebin arttığını belirtiyor. 2007 yazında Ankara ve İstanbul gibi büyük metropollerde su kesintileri ve kuraklık sebebiyle sektörde bir hareketlenme yaşandığını hatırlatan Ersoy, 2008 yazında da bunun artarak devam etmesinin beklendiğini kaydediyor. Aytaç olarak bu yıl yeni bir su kaynağı daha kiralayarak kapasiteyi yüzde 50 oranında artırdıklarını dile getiren Ersoy, "Bu yaz ambalajlı suya büyük bir talep olacağını bekliyoruz. Artık sadece pet şişe değil, damacana satışı da artıyor. Zengin, fakir her eve ambalajlı su girmeye başladı." diyor.
Buzdağı Kaynak Suyu firmasından Ahmet Balkancı, ambalajlı su sektöründe iç talebin giderek arttığını dile getirdi. Bu yıl yüzde 30 kapasite artırımına gittiklerini aktaran Balkancı, ayrıca İngiltere, Almanya ve Kıbrıs'a su ihracatı yaptıkları bilgisini veriyor.
Kardelen Su üretim sorumlusu Ahmet Erin, yazın iç talebe yetişmek için tam kapasite çalıştıklarını anlatıyor. 2007 yılında yüzde 30 büyüme sağladıklarını, bu sene de kapasiteyi yüzde 50 artırdıklarını kaydeden Erin, "Şubat ayından beri yoğun bir şekilde üretim yapıyoruz. Yaz aylarında talebi karşılayamayacağımızı düşünerek şimdiden stok yapmaya başladık. Çünkü geçen sene su firmaları iç talebi karşılayamadı. Bu sebeple şimdiden önlem alarak yaz aylarında talebe yetişmek için şimdiden tam kapasite çalışıyoruz. Ayrıca yeni su kaynağı arayışı içerisindeyiz" diyerek sektörde yaşanan hareketliliği özetliyor.
Doğal Kaynak ve Maden Suyu Üreticeliri Derneği (SUDER) araştırmasına göre, Türkiye'de ambalajlı su tüketimi Avrupa ülkelerinin çok gerisinde kalıyor. Ülkemizde kişi başına yıllık su tüketimi 93 litre iken Avrupada ise 150 llitreyi buluyor. Ancak sektör gelecekten umutlu. SUDER yakın bir gelecekte her eve ambalajlı su gireceğine inanıyor. 75 milyonluk nüfusun her gün içmek için en az 1 litre su ihtiyacı olduğunu hesaplayan SUDER, bunun da yılda 27 milyar litre su tüketimi olacağının altını çiziyor. SUDER Başkanı Olcay Sunucu, sektörün geleceğinin çok parlak olduğunu, artık köylerdeki evlere bile damacana suyun girdiğini kaydediyor.
SUDER araştırmasına göre, doğal kaynak sularının değerlendirilmesinde birtakım yanlışlıklar yapıldığının altı çiziliyor. Türkiye'nin su zengini olmadığı, kaynakların çok iyi korunması ve değerlendirilmesi gerektiği değinilen araştırmada, özellikle tarımsal alanda tarla sulama pratiklerinde çok değerli temiz su kaynaklarının israf edildiği belirtiliyor. Araştırmada şu görüşlere yer veriliyor: "7 katı tasarruf sağlayan ve ürün verimliliğinde de büyük artış sağlayan damlatma sistemi genelde hiç kullanılmamaktadır. Ayrıca, bu değerli sular bir depo veya gölette stoklanmadığı için sulamanın yapılmadığı zamanlarda sürekli boşa akmaktadır. Suyun çok bol olduğu, ihtiyacın ise az olduğu bazı bakir bölgelerimizde bu israfın hiçbir önemi olmayabilir, ancak temiz su kaynaklarının en iyi şekilde değerlendirilmesi gereken büyük şehirlerimizde ihtiyaçların da arttığı düşünülerek bu israfların asgariye indirilmesi gerekir."
Su kaynağı kiralamak isteyen kişi yada kurumlar illerde Özel İdare Müdürlüğü'ne başvuruyor. Doğal kaynak suyu ruhsatı alabilmek için su çeşitli analizlerden geçiyor. Sağlık Bakanlığı'ndan 'suyun içilebilir ve sağlıklı' olduğuna dair onay alınıyor. Ayrıca Devlet Su İşleri tarafından da radyoaktivite testinden geçiriliyor. Analizlerin uygun çıkması halinde ruhsat veriliyor. İşletme özel idareler tarafından belli periyotlar dahilinde denetleniyor.