Orgeneral Başbuğ'un Veda Konuşması(1)

TSK'nın 26. Genelkurmay Başkanı Olarak Görevini Orgeneral Işık Koşaner'e Teslim Eden Orgeneral İlker Başbuğ, Yarım Asırlık Askerlik Hayatında En Önemli Unsurun "Erdem" Olduğunu Vurguladı.

Orgeneral Başbuğ'un Veda Konuşması(1)

TSK'nın 26. Genelkurmay Başkanı olarak görevini Orgeneral Işık Koşaner'e teslim eden Orgeneral İlker Başbuğ, yarım asırlık askerlik hayatında en önemli unsurun "erdem" olduğunu vurguladı. Başbuğ, "Son yıllarda yaşadığımız ağır saldırılarla yıpranacağımızı düşünenler, Türk Ordusu'nun da ülkesinin de zayıflayarak güçsüzleşeceğini düşünenler bu toplumu, bu kurumu ve bu tarihi başkalarının gözüyle okuyanlar, başkalarının zihniyle düşünenlerdir" dedi. Genelkurmay Başkanlığı devir teslim töreni ilk defa kullanılan Atatürk Kültür Sitesi'nde yapıldı. Sitenin bin kişilik tören salonunda, ilk olarak geçtiğimiz günlerde 30 Ağustos için hazırlanan klipler seyredildi. İstiklal Marşı'nın ardından her iki komutanın özgeçmişi ile kararnameleri okundu. Ardından veda konuşması için kürsüye gelen Orgeneral İlker Başbuğ, "Bir Anadolu şehri Afyonkarahisar'da başlayan kariyerime bugün noktayı koyuyorum" diyerek sözlerine başladı. Başbuğ duygusal konuşmasına şöyle devam etti: "Bu durum aynı zamanda TSK'nın liyakate dayalı meritokratik yapısına da güzel bir örnektir. TSK'da sahip olduğu kurum kültüründe hiç kimse için, hiçbir şekilde ayrımcılık yapılmaz. Askerliğin namusunu canında aziz bilmek. Erdem bizim hayatımızda en değerli sözcüktür. Namus, sadakat, şeref, vicdan, vefa, ahlak, karakter, cesaret erdemle birleşir. Hizmet sürem içerisinde bu kavramlar üzerinde çok çalıştım. Askerle ilgili çok lafın sözün söylendiği ileri geri konuşulan zamanlarda askeri anlatmak çalıştım. Asker hakkında hükümde bulunmak çok yanlıştır. Askerlerin olaylara bakış açısı farklıdır. Siviller denize baktığında maviyi, askerler ise derinliği görür. TSK'nın mayası çok güçlüdür. Bu özellik tarihseldir. TSK'nın son derece oturmuş bir yapısı vardır. Mücadelelerle dolu bir meslek yaşamı geçirdim. Güvenliğin sağlanması devlete düşen bir görevdir. Her devletin güvenlik yapılanması farklıdır, bu konuda standart aranması da doğru değildir. Güvenliğin ekonomik, sosyal ve çevre boyutu da vardır. Günümüzde artık güvenliğin 5 boyutu var. Türkiye bazılarının tüm çabalarına rağmen ayrışmış bir ülke değildir. Türkiye etnik farklar nedeniyle ayrışmış bir ülke değildir. Ortak paydaları olmayan toplumların geleceği de parlak olmaz." Son yıllarda Türkiye'nin ve TSK'nın benzer bir tehdit ile karşı karşıya olduğunu vurgulayan Başbuğ, "Bu yeni tehdidin en yeni özelliği sanal ortamın denetlenememesinden kaynaklanıyor.Bilişim'in sağladığı olanaklar bilgiler haberler tüm dünyaya yayılabilmekte ve istenilen algı hızla yayılmaktadır" diyerek şöyle devam etti: "Sanal ortam güvenlik için yeni bir tehdittir Sivil asker ilişkilerinin ayrı bir yeri vardır. Milli Güvenlik içinde sivil-asker ilişkilerinin ayrı bir önemi vardır. Çağdaş toplumlarda askerler sivil otoriteye profesyonel tavsiyeleri yaparken, kural şudur; Yaptıkları tekliflere değer ve verecek ve önemseyecektir. Sivil otoritelerin askeri konulara müdahalesinde sağduyulu davranışlar öne çıkmalıdır. TSK, devlet düzeni içinde yasalarla kendisine verilen görevleri yerine getiriyor. Toplumun tansiyonunun gereksiz yeri yükseldiğini görmekteyiz. En büyük tehdit terörizmdir. Terörizm özgürlükleri tehdit ediyor. Terör karşısında boyun eğemeyiz, mücadeleye kararlılıkla devam etmeliyiz. Demokrasi haklar sistemidir. Terörizm hiçbir nedenle hoş görünemez, desteklenemez. Kararlılıktaki en ufak bir zaafiyet mücadelede çok büyük bir yara açar. Çok ağır bedeller ödedik, çok acılar çektik. Ama devlet ve milletler gereken durumlarda bedel ödemeye de razı olmalıdır." Terörün düşünce şeklinin iyi analiz edilmesi gerektiğinin altını çizen Başbuğ, terörist ile mücadelenin güvenlik güçlerinin işi olduğunu hatırlattı. Başbuğ şunları söyledi: "Terörle mücadele devletler tarafından ve topyekün olarak yürütülür.Terörle mücadele yasalar çerçevesinde yürütülmelidir. Bölge halkının desteği mutlaka sağlanmalıdır. Terörön olduğu bölgelerde halkın güvenliği sağlanmaldır. Teröristle masum vatandaşlar karıştırılmamalıdır.Terörle mücadele insan odaklı olmalıdır.Terörle mücadele uzun solukludur. TSK terörle mücadelede 1984'ten beri azimle ve başarı ile sürdürmektedir. TSK terörle mücadelede en güçlü ve tecrübeli ordulardan biridir.Terör örgütünün strateji değişikliğine gitmesinin nedeni TSK'nın başarılı mücadelesidir. 2004'ten yana PKK terör örgütünün eylemleri tırmanışa geçti.Terörün düşüşe geçtiği dönem iyi değerlendirilseydi farklı olabilirdi." TSK'nın veremeyeceği hiç bir hesap olmadığını söyleyen Başbuğ, "Terör karşısında boyun eğemeyiz. Mücadeleye kararlılıkla devam etmeliyiz" diyerek şöyle devam etti: "Demokrasi, haklar, özgürlükler ve sorumluluklar sistemidir. Demokrasinin sunduğu fırsat alanlarını kullananlar, bireylerin en temel hakkı olan yaşama hakkını hedef alan terörizm faaliyetlerini hiçbir nedenle hoş göremezler. Terör ve terörizm desteklenemez, görmezlikten gelinemez. Kararlılıktaki en küçük bir zafiyet terörle mücadelede büyük yara açar. TSK 1984 yılından beri bölücü terör örgütüne karşı yürüttüğü mücadelede hep şu ana prensiplerin içersinde kalmıştır. Terörle mücadelenin ana hedefi terör örgütünün ve destekleyicilerinin başarı umutlarının yok edilerek, terörle bir yere varılamayacağını göstermek. Terörle mücadele yasalar çerçevesinde yürütülmelidir. Terörle mücadele insan odaklı olarak yürütülmeli, mücadele insanların kalbine ve beynine hitap etmelidir. Terörle mücadelede bölge halkının desteği ve güvenlik kuvvetlerinin yanında yer alması mutlaka sağlanmalıdır. Bölge halkının güvenliği mutlaka sağlanmalıdır. Teröristle, masum bölge halkı karıştırılmamalıdır." Bu arada tek tip askerliğe geçilmesinin uygun olacağını vurgulayan Başbuğ, medyayı da eleştirdi. Başbuğ, bazı başarılı operasyonların basında yer almadığını hatırlatarak şöyle konuştu: "Bizi rahatsız eden TSK'nın sürekli eleştirilmesi. Asıl sorun art niyetli haberlere ve kişilere inanmayı tercih edenler. Medya TSK'nın yanında mı yoksa karşısında mı sorusunu zaman zaman aklımızdan geçiriyoruz. Bu acı bir deneyim TSK'nın yaptığı başarılı operasyonların medyada yeterli yer almaması anlamak mümkün değildir.TSK kendisine karşı yürütülen psikolojik savaşta zorlanmıştır. Terörle mücadeleye siyaset üstü bakılırsa, terör örgütü amacına ulaşamaz.Sıkı kuralları olan bir dünya için, kuralları olmayan bir dünya ile savaşmak kuşkusuz zordur."(ANKA/DEVAM) (ÜNS/ÖMR)






Reklam