Haber Tarihi: 12 Kasım 2009 Perşembe Saat 17:11
Cihan Haber Ajansı  [1806401]

Osman Yıldırım'ın Çapraz Sorgusuna Başlandı


Ergenekon Ana Davasıyla Birleştirilen Danıştay Davasının Tutuklu Sanığı Osman Yıldırım'ın 3 Gün Süren Savunmasının Ardından Çapraz Sorgusuna Geçildi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde Görülen Ergenekon Ana Davasının 122.

Ergenekon ana davasıyla birleştirilen Danıştay davasının tutuklu sanığı Osman Yıldırım'ın 3 gün süren savunmasının ardından çapraz sorgusuna geçildi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Ergenekon ana davasının 122. duruşmasına tutuklu sanıklardan Ümit Sayın ve Hayrettin Ertekin ile başka suçlardan tutuklu sanıklar Sedat Peker ve Semih Tufan Gülaltay katılmadı. Tutuklu 23 sanık ile tutuksuz sanıklardan gazeteci Güler Kömürcü Öztürk, duruşmada hazır bulundu. Önceki oturumda Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ne verdiği dilekçelerin okunmasına ara verilen Danıştay davası tutuklu sanığı Osman Yıldırım, savunmasına devam etmek üzere sanık kürsüsüne çağrıldı. Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, 1 Nisan 2006 tarihinde Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ne verdiği dilekçesini okuyarak, Yıldırım'a bu dilekçe içeriği hakkında bazı sorular sordu. Sorulara cevap vermeden önce bir açıklama yapacağını belirten Osman Yıldırım, "Buradaki insanların, kelime haznesi 5-10 kelimeden ibaret olan bir kişiden medet ummaları ne kadar zor durumda olduklarını gösteriyor. Ben dünkü ifademde Erhan Timuroğlu ile İsmail Sağır'ın, Danıştay saldırısı olayıyla ilgilerinin bulunmadığını söylemeye çalıştım. Ama bunu dahi idrak edemiyorlar." dedi. Yıldırım, Timuroğlu'nun, "Kimse bomba almadı. O tarihte İbrahim Genç isimli birisini vurmaya gitmiştik." şeklindeki sözleriyle kendisini yalanladığını, ancak el bombalarını alırken bu kişinin yanında olmadığını belirterek, "İbrahim Genç'i sevmiyor olabilirim. Olay başka." dedi. Yıldırım, Timuroğlu'nun sözlerini de eleştirerek "Bir barın sahibi olduğunu söylüyor. Ancak o işlettiği bar aslında dayısının bir alacağına karşılık benim yardımımla aldıkları, hatta üzerine geçirmediği bir yerdir." dedi. Timuroğlu tarafından kendisine hırsız iddiasında bulunulduğunu belirten Yıldırım, bunun bir iftira olduğunu söyledi. Böyle bir sabıkasının bulunmadığını 25 yıldır cezaevlerinde yattığını belirten Yıldırım, Her vilayetten insan tanırım. Onun yaşı kadar hapis yattım. Kendisini Cumhuriyet gazetesinin bombalanması işine bulaştırdığım doğrudur. Bundan dolayı üzgünüm. Yattığı ceza da bu suçu karşılıyor." dedi. Sanık Osman Yıldırım, 1 Nisan 2008 tarihinde el bombalarını Veli Küçük'ten aldığına, Ergenekon'un Susurluk'un uzantısı olduğuna ilişkin bilgileri verdiği savcılık ifadesine ilişkin soruları da cevapladı. Başkan Şengün, ifadesine ilişkin konuşmasını isteyerek, "O kadar adam hakkında ne biliyorsun. Hasan'ı öldürecekler, Mehmet'i vuracaklar. Nedir onlar?" diye Yıldırım'a sordu. Yıldırım da bu isimlerin, kendisinin de bulunduğu sohbet ortamında geçen isimler olduğunu söyledi. Şengün'ün "Kim bunlar" sorusuna Yıldırım, "onu şimdilik söyleyemem" dedi. Şengün'ün "Bunlar sırayla mı olur" demesi üzerine de Yıldırım, şimdilik cevap veremeyeceğini söyledi. Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, "Burada el bombalarını Muzaffer Tekin'den aldığını söyledin ama bu savcılık ifadende Veli Küçük'ten aldığını söylüyorsun. Bunu açıklar mısın?" diye sordu. Yıldırım bu soruya "Ben böyle bir şey söylemedim." cevabını verdi. Başkanın, "Burada öyle dediğin yazıyor." demesi üzerine Yıldırım, "Yanlış geçmiştir." cevabını verdi. Veli Küçük'ten işi aldığı şeklinde bir ifadesi olduğunu belirten Yıldırım, "Bombaları Veli Küçük'ten aldığım, kısmı doğru değildir" diye konuştu. Yıldırım, ifadesinde iddia ettiğinin aksine Ergenekon'un Susurluk'un bir devamı olamayacağını belirterek, "Aslında Susurluk, Ergenekon'un bir devamıdır. Susurluk sadece bir iki kişiden ibarettir." diye konuştu. Başkan Şengün, Ataşehir Migros önünde Alparslan Arslan'ın arabasına binerek toplantının yapıldığı yere, Arslan'ın yanına gelmesine ilişkin sorular sordu. Başkan Şengün'ün, "İki yer arasındaki mesafe 500 metre. Neden arabayla aldırdı sizi?" şeklindeki sorusuna Yıldırım, bilmediğini söyledi. Başkan Şengün'ün, toplantının yapıldığı evi ve odalarını tarif etmesini istedi. Bunun üzene Yıldırım, evin site ya da villa olmadığını, yeni yapılan 2-3 katlı bir bina olduğunu söyledi. Yıldırım, odaları konusunda ise "İnsan ilk kez gittiği bir evin odalarını araştırmaz." dedi. Muzaffer Tekin'in özel eğitim almış bir asker olduğu, kendisi deşifre olmak pahasına böyle bir işi neden kendisine verdiği, bu güveni nasıl sağladığı şeklindeki soruyu da Yıldırım, "Kendisine sormak lazım." diye cevapladı. Sanık Yıldırım, Danıştay saldırısıyla ilgili olarak Selvi Otel'de kalmadıklarına ilişkin verilen bir tanık ifadesini de yalanladı. Muzaffer Tekin tarafından dünkü oturumda okunan bu ifadeleri kendisinin mi ele geçirdiğini yoksa mahkemeden mi temin ettiğini sordu. Yıldırım, bu ifadeleri Muzaffer Tekin'in kendisine de vermesini istedi. Bunun üzerine Başkan Şengün, bu ifadelerin dava dosyası içerisinde bulunduğunu belirterek, "Selvi Otel'den kayıtlarını istedik. Sen orada kaldığınızı söylüyorsun ama kayıtlarda sadece Erhan Timuroğlu ile İsmail Sağır'ın kaldığı yazıyor. Sizin isminiz yok." dedi. Bunun üzerine kayıtların yalan söylediğini belirten Yıldırım, otelde kaldığını ispat etmek için bazı detaylar verdi. Bu detaylarda, otel görevlileriyle yaptığı diyalogları anlattı. Başkan Şengün daha sonra, Yıldırım'ın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na 4 Ekim 2008 tarihinde müşteki sıfatıyla verdiği ifadesini okudu. Yıldırım, bu ifadesinde kendisini ihbar ettiğini ve hakkında dava açılmasını istediğini belirterek, "Danıştay dosyası karar bağlanmadan başkalarının işlediği suçun bedelini ödememek, haksızlıktan kurtulmak, uyku hapı almadan cezaevinde rahat uyumak için geçmişte işlediğim suçlarla ilgili beyanda bulundum. Kimse dava açmadı." diye konuştu. Verdiği dilekçelerin okunmasının tamamlanmasının ardından Yıldırım'ın çapraz sorgusuna geçildi. Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, Yıldırım'a 2006-2007 yılları arasında kullandığı cep telefonu numaralarını söylemesini istedi. Ancak Yıldırım, başındaki 3 rakamlarını hatırladığını, son numaralarını ise hatırlamadığını söyledi. Savcının ilk sorulan telefon numarasının kendi numarası olduğunu söylemesinin ardından Yıldırım, diğer sorulan telefon numaraları hakkında ise "Evet öyle bir numaram vardı." cevabını verdi. Bunun üzerine Başkan Şengün, "Hemen benimdir diyorsun. Hafızanda o kadar numara kayıtlı mı?" diye sordu. Yıldırım da, sadece ilk numaralarını hatırladığını tekrarladı. Pekgüzel'in "Süleyman Esen'i tanımadığını söylüyorsun. Ancak Esen ile 4-8 ve 9 Mayıs 2006 tarihlerinde 11 tane telefon görüşmeniz var" demesi üzerine de, Esen'i hayatı boyunca hiç görmediğini tekrarladı. Bu telefon görüşmelerini de hatırlamadığını dile getiren Yıldırım, bu görüşmelerin yapıldığı tarihlerde arkadaşlarına ait kulüplerde kumar oynadığını ve sabahladığını söyledi. İfadesinde Süleyman Esen'i tanımadığını beyan ettiğini hatırlatan savcı 4-8 ve 9 Mayıs 2006 tarihlerinde yaptığı görüşmeler tespit edildiğini bu durumu nasıl açıklayacağını sordu. Yıldırım, "Esen'i hayatım boyunca tanımadım. Telefon görüşmesini ise nasıl olduğunu hatırlamıyorum." dedi. Bu cevabın ardından savcı, "Esen de sizi tanımadığını beyan etmiş. Ancak bu saatte ve tarihlerde Arslan ile görüştüğünü beyan etmiş. Bunlar Cumhuriyet Gazetesi'ne atılan bombalardan sonraki tarihe denk geliyor." dedi. Yıldırım ise zaman zaman cep telefonunu arkadaşlarına bıraktığı bilgisini verdi. Savcı, Arslan'ın her hangi bir istihbarat servisi ile irtibatı olup olmadığını da Yıldırım'a sordu. Yıldırım, bilmediği cevabını verdi. (CİHAN)

9/10 (11 kişi)
  • Reklam
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12