Ödemiş'te Saman Krizi Büyüyor. Katırcı: "Sakla Samanı Gelir Zamanı"

Ödemişli veteriner Atilla Katırcı, hayvancılık sektöründe yaşanan krizin her geçen gün gündemi daha çok meşgul etmeye başladığını ve krizin etkisinin tarımdan beklediğini alamayan Ödemiş'te daha fazla hissedildiğini söyledi.

Ödemiş'te Saman Krizi Büyüyor. Katırcı: 'Sakla Samanı Gelir Zamanı'

Ödemişli veteriner Atilla Katırcı, hayvancılık sektöründe yaşanan krizin her geçen gün gündemi daha çok meşgul etmeye başladığını ve krizin etkisinin tarımdan beklediğini alamayan Ödemiş'te daha fazla hissedildiğini söyledi.

Ödemiş'te hem veterinerlik hem de üreticilik yapan Atilla Katırcı, hayvancılıktaki saman krizinin Ödemiş'te patates ve bostandan beklediğini alamayan üreticinin sırtındaki ikinci bir kambur olduğunu dile getirdi.

2011 yılında 220 TL olan samanın bu yıl 500 ila 600 TL'ye satıldığını söyleyen Katırcı, "Her geçen yıl bir öncekini aratır oldu. Hayvancılıkta son yaşananları görünce 'Sakla samanı, gelir zamanı' atasözümüz vücut mu buluyor diye düşünür olduk. Kimi aşırı yağıştan büyümedi, kimi kuraklık, kimi de stokçuluk diyor. Hangisi doğru; net bir şey diyemiyoruz. Bir işletme iflasa yaklaşınca elinde ne varsa yok pahasına satar. Acaba hayvancılıkta da öyle mi olacağız? Her gün artışta olan maliyetlerin altında ürünlerimizin yanlış politikalarla para etmemesi bizi bu hale getiriyor. Yoksa başka kesim zengin olurken biz üreticiler mi kaderimize terk edildik? Sanayici hesabını kitabını yapar, ürettiği malın üzerine karını koyar ve satar. Bunun aksi mümkün değildir. Peki bizim etimizi ve sütümüzü maliyetini hesaplayıp üzerine karını koyup satma şansımız hiç mi olmayacak? Üreticiler olarak bizler hep ezilen harlanan kesim mi olacağız?" diye sordu.

Üreticinin başkalarının enselerini kalınlaştırmakla yükümlü hale getirildiğine dikkati çeken Katırcı, "Bir toplumda tüketicinin yükünü üretici nereye kadar çekebilir? Etten ve sütten bahsediyorum. Ne gereği var bu kadar ithal ete? Bizim yurdumuzda dana yetişmiyor mu? Bu gidişle kasap vitrinlerinde yerli dana etini görmek mümkün olmayacak. İthal düveye ne demeli? Şu an havzamızda ilk buzağıda 20-25 kilogramın altında süt veren düve var mı? Düve ithalatına niye ihtiyaç duyuluyor. Bu uygulama da son derece yanlış" diye konuştu.

Hayvancılıktaki tehlike çanlarının hiç durmadan çalmaya devam ettiğini söyleyen Katırcı, "Ben sadece tüketicinin değil üreticinin de düşünülmesi gerektiğini savunuyorum. Tek tarafı mutlu bir toplum olamaz. Dengelerin sağlanması gerekir. Yükselen maliyetlerin altında ezilen üretici yeni çareler arıyor. İnşallah son çare kapatıp gitmek olmaz. Laf başı geldiğinde Türkiye ekonomisinde tarım ve hayvancılığın önemi vurgulanır. Kağıt üzerinde verilen istatistiksel veriler işe yaramaz. Gerçek her zaman farklıdır. Hastalığıyla, yüksel maliyetiyle, yanlış politikalarıyla hayvancılık çıkmazda. Bu sektörden ekmek yiyen binlerce aile var. İşsizliğin kol gezdiği yurdumuzda yeni bir işsiz ordusu oluşturmaktansa bir takım radikal önlemlerle hayvancılığımıza el atıp onu yükseltelim demiyorum ama sadece insanlar ezilmeden geçimlerini sağlasınlar bu bile yeter" ifadelerini kullandı.

Hayvancılığın, zor, şirkli, riskli, yazı-kışı olmayan, bayram-seyran dinlemeyen, 24 saat hizmet isteyen nadir sektörlerden biri olduğunu sözlerine ekleyen Katırcı, yetkililerden bu işin maliyetini de görerek, üreticinin sesini duymalarını beklediklerinin altını çizdi.

18.08.2012 14: 52: 04

TSI

NNNN - İZMİR







Reklam