"Şiddete Karşı Örgütlenelim"

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Candansayar, "Toplumdaki Şiddeti Azaltmanın En İyi Yolu, Şiddetin Çözümlenmesi Sürecinde Sağlık Sistemini Devreye Sokmak. Türkiye'deki Bütün Hastanelerde Şiddetle İlgili Bir Örgütlenmenin Olması Lazım" Dedi. 

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Selçuk Candansayar, “Toplumdaki şiddeti azaltmanın en iyi yolu, şiddetin çözümlenmesi sürecinde sağlık sistemini devreye sokmak. Türkiye'deki bütün hastanelerde şiddetle ilgili bir örgütlenmenin olması lazım” dedi.

Candansayar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üniversitenin tıp fakültesi acil servisine geçen yıl darba uğramış 338 kişinin geldiğini, bunların 109'unun kadın olduğunu bildiren Candansayar, “2001-2006 yılları arasında başvuran kadın sayısı 189'du. Bu sayı bir yılda 109'a ulaşmış. Kadınlara yönelik bu kadar yaygın bir şiddet patlaması var” dedi.

Üniversitede 3 yıl önce kadına yönelik şiddeti önleme grubu kurduklarını anlatan Candansayar, geçen yıl bu grubun çalışmalarını hastane koşullarına uygun hale getirmek için hastane acil servisi içinde psikiyatri anabilim dalına bağlı şiddet birimi açtıklarını anımsattı.

Kadın doğum, ortopedi ve acil servis çalışanlarının da birimin danışmanlar kurulunda yer aldığını belirten Candansayar, “Bu birimi acil servis içinde açmamızın en temel nedeni, şiddet mağdurlarının genellikle darba maruz kalmış ya da başka bir tanıyla acil servise gelmeleriydi. Biz birimde, darba uğramış herkesi bir sosyal çalışmacıyla birlikte yeniden değerlendiriyoruz. Bu değerlendirmeden sonra şiddete maruz kalan kadınlara psikolojik ve sosyal hizmetler veriyoruz” diye konuştu.

Ankara Barosu, kadın kuruluşları ve Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) ile iş birliği içinde çalıştıklarını kaydeden Candansayar, birimde bir yandan şiddete uğrayan kadının tıbbi problemleri çözülürken, bir yandan da hukuki danışmanlık hizmeti verdiklerini ve barınma konusunda kadınları SHÇEK'e yönlendirdiklerini anlattı.

-“KADINA YÖNELİK ŞİDDET ARTIYOR”-

Dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye'de de şiddet eğilimlerinin arttığını savunan Candansayar, özellikle kadın, çocuk, yaşlı ve engelli gibi dezavantajlı gruplara yönelik şiddetin daha hızlı arttığını ifade etti.

Candansayar, şunları kaydetti:

“Türkiye, 25 yıldır değişiyor. Biz bu süreçte aile, kadın-erkek ilişkisi, çalışma koşulları ve iktidar ilişkilerinde çok büyük bir dönüşüm yaşıyoruz. Bu sadece 2 yıl, 5 yıl önceki iktidar değişmesiyle açıklanabilir bir durum değil. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de toplumda liberal ekonomik yapı yerleşiyor. Bu yapıya eşlik eden de yeni muhafazakarlık dediğimiz yeni bir yapılanma ortaya çıkıyor. Bu yapılanma toplumda dezavantajlı yanılsaması yaratan grupları, koruma ilkesini ileriye sürerek aslında daha çok dezavantajlı hale getiriyor.”

Türkiye'de kadına yönelik şiddetin ciddi bir problem olduğuna işaret eden Candansayar, kadını kamusal alandan, toplumsal hayattan eve doğru çeken, ona sadece anne ve ev kadını rolü yükleyen bir kültürel değişim olduğunu ileri sürdü. Bir toplumda kadınların toplumsal hayata katılımlarının artmasının iktidar için tehdit oluşturduğunu savunan Candansayar, “Günümüzde kadının daha çok şiddete uğraması, toplumsal hayata daha çok katıldığı için başına geliyor” dedi.

Şiddetin her insanda örselenme yarattığını belirten Candansayar, şiddetin en temel probleminin şiddete uğrayanda yarattığı fiziki değişimden çok, kişinin şiddetin anlamlandırılması olduğunu ifade etti. Bir insanın kendini kurban gibi hissetmesinin aynı anda suçluluk da hissetmeye başlamasına neden olduğunu kaydeden Candansayar, bir süre sonra şiddet mağdurunun 'ben bu şiddete maruz kalmak için ne yaptım' diye kendini sorgulamaya başladığını belirtti. Candansayar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sonunda mağdur mutlaka kendi yaptığı, suç olarak gördüğü bir şey bulur. Toplum da ona buldurur. Maaşını kendi bildiği gibi harcama, çocuğunu kendi istediği gibi yetiştirmeye kalkma, evin içerisinde söz hakkı olduğunu savunma gibi... Toplumsal yapı da şiddete uğramanın nedeninin kadının tutumundan olduğuna yönelik bir düşünce yaratır. Bu kendiliğinden 'erkeğinin sözünden çıkma, maaşını olduğu gibi kocana ver, evde kocanın sözünün geçmesini kabul et, o zaman şiddete uğramazsın' gibi bir çıkarıma neden olur. Şiddetin asıl zararı da budur. Şiddetin psikiyatrik bir rahatsızlıktan çok, toplumda yarattığı ruhsal değişim önemli.”

-“ŞİDDET BİR SAĞLIK SORUNU”-

Kadının toplumsal bilinçlenmesi, şiddete uğradığında başvuracağı yerler olduğunu bilmesi konusunda bilincin çok arttığını kaydeden Candansayar, “Artık şiddete uğrayan kadınlar 'kol kırılır yen içinde kalır' anlayışıyla susmak yerine, konuşurlarsa destekleyicilerinin olacağını hissetmeye başladılar” dedi.

Şiddeti bir sağlık sorunu olarak tanımladıklarını kaydeden Candansayar, bu nedenle birime başvuran kadın sayısının arttığını düşündüğünü belirtti.

Üniversitede çok sayıda şiddete yönelik bilgilendirici toplantılar yaptıklarını anlatan Candansayar, toplantılar sayesinde sağlık personelinin de şiddetle ilgili bilinçlendiğini kaydetti.

Kadına yönelik şiddette sağlık çalışanlarının önemine değinen Candansayar, “Toplumdaki şiddeti azaltmanın en iyi yolu, şiddetin çözümlenmesi sürecinde sağlık sistemini devreye sokmak. Türkiye'deki bütün hastanelerde şiddetle ilgili bir örgütlenmenin olması lazım. Çocuğundan kadınına, yaşlısından gencine herkes şiddete maruz kaldığında hastaneye başvurabileceğini bilmeli. Şiddet sağlık çalışanlarının çözmesi gereken bir sorun” diye konuştu.

Şiddet mağduru kadınların sağlık merkezine başvurmaktan çekinmemesini isteyen Candansayar, “Çünkü orada onları bekleyen, yardım edebilecek ve yönlendirecek birileri var. Fiziki ya da ruhsal bir örselenme yaşıyorsanız sağlık personeline gidin, gerisini onlar çözerler” diye konuştu.

(TBK-ARD)

10:03 24/04/08"

Haber Yayın Tarihi: 24 Nisan 2008 Perşembe Saat 11:55

Yazdırılan Sayfa: http://www.haberler.com/siddete-karsi-orgutlenelim-haberi/

(C) 2006-2008 Haberler.Com
Yeni Medya Elektronik Yayıncılık Ltd Şti.