AKŞAM GAZETESİ CUMARTESİ EKİ YAZARI TÜRE ÖZÇELİK, ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİLERİN SIKINTILARINI ANLATAN BİR YAZI KALEME ALDI..
Deprem nedeniyle, yıkım kararı alınarak boşaltılan okulun öğrencileri sekiz aydır okul okul dolaşıyor...
Dün, türbanlı bir kadın geldi yanıma; "Programınızdan dekorasyonla ilgili çok şey öğrendik. Kuzeye bakan oturma odamızda hep canlı renkler kullandık, sanki gerçekten oda ısındı. Kaktüsler radyasyonu emer demiştiniz ya, evimin her yerine koydum. Bilgisayar ve cep telefonları için..." Sohbet daha devam edecek ama arabam kötü yerde. Ben, kısa cümlelerle geçiştirirken, "Kızım hâlâ okulsuz" dedi. Bu cümleye nereden geldiğimizin farkında değilim. "Biliyorum, siz çok şık evlerde falan çekim yapıyorsunuz, sizin konunuz değil ama bu okul meselesini kime söylememiz lazım? Kim bizimle ilgilenecek? Çocuklar da öğretmenleri de perişan" deyince arabamı, polisi, cezayı ve çekiciyi unuttum.
Kadın, şikayet etmiş duruma düşmekten korkuyor. Her sözüne ekliyor, "N'olur benden bahsetmeyin, müdür duyarsa çok kızar. Ama belki siz gelir de, 'nedir bu okulun hali' diye kamerayla çekerseniz, yetkililer ilgilenmek zorunda kalır."
TV programımda değil ama bu köşede anlatması benden. Veli olan annenin dediği gibi, yetkililer ilgilenmek zorunda kalır mı, kalmaz mı bilmem! Trajikomik hikaye aynen şöyle; Kadıköy'deki , 'malum kokan' derenin yakınında yer alan, Kaptan Hasan Paşa İlköğretim Okulu, geçen yıl, şubat ayında tahliye edilir. 43 yıllık bina, deprem kaygısı nedeniyle yıkılacak ve yerine çocuklarımıza layık bir okul inşa edilecektir. Öğretim yılı ortasında da olsa, bu karar öğrenciler ve öğretmenleri çok sevindirir. Yeni okulun hayalleri kurulur. Artık daha iyi ısınacağız, nihayet bir tiyatro salonumuz olacak, sınıflarımızın kapıları çarpmadan kapanacak, pencere önünde oturanlar donmayacak. Neee! Okulda asansörde mi olacak? Yaşasııın! 136 gün sonrasını beklemeye koyulurlar. Milli Eğitim Bakanlığı'nın belirttiği süredir bu.
TEK BİNADA İKİ OKUL
Okulsuz ama mutlu, 1000 öğrenci, Acıbadem 60. Yıl İlköğretim Okulu'na misafir olur. Okula giriş-çıkış saatleri yeniden ayarlanır. Okula götürüp-getirecek yeni servis şoförlerine, çocuklar emanet edilir. Küçük ev sahipleri de ellerinden geldiğince, yeni arkadaşlarını hoş tutmaya çalışırlar. Her şeylerini paylaşırlar. Başlarda bu durum eğlenceli bile görünmüştür onlara. Ancak 5 hafta sonra kendi okulları için de yıkım kararı çıkınca "Biz tek binaya sığarız da siz ne olacaksınız şimdi?" diye sorarlar.
Yani, misafir gelen Kaptan Hasan Paşa'nın öğrencileri ve öğretmenlerine 1.5 ay sonra yine yol görünür. Okula ait demirbaşlar, öğrenci dosyaları, öğretmen kitapları, dergiler v.s. yeniden kutulara yerleştirilir. Yeni arkadaşlarla vedalaşılır. Telefon numaraları alınıp verilir.
"Öğretmenim şimdi nereye?" Şimdi, Göztepe Halil Türkkan İlköğretim Okulu'na... Herkes servisini ayarlasın. Bu kez sabahçısınız, ders 07:30'da başlayacak. "Öğretmenim burada ne kadar kalacağız?"
OKUL YERİNE OTOPARK MI?
İşte böyle… Şimdi tek okulda, iki ayrı okulun öğrencileri eğitim görüyor. Hal böyle iken, öğretmenlerin performanslarının, öğrencilerin ise başarılarının düşmesi sürpriz midir? Saat 07.30'da derste olan öğrenci, rüyasının devamını okulda getirmeyecek midir? Bu çocukların da yılsonu başarıları, lise giriş sınavlarında ciddi oranda hesaba katılmayacak mıdır?
Dahası var; eski bina hâlâ yıkılmamış. "Yıkıldıktan sonra, 136 günde yapacağız" diyerek, çocukların okullarını ellerinden alanlar, aradan geçen ayları nasıl açıklayacaklar? Ve bu çocuklar, bundan böyle "yetkililerin" sözlerine nasıl güvenecekler? İleride, kendi sözlerinde duracaklar mı? Çocuklar duymasın ama söylentiler yaygın; belki de yandaki otopark büyütülecek.
Bu arada, Fenerbahçe Spor Kulübü ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında yapılan bir anlaşma var. Kulüp, Kenan Evren Anadolu Lisesi'nin arsasını 40 yıllığına kiralayarak alışveriş merkezi yapacak. Bunun karşılığında da MEB'nin gösterdiği üç ayrı yerde okul yapacak.
Aman, Kenan Evren Liseliler, yeni okulunuzu görmeden, sakın eski okuldan çıkmayın. Küçük kardeşlerinizin başına gelenleri görüyorsunuz. Hadi onlar küçük, bir sıraya üç öğrenci sığarlar, siz bir de ayakta kalırsınız.