Nuray Canan Bezirgan: "Kıyaslamayı Ben Değil, Fatih Altaylı Yaptı"

Fatih Altaylı'nın Sunduğu Televizyon Programında Humeyni ve Atatürk Kıyaslamasını Kendisinin Değil Altaylı'nın Yaptığını Söyleyen Nuray Canan Bezirgan, Ağzından "Humeyni'yi Seviyorum Atatürk'ü Sevmiyorum" Cümlesinin Birarada Çıkmadığını Söyledi.

Nuray Canan Bezirgan: 'Kıyaslamayı Ben Değil, Fatih Altaylı Yaptı'

Fatih Altaylı'nın sunduğu televizyon programında Humeyni ve Atatürk kıyaslamasını kendisinin değil Altaylı'nın yaptığını söyleyen Nuray Canan Bezirgan, ağzından "Humeyni'yi seviyorum Atatürk'ü sevmiyorum" cümlesinin birarada çıkmadığını söyledi. Bezirgan için insaf ölçülerine sığmayacak bir linç kamyanyası yürütüldüğünü ifade eden Mazlum Der ise, "Sevmiyorum" demenin hakaret olmadığı görüşünü dile getirdi. Mazlum Der yetkilileri, Fatih Altaylı'nın sunduğu Teke Tek isimli programına katılan ve burada Humeyni ve Atatürk'le ilgili yaptığı açıklamalarla gündeme oturan Nuray Canan Bezirgan'a karşı insaf ölçülerine sığmayacak bir linç kampanyasının yürütüldüğünü söyledi. Mazlum Der İstanbul Şube Başkanı Ayhan Küçük, Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Elif Uzunpınar ve açıklamaların sahibi Nuray Canan Bezirgan bir basın toplantısı düzenledi. "Sevmiyorum" demenin hakaret olmadığını söyleyen Küçük, başörtüsü gibi temel bir hakka ilişkin tartışmaların 28 Şubat sürecinde yapıldığı gibi gereksiz bir tartışmanın içerisine çekilmeye çalışıldığını ifade etti. Gerçekten mağdur edilmiş bir bayanın art niyetli bir soru ile yıllardır yürütülen çirkef bir kampanyanın malzemesi haline getirildiğini kaydeden Küçük, "Sevmemek gibi insanın iç dünyasını ilgilendiren doğal bir hak, hakaret olarak lanse edilmektedir. Kaldı ki Bezirgan basına yaptığı açıklamalarda konuşmaların çarpıtıldığını şahıs olarak Atatürk'le bir probleminin olmadığını kastettiği şeyin Atatürk adına önüne çıkartılan engeller olduğunu açıkça belirtmiştir. Yürürlükteki kanunlarda nelerin suç olduğu açıkça belirtilmiş olup Bezirgan'ın hakaret ve sövme anlamı taşımayan eyleminin suç olarak değerlendirilemeyeceği açıktır." şeklinde konuştu. Ayhan Küçük, Mazlum Der olarak Nuray Canan Bezirgan hakkında kullanılan ve eleştiri sınırlarını aşan ifadeler dolayısıyla özür dilenmesi gerektiğini de kaydetti. Açıklamanın ardından Nuray Canan Bezirgan'ın misafir olduğu için sorulara cevap vermeyeceği bildirildi. Bu uyarının ardından basın mensupları sorularını yöneltirken cevapları Mazlum Der yöneticilerinden geldi. "Nuray Hanım Atatürk'ü sevmiyorum lafından geri adım attı mı?" şeklindeki bir soruya Küçük, "O konuşma spontane gelişmiş bir ifadeydi. İnsanların o ana kadar yaşadıkları bazen bu tür ifadelerin kullanılmasına neden olabilir" cevabını verdi. Bezirgan'a yöneltilen "2,5 saatte Kanada vizesi aldığı doğru mu?" şeklindeki soruya da Elif Uzunpınar, "Programda yapılan futbol maçında pırasa yemeği tarifi vermek gibi birşey. Sadece yaşanan olayla ilgili bir mağduriyet sözkonusu. Biz bunu dillendiriyoruz." dedi. Araya giren Bezirgan da daha önce verdiği röportajlarında bu sorunun cevabını verdiğini söyledi. Ayhan Küçük ise asıl neden insanları buradan oraya gönderdiğimizin sorgulanması gerektiğini söyledi. "Savcılığın başlattığı soruşturmayla ilgili Nuray Hanım birşey yapmayı düşünüyor mu?" sorusuna ise Küçük," Savcılık suç duyurusundan dolayı soruşturma açmıştır. Gereği yapılacaktır ve süreç işleyecektir. Bizde soruşturmanın takipçisi olacağız. Zaten suç oluşturacak bir şey yok."cevabını verdi. Sorulara cevap vermeyeceği belirtilen Nuray Canan Bezirgan soruların ısrarla kendisine yöneltilmesi üzerine suskunluğunu bozdu. Olaylardan çok sıkıldığını belirten ve soruları toplu şekilde cevaplandıran Bezirgan, "Önce programa nasıl davet edildiğimi açıklamak istiyorum. Beni Özgür Der vasıtasıyla davet ettiler. Özgür Der yetkilileri rica etti. Baştan istemedim ama başka bir arkadaş bulunamayınca Kevser'in yanında ben çıktım. Fatih Bey'le direkt bir iletişimimiz sözkonusu değil. Vize olayına gelince. Kanada vizesi değil ilk önce ABD'ye turist olarak gittim. 17 gün orada bir Türk ailenin yanında kaldım. Daha sonra Kanada'ya iltica ettim. 2,5 saatle kabul edilişim vize değil iltica talebimdir. Göçmen olabilmek için önce mahkeme edilmeniz gerekiyor. Ancak benim elimde Türkiye'de yaşadıklarımla ilgili dökümanlarım vardı. Ben 6 ay hapis cezasıyla gitmiştim ve ilk iletişime geçtiğim kişileri Uluslararası Af Örgütü yetkilileri oldu. Onların da yıllık raporunda ismim olduğu için ve insan hakkı ihlali olarak görüldüğünden bana bir avukat verdiler. Avukatımızın talebi üzerine Kanada yetkilileri ön görüşme talebinde bulundular. Bu ön görüşme neticesinde 1,5 -2 saat içinde oturma izni aldım. Kanada tarihinde ilk kez bu kadar kısa sürede oturma izni verdiklerini söylediler. Burada ailemle oturmaya başladık ve 2005 yılında vatandaşlık hakkı kazandık."şeklinde konuştu. Bezirgan tartışmaların odağı olan "Atatürk'ü sevmiyorum Humeyni'yi seviyorum" cümlesini kullanıp kullanmadığı sorusunu da"Olay tamamen medyanın saptırması. Başta Fatih Altaylı'nın saptırması. Çünkü Fatih Altaylı bey bu aşamadan sonra Atatürk'ü seviyor sevmiyor değil de, Atatürk'ten nefret ediyor ibaresini kullanıyor. Ben hiç kimseden nefret etmiyorum. İlk başta Humeyni sorusu geldi. 'Humeyni'yi seviyoruz'dan daha sonra sözü Atatürk'e getiren Altaylı'nın kendisiydi. Ayrıca bu kıyaslamayı yapan da biz değiliz. Bu kıyaslamayı yapan ve bir tarafa Humeyniyi bir tarafa Atatürk'ü koyan da kendisiydi. Benim ağzımdan hiçbir zaman 'Atatürk'ü sevmiyorum Humeyni'yi seviyorum' cümlesi bir arada çıkmadı. Zaten programı izlerseniz görmüş olursunuz." diyerek cevapladı.





Reklam