Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı
Recai Kutan (SP), Deniz Feneri davası ile ilgili yapılan haberlere göre yorum yapmayacağını söyledi.
Saadet Partisi'nin yargısız infaz yapmayacağını belirten Kutan, "Erbakan hocamızın bize 1960'lardan beri söylediği şey de bu. Biz de gaz ve mikrop harbi yok. Olayı kesin olan belgelere göre değerlendiririz." dedi.
Taksim İnternational Groups Hotel'de basın toplantısı düzenleyen Kutan, gazetecilerin sorusu üzerine, Almanya'daki Deniz Feneri Derneği'nin topladığı yardımları kanunsuz bir şekilde birtakım kişi ve kurumlara aktardığı yönündeki iddiaların yargıya intikal ettiğini hatırlattı.
Deniz Feneri meselesinin, 1 haftadır televizyonları ve gazeteleri işgal edecek bir konu olmadığını ifade eden Kutan, bir yolsuzluk varsa yargıya intikal ettirileceğini belirterek, "Ama şimdi bir sürü laflar söyleniyor. Elbette tarafsız olarak yargı inceler ve suçluları cezalandırır. Sadece bir temenni olarak bir kere söylersin. Ama yaşadığımız bu tutumları tasvip etmiyoruz. Deniz Feneri ile ilgili gazetelerin haberlerine istinaden yorum yapmayız. Bekliyoruz. Değerlendirmesini şimdi yapmak doğru olmaz. Saadet Partisi yargısız infaza girmez." dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Aydın Doğan arasında tasvip etmedikleri bir üslupta adeta bir kapışma yaşandığını kaydeden Kutan, "Allah rızası için yapmayın bunu. Türkiye'nin her zamandan çok huzura ve barışa ihtiyacı var. Sizin bu tutumlarınız gerilimleri artırıyor, ülkede de kamplaşmayı meydana getiriyor. Bunları bir an önce bırakın. Ama kimse bizi dinlemiyor. Oysaki siyasilerin bunlarla uğraşmak yerine bu ülkenin meselelerini halletmek üzere ne çözümleriniz var onu anlatması gerekir." şeklinde konuştu.
Milli görüşe sahip kişilerin yerel yönetimlerde ''üstün başarı ve performans''gösterdiği görüşünü savunan Kutan, mahalli seçimlere çok büyük önem verdiklerini vurguladı.
Tüm partilerden önce Seçim çalışmalarına başladıklarını ve yavaş yavaş adaylarını bile belirlediklerini anlatan Kutan, "Hükümet yetkililerinin açıkladığı kişi başına düşen geliri bazen 7, bazen 9 bin dolar olarak ifade edilen bu açıklamalar, tebessümle karşılanır.(7-9 bin dolar milli geliriniz var. Bu seviyeye çıktınız, daha ne istiyorsunuz?) diyorlar. İyi bir ekonominin hedefi halkın tamamının refah seviyesini yükseltmek olmalı. Belirli bir kesim var mutlu olan. Bunlar hiç bir zaman kazanmadıklarını kazandı. Zengin daha zengin, yoksul daha yoksul oldu. İhracat patladı doğru. Ama nasıl patladı? Hiç ithalattan bahsedilmiyor. Düşük kur sebebiyle ithalat cazip hale geldi. Yüksek faizle de dışarıdan sıcak para geldi. Türkiye ekonomisi de IMF'nin koyduğu bu uygulama nedeniyle adeta çöktü." şeklinde konuştu. (CİHAN)