Pişmanlıklarım Yok Ama Keşkelerim Var

İdil Fırat, "Yaşadıklarımdan ve Yaşamadıklarımdan Dolayı Pişmanlık Duymuyorum Ama Keşkelerim...

Pişmanlıklarım Yok Ama Keşkelerim Var

İdil Fırat; dingin, güzel, duru ve hayatının olgunluk çağında bir kadın... Ünlü oyuncu; 'Zerda', 'Deli yürek' ve 'Bir İstanbul Masalı' gibi dizelerin yanı sıra 'G.O.R.A.', 'Vizontele' gibi filmlerde de rol aldı. Fırat; Harper's Bazaar dergisinden Işık Cansu Canayak'a, hakkında merak edilenleri anlattı:

İşimi çok seviyorum. Müthiş saygı duyuyorum mesleğime. Film, dizi ve tiyatronun bendeki yeri ayrı. Bazen öyle denk geliyor ki; üçüyle de ilgili bir çalışma olabiliyor.

Elim, ayağım tuttuğu sürece oyunculuğa devam etmeyi hayal ediyorum. Tek amacım; ruhumu satmadan, içime sinen, onurlu ve güzel işlerin içinde olabilmek.

İŞİN SIRI KENDİNİ BESLEMEKTE

Hayallerim var ama sınırlarımı, tembellik ettiğim yerleri biliyorum. Egoların çok yüksek olmasına, bazı insanların kendilerini eşsiz sanarak ortaya koydukları davranışlara tahammül edemiyorum.

Önemli olan kendi kendine mutlu olmak. İşin sırrı kendini beslemekte saklı. Kendinizi ne kadar iyi doyurursanız; o kadar mutlu oluyor, "Yapmam lazım" cümlelerinin arkasına sığınmadan yaşıyorsunuz.

Babamı henüz ilkokuldayken kaybettim ama annemin sevgisi, beni hiçbir şeyden eksik bırakmadı. Tek çocuk olduğum için sadece annem ve ben vardık. Kalabalık bir ailede büyümedim ama mutlu bir çocukluğum oldu. Annemle hala çok yakınız. Kızıllığımı da ondan almışım.

Ne evlendim, ne nişanlandım. Uzun soluklu ilişkilerim oldu ama bugüne kadar evlenmediysem; gerçekten evlenebileceğim biriyle tanışmadığım içindir. Evliliğe soğuk bakmıyorum. Elbette bazı yaralarınız oluyor ama mantıklı olan, onlardan ders alıp yola devam etmek; Hayat Devam Ediyor çünkü.

ÇOCUK BENİ ÜRKÜTÜYOR

"Evli olmasam bile mutlaka çocuk doğuracağım" demedim. Çocuk, beni ürküten bir mevzu. Özellikle yaş ilerleyince korkular artıyor. Erken yaşta anne olmanın birtakım kolaylıkları beraberinde getirebileceğini görüyorsunuz. Bundan sonra ne olur, anne olur muyum; bilmiyorum.

Pişmanlıklarım değil ama 'keşke'lerim oluyor. 'Keşke' desem de kendimi hırpalamıyorum. Yaşadıklarımdan ve yaşamadıklarımdan pişman değilim. Çünkü hala hepsini yapmak için içimde arzu ve umut var. Bu dünyadan gittiğinizde arkanızda bıraktığınız güzellik ille de çocuk olmayabilir. Bir film, bir şarkı, bir oyun; hatta maddesel olması da gerekmez.

PASAPORT GÖRÜNCE HEYECANLANIRIM

Hayat enerjimi sağlayan en temel şeylerden biri seyahat etmek. Öyle ki; düşüncesi bile yetiyor; pasaportu görünce heyecanlananlardanım. Peru, Kamboçya, Vietnam, Küba ve Güney Afrika gibi ülkelere gitmek; kalbimi çarptırıyor.

En çok etkilendiğim seyahatlerimden biri; fotoğraf grubuyla gittiğimiz, iki hafta süren Nepal macerasıydı. Orada her şey, alışkın olduğunuzun tam zıttı. Din, kültür ve yaşam farklılıkları inanılmaz. İnsanların gözlerinde çok farklı bir ışık var; saf ve aydınlıklar. Belki de inançları gereği bu hayatı geçilmesi gereken bir süreç gibi gördükleri için rahatlar...

ÖNEMLİ OLAN İYİMSER OLMAKTIR

İyimser olmaya gayret ediyorum ama mütemadiyen hayata Polyanna gibi de bakamıyorum çünkü gerçekçi olmuyor. İnsanın, insana ettiğiyle ilgili öyle dertler var ki dünyada... Ama Karalar da bağlamıyorum; her insan gibi kendimi dibe yakın hissettiğim zamanlar olsa da, bir gayretle kısa süre içinde düze çıkıyorum. Çünkü o ruh halinin diğer kötücül enerjileri de üzerime çekeceğini biliyorum. Olaylara iyi bakmak ve umudu kaybetmemek kadar güzel bir şey yok hayatta.

Sabah : http: //www.sabah.com.tr





Reklam