Osmaniye Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu'nda 24 Kasım Anadolu Lisesi Tarih Öğretmeni ve Türk Ocakları Osmaniye Şube Başkanı Mehmet Çetinkaya tarafından "Kıbrıs Adasının Tarihi, Stratejik Önemi ve Kıbrıs Meselesi" konulu konferans verildi.
Kütüphane salonunda gerçekleştirilen konferansa Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu Ertuğrul Kozanlı, kurum öğretmeni Adem Çimen, kurum personeli ile hükümlü ve tutuklular katıldı.
Kıbrıs Adası'nın jeopolitik konumu nedeniyle Doğu Akdeniz'de bölge devletleri arasında mücadele sebebi olduğunu belirten Çetinkaya, "Sırasıyla Mısırlılara, Roma İmparatorluğuna ve Araplara ev sahipliği yapan Kıbrıs, Haçlı Seferleri sırasında İngilizler tarafından işgal edilerek bir krallık kurulmuştur. 1489 yılında Venedikliler tarafından işgal edilen Kıbrıs, 1571 yılında Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılmıştır. 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbinde yenilen Osmanlı Devleti Ada'yı 1878 yılında İngiltere'ye geçici olarak devretmiştir. 1. Dünya Savaşı başlangıcında İngiltere Kıbrıs'ı tek taraflı ilhak etmiş, Lozan Anlaşması ile Türkiye Kıbrıs'ı İngiltere'ye bırakmıştır." diye konuştu.
Kıbrıs'ın tarihte en fazla Türk idaresinde kaldığını ifade eden Çetinkaya, "Kıbrıs, Anadolu'nun bir parçasıdır. Adanın Türkiye açısından stratejik önemi büyüktür. Doğu Akdeniz'in güvenliği ve Türkiye'nin güney sahillerinin korunması bakımından mühim bir yerdedir. Adayla bütün dünya ilgilenmektedir. Türkiye için ada milli bir davadır ve devlet politikası olmuştur." dedi.
1959 yılında imzalanan Zürih ve Londra anlaşmaları devamında 1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyetinin kurulduğunu belirten Çetinkaya, "Dünyanın en uzun anayasalarından biri olan Kıbrıs Anayasası ile iki eşit toplumun birlikte yönetecekleri bir devlet kurulmuştur. Fakat Rumlar Kıbrıslı Türkleri hiçbir zaman ortakları olarak görmemişlerdir." şeklinde konuştu.
Annan planının sakıncalarını anlatan ve AB sürecinde Türkiye'ye bir ön şartmış gibi dayatılan Kıbrıs meselesinde yetkililerin dikkatli bir siyaset izlemesi gerektiğini belirten Çetinkaya; gelinen noktada ABD ve AB'nin Rum yanlısı politikalar izlediklerini vurgulayarak adı Kıbrıs davasıyla anılan Rauf Denktaş'tan övgü ve minnetle bahsetti.