Pedagog Adem Güneş, Türkiye'de üniversitelerde Pedagoji bölümlerinin olmadığını belirterek, 1989 yılında Türk üniversitelerinden pedagoji bölümlerinin kaldırılmasıyla birlikte aynı zamanda Pedagoji kelimesine farklı bir anlam da yüklendiğini ifade etti.
Pedagogların olmadığı bir ülkeyi düşünmenin çok acı olduğunu belirten Güneş, bir ülkenin kendi pedagogları yoksa, çocuk terbiyesi konusundaki gelişmeleri dışarıdan ithal etmek zorunda kalacağını, Türkiye için de durumun bundan farklı olmadığını kaydetti.
Pedagog Adem Güneş, Türkiye'deki pedagoji eğitimi üzerine ilginç açıklamalarda bulundu. 1989 yılında Türk üniversitelerinden pedagoji bölümlerinin kaldırılmasıyla birlikte aynı zamanda Pedagoji kelimesine farklı bir anlam da yüklendiğini belirten Adem Güneş, "Türkiye'de Pedagoji denilince akla "eğitim bilimi" geliyor. Hâlbuki eğitim bilimi Pedagoji'nin altında bir alt branştır. Türk Dil Kurumu sözlüğünde Pedagoji'nin tarifinde "eğitim bilimi" yazıyor. Hâlbuki kelimenin aslı Yunancadır ve "Paisagogein" dir. "Pais", çocuk demek ve "Agogein" de bilim demektir. Yani Pedagoji "çocuk bilimi"dir. Pedagoji'nin tarifini "eğitim bilimi" olarak yapmak tarihi hatadır. Siz kalkar koskoca Pedagoji bilimini sadece "eğitim bilimi" diye tarif ederseniz, bir kültür katliamı yapmış olursunuz" dedi.
Pedagoji'nin asıl uğraş sahasının normal ve anormal davranışlar olduğunu ifade eden Güneş, şunları kaydetti: "Bir ülkede çocukların normal ve anormal davranışları üzerine oluşmuş bilim dalını kaldırırsanız, o ülkenin din, ahlak, kültür ve evrensel kabul gören değerlerini de katletmiş olursunuz. Bunu şöyle izah edeyim: Normal davranışlar nedir ? Normal davranış, belli "norm"lar içinde kalan davranışlar demektir. Peki "norm" nedir ? Yargılama ve değerlendirmenin kendisine göre yapıldığı ölçü birimi demektir... Yani, norm demek, din demek, kültür demek, örf ve âdet demek, bölgesel ve evrensel kabul gören değerler demektir. Eğer bir insan bu değerlerin dışında hareket ediyorsa, bu kişiye "anti norm" anlamına gelen "anorm", ya da "anormal" diyoruz... Yani bir çocuğun davranışının "anormal" olup olmadığının tesbitinde işte bu normları esas alıyoruz. Bir ülkede pedagoji biliminin kaldırılması ile "normlar"ın tarifi de kalkmış oluyor. Hatta daha da ötesinde siz Pedagoji'ye eğitim bilimi derseniz, ikinci bir katliam daha yapmış oluyorsunuz. Çünkü Pedagoji'nin uğraş sahalarından biri eğitime destektir tamam, ama eğitimin bizzat kendisi değildir. Pedagojinin asıl uğraş sahası terbiyedir."
Çocuk eğitiminde kültürel ve ahlakî değerleri hesaba katarak bir yol takip edilirse buna "terbiye" dendiğini belirten Güneş, "Eğer sadece eğitim konusuna odaklanır ve o sahada bilgi ve beceri kazandırırsanız, buna "eğitim" diyoruz. Siz, Pedagoji'yi kaldırmakla, "terbiye"yi de kaldırmış oluyorsunuz. Geriye kala kala sadece eğitimin kendisi kalıyor ki sonra da Pedagoji'nin tarifini "eğitim bilimi" diye tanımlıyorsunuz; bu yaklaşım, çocuk yetiştirmede manevi değerlerin yok sayılması anlamına gelir" diye konuştu.
Adalet Bakanlığı kadrolarında çocuk suçları ile ilgili bilirkişi raporları düzenlemek ve Bakanlığın bu konudaki ihtiyaçlarını gidermek üzere üniversitelerin Psikolojik Danışmanlık Rehberlik bölümü mezunlarının "pedagog" olarak istihdam edildiğini ifade eden Güneş şöyle devam etti:
"Hâlbuki Pedagoji, "Rehberlik ve Danışmanlık"tan çok ayrı bir şey. Pedagoji, çocuklardaki davranış sapmalarının normal ya da anormal oluşu üzerinde durur. Yani 18 yaşındaki bir erkek çocuğu kulağına küpe takmak istiyor, bu normal mi anormal mi? Eğer anormal ise bu davranış nasıl normal hele dönüştürülür? Yahut çocuk terbiyesinde televizyon nasıl kullanılmalı? Ya da, taciz yaşamış bir çocuk hangi davranış sinyallerini verir? Tüm bu ve buna benzer örnekler pedagoji biliminin kapsam alanına girer. Bu sorulara cevap bulabilmek için bir medya pedagojisi oluşmuştur, bir orthopedagoji oluşmuştur, bir transkültürel pedagoji oluşmuştur. Siz Pedagoji'yi kaldırırsanız, ülkenizde medya pedagogu yetişemez. Medya pedagogu olmayınca, hangi çizgi filmin, hangi yaş grubuna hitap edeceğini, hangi müziğin hangi yaş grubuna zarar vereceğini, reklamların çocuk davranışını hangi yönde tetiklediğini nereden bileceksiniz? Televizyonda çıkan bir çocuk dizisinin çocukları katlettiğinin tesbitini ve bilirkişiliğini kim yapacak? İşte "medya pedagogu" bu sahada uzmanlaşmış kişidir. Ya da, işitme engelli bir çocuğun üniversite hayatına kadar geçecek olan uzun süreçte hangi yol ve metodların izleneceğini nasıl tesbit edeceksiniz? İşte "eğitim pedagogu" bu sahada uzmanlaşan kişidir. Örneğin doğuştan yüzde yüz işitme engelli olup da, üniversitelerde okuyan kaç kişi gösterirsiniz bana? Ya da, taciz yaşamış olan bir çocuğun davranışlarını kim görüp de o çocuğun durumunu analiz edebilecek? İşte "orthopedagog" da bu sahada uzmanlaşan kişidir."