Son yılların en kurak dönemini yaşayan Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde binlerce tarım arazisinin susuzluktan kurulması üzerine halk sokaklara döküldü.
GAP kapsamında bulunan Şanlıurfa'da olumsuz mevsim şartlarından dolayı araziler kurumaya başlayınca, halk eylem yaptı. Yağış yetersizliği nedeniyle arazileri kuruyan bölge çiftçileri, bu yılın çok zor geçeceğini belirterek meydanlara döküldü.
Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde 20 yıldan beri yaşanan susuzluğa dikkat çekmek için bir araya gelen sivil toplum örgütleri, bugün eylem yaptı. Yasal çerçeve içerisinde haklarını arama konusunda bir araya gelen ilçe halkı ellerinde dövizler taşıdı, sloganlar attı. Suruç ilçesinde bu kez terör örgütü bayrakları yerine Türk Bayrağı dalgalandı. DTP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici de Türk Bayrağı'nın dalgalandığı alanda halka konuştu. Şanlıurfa'nın Suruç İlçesinde 1980 yılından beri yaşanan sulama suyu projesine dikkat çekmek için Sivil Toplum Örgütleri tarafından organize edilen "Su Mitingi"nde binlerce kişi Atatürk Meydanı'nda buluştu.
Mitinge DTP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici, Suruç Belediye Başkanı Etem Şahin, Ziraat Odası Başkanı Hışman Baran, sivil toplum örgütleri, muhtarlar, Suruç Su Platformu üyeleri katıldı.
DTP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici yaptığı konuşmada, "Suruç Ovası'na havaalanından gelirken, yeşil her ne ekersen toprak kupkuru ekinler adeta çığlık atıyordu. İçim burkuldu. Suruç halkı fedakardır, çalışkandır, üretkendir. Ama maalesef ihmal ediliyor. Suruç halkı onurlu bir yaşam için çalışıyor. İki gün önce su için 5 tane insan öldürüldü. İnsanlarımız bir damla su için birbirlerini öldürmesinler. 70 kilometreden yani Fırat'tan Harran'a su akıtıldı. Bozova'ya su getirildi. Suruç ilçesi suyu göremedi" dedi.
Suruç Su Platformu Üyesi İlhami Doğan yaptığı konuşmada, "Bu kitlesel eylem ile yaşadığımız mağduriyetimizi Ankara'ya bildirmek adına burada toplanıyoruz. Suruç kuraklığın yol açtığı, mevsimlik göçler sonucu hayalet bir kasabayı andırmaktadır. Bu yıl yağmurlar da yağmadı. Esnaf siftah yapmadan kepenk kapatıyor. Gençler internet cafe ve kahvehane köşelerinde oturuyorlar. Suruç ovası tarihten beri tahıl ve meyve ambarı olarak bilinmektedir.Yakın zamana kadar Suruç ovası da üç tane su değirmeni çalışıyordu.
1980'li yıllardan itibaren, Suruç Ovası, gün be gün kurudu. Adeta bir damla suya hasret kaldı. Nar bahçelerimiz birer birer yok oldu. Yemyeşil ovadan eser kalmadı. Toprağı gibi bereketli olan insanları da nar taneleri gibi, dört bir taraf göçebe olarak dağıldı. Yüzlerce, köy kuraklık yüzünden, viraneye döndü. Haber bültenlerinde yer alan, kamyon kasalarındaki, ölenlerin Suruçlu olması tabi ki kaçınılmaz. Bir insan ailesini kamyon kasasına atıp, binlerce kilometre uzaklara neden ve niçin gider? Bunu hiç kendinize sordunuz mu? Bu insanlar, metropollerin varoşlarında, insanlık dışı yaşama mahkum oldular. Ege'de, İç Anadolu'da ve Karadeniz'de, nerde bir naylon çadır varsa, biliniz ki, içinde mutlaka, bir Suruçlu aile barınıyor. Eğitim döneminde çocuklar, okullardan alınıyor. Geleceğimiz olan çocuklar, bilgi çağında, tarlada çalışıyor. Patates, soğan ve fındık topluyor. Üstelik horlanırcasına. Sırf kazanacağı, üç beş kuruş için. Bu halkın, onuruyla oynandı. Mezopotamya'nın, en eski ve en asil halkı, ağır şartlar altında yaşam mücadelesi veriyor" diye konuştu.
(GD-SMR-Y)