Filistin'deki topraklarını savaş nedeniyle bırakarak Irak'a iltica eden Filistinli Muntasır ailesi,
ABD'nin Irak'a saldırmasının ardından ikinci vatanlarından da kaçmak zorunda kaldılar.
İki kez savaş yüzünden vatanlarından olan Muntasır ailesi, savaş, silah sesleri, ölmek ve öldürmek sözlerini duymak istemiyor. 9 ay önce Birleşmiş Milletler (BM) tarafından geçici olarak Gaziantep'e yerleştirilen Muntasır ailesi, 60 metrekarelik 2 göz odada yaşıyor. Davut Ahmet Muntasır, Irak'ta ziraat mühendisliği yapıyordu. Ezhar Ali Kadem Muntasır ise Ortadoğu'nun en büyük ilaç firmasında eczacılık yapıyordu. Irak'ta güzel bir hayat sürerken savaşla birlikte herşeylerini kaybettiler. Geleceklerini ve çocuklarını düşünerek BM'ye başvuran Muntasır ailesi, 9 ay önce BM yetkilileri tarafından geçici olarak Gaziantep'e yerleştirildi. Gaziantep'in kenar semtlerinden birinde 80 YTL'ye tuttukları 60 metrekarelik evde yaşayan Muntasır ailesi, biran önce durumlarının netlik kazanmasını istiyor. Karı koca, hukukun işlediği ve insan haklarının olduğu bir ülkede yaşamak istiyor. Bu ülkenin de kendileri için Türkiye olduğunu söyleyen Davut Ahmet ve Ezhar Ali Kadem, Türkiye'de yaşamak istiyor.
Davut Ahmet Muntasır, aslen Filistin'in Hayfa şehrine bağlı İczim köyünden olduğunu söylüyor. İsrail'in Filistin arasındaki savaş yüzünden ailesi ile birlikte Irak'a iltica ettiklerini belirten Muntasır, yıllarca Irak'ta yaşadıklarını ve Irak'ta şiddetli başlayan savaştan sonra bu ülkeyi de terketmek zorunda kaldıklarını belirtti. Irak'tan çıkışlarıda ne Irak pasaportunu ne de başka bir ülkenin pasaportunu kullanmadıklarını hatırlatan Muntasır, "Bize sadece mülteci (vesika dosyası) verdiler, bu belge ile Türkiye'ye giriş yaptık. Türkiye'de kendimizi güvende hissediyoruz. Güvenlik birimleri ve halk bize çok yardımcı oluyor" dedi.
Filistin'in ilk ve son ülkesi olduğunu söyleyen Muntasır, "Biz bu ülkenin parçasıyız ve en kalbi duygularımızla bağlıyız. Nereye gidersek gidelim Filistinli olduğumuzu iftiharla söylüyoruz. Kendi davamızdan ve Filistinliliğimizden vazgeçmek mi asla. Hiçbir zaman davamızdan ve topraklarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Irak'ta güven içinde yaşadık. Irak halkı Filistinlilere çok iyi davrandı. Savaş nedeniyle yine göçetmek zorunda kaldık. İkinci vatanımızı bırakmak zorunda kaldık. Biz bir kader döngüsünün içinde dönüyor ve yarının ne olduğunu bilmiyoruz. Tekrar güzel ülkemize dönmek, toprağımıza, dedelerimizin yaşadığı köylere, topraklara tekrar dönmek istiyoruz. Bu dönüş tabiî ki meşru hakkımızdır. Ama her şey ortada" şeklinde konuştu.
Filistin ismini duyduğunda vücudundaki bütün tüylerin diken diken olduğunu belirten Muntasır, Filistin'e çok bağlı olduğunu ve bu konuda duygularını dile getiremediğini ifade etti. Her iki ülkeye de istikrarın gelmesini isteyen Muntasır, "Irak'ta belirli bir gelirimiz vardı. İşlerimiz çok iyiydi. Eşim de ben de çalışıyordum. Eşim Ortadoğu'nun en büyük ilaç firmasında eczacı olarak çalışıyordu. Şu an her şeyin boş olduğunu anladım. Doğru, daha önce herşey güzeldi ama şimdi bu haldeyiz. Ama en önemlisi şimdi. Ülkesiz ve hangi ülkeye ait olduğumuzu bilmeden yaşıyoruz. Bir ülkeye gitmek için pasaportum dahi yok. Çünkü ülke kavramı ortan kalktı. Bizim istediğimiz en önemli şey BM'nin biran önce muamelelerimizi tamamlaması. Biliyoruz ki Iraklıların işlemleri bir gün içinde tamamlanıyor. Biz Filistinlilere gelince bekliyoruz. 9 aydan beri bekliyoruz. Onlardan istediğimiz, işlemlerin tamamlanması ve biran önce tamamlanması ve Türkiye'de bize bir iş imkanının sağlanmasıdır. Biz onlardan fazla bir şey istemiyoruz. İstikrara gelince, belki Irak, güçlü hükümetle istikrar sağlar ama Filistin için aynı şeyi söyleyemeyeceğim" diye konuştu.
Türkiye'ye gelmeden önce Avrupa'nın bir parçası olduğunu düşündüklerini belirten Muntasır, Türkiye'ye geldiklerinde bütün olumsuz düşüncelerin yerini olumlu düşüncelerin aldığını ifade etti. Muntasır, "Mesela, Irak'ta komşuluk ilişkileri o kadar zayıftı ki komşu komşudan çekinirdi. (Casusluktan dolayı) Ama burada hiç de öyle değil, bizimle yemeklerini bile paylaşıyorlar. Burada komşuluk ilişkileri çok güçlü. Ayrıca, Türkler çok misafirperver. Burada bir nizam ve kanun var ve kanuna riayet var. Ben hukuk devletinde yaşamak istiyorum. İnsanın hukuku anladığı ve hukukun şartlarının olduğu bir ülkede yaşamak en büyük hayalim" ifadelerini kullandı.
Ezhar Ali Kadem Muntasır ise şunları ifade etti: "Buraya gelirken her şeyimizi bırakıp geldik. Biz bir evi değil, bir vatanı bırakıp geldik. Bu, insana çok zor geliyor. Ne yapalım, insanın can güvenliği, çocuklarımızı düşünüp onları nasıl bu savaşın içinden çıkarabiliriz diye düşündük. Verdiğimiz karar da ülkeden mülteci olarak çıkmaktı. Benim ailem Irak'ta tanınmış büyük bir aileydi. Bakın şimdi aile fertlerimin hepsi Iraktalar. Onları çok özlüyorum. Tabii ki dönmeyi temenni ediyorum. Ama burada kendimizi gurbette hissetmiyoruz. Sanki memleketin bir parçasını buraya koymuşlar. Burada bize sorun olan tek şey dil. Buradaki din olgusu Irak'tan daha iyidir. Herkes serbestçe yaşayabiliyor. Peygamber ve sahabelerin isimlerine dahi saygı var."
Türkiye'nin bütün devletlerden daha iyi olduğunu belirten Ezhar Ali Kadem, Türkiye'de kalmak istediğini, en azından günde 5 kez ezan sesi duyduklarını kaydetti.