Mursi'nin 7 Büyük Hatası

Bir yıl öncesinde büyük umutlarla iktidara taşınan Mursi, nasıl oldu da iktidarının birinci yılında bu kadar büyük bir yıpranma yaşadı.

Mursi'nin 7 Büyük Hatası

Mübarek rejiminin sonunu getiren 1. Tahrir ayaklanmasının ardından, Mısır halkı bu kez Mursi'ye karşı tekrar Tahrir meydanına aktı. Bir yıl öncesinde büyük umutlar ve beklentilerle halk tarafından iktidara taşınan Mursi, nasıl oldu da iktidarının birinci yılında bu kadar büyük bir yıpranma yaşadı sorusuna, Kahire Amerikan Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Halid Fahmi, Müslüman Kardeşler'in Yedi Önemli Hatası adlı değerlendirmesinde şöyle cevap veriyor;

1- Müslüman Kardeşler, özgür ve hilesiz bir seçimi kazanmanın her şey olduğunu sandılar. %52 ile seçimleri kazanan Mursi artık kanuni olarak her şeyi yapabileceğini düşündü. Mübarek'in devrilmesi ile devrimin tamamlandığını sandı. Siyasi durumu tamamen yanlış okudular. Oysa 2011 Ocak-Şubat'ında sokağa çıkan halkın isteği özgür ve hilesiz bir seçimin yapılması değildi. Halk özgürlüklerinin ve haklarının iadesi için alanlardaydı.

2- Müslüman Kardeşler'in ikinci ölümcül yanlışı Mısır'daki ayaklanma 25 Ocak Polis Günü'nde başladı. Ayaklanma için bugünün seçilmesi tesadüf değildi. Mısır halkı polis zorbalığından ve işkencelerden bıkmıştı. Müslüman Kardeşler iktidara geldikten sonra Polis gücünün reforme edilmesine yönelik önerilere kulak tıkadığı gibi, Cumhurbaşkanı ve Başbakan Polis kurumunu yüceltti ve daha da güçlendirdi. Hatta devrimdeki rollerinden dolayı polise teşekkür ettiler. Sonuç olarak polis kurumunun reformuna yönelik hiçbir müdahale olmadı. Ocak-Şubat olaylarında hayatını kaybeden 800 den fazla insan olmasına rağmen, hiçbir polis amiri cezalandırılmadı.

3- Üçüncü büyük hataları Polis yerine basın ve yargıyı suçlayarak, peşlerine düşmeleri oldu. Mursi yetkilerinin arttırılması için Anayasa Mahkemesi'ni ele geçirmeye çalıştı.

4- Dördüncü ve en garibi ise, Mursi seçildiği andan itibaren yaşanan tüm sorunlarda muhalefeti sorumlu tuttu. Oysa ki iktidarın bir görevi sorunları çözmek, diğer bir görevi de muhalefetle uzlaşmak, orta bir yol bulmaktır. Muhalefet reform diyalogları geliştirmek, yeni bir anayasa yapmak, düşünce ve basın özgürlüğü isterken, Müslüman Kardeşler seçim kazanmanın her şey anlamına geldiğini düşündüğü için muhalefeti dinlememe tavrı geliştirdiler.

5- Müslüman Kardeşler bütün muhalefeti "feloul machinations" yani elitistler olarak görüyor. ("feloul machinations", geçmişteki siyasal iktidarın yarattığı ayrıcalıklılar için kullanılan bir kavram. İşadamları, gazeteciler, hakimler ve bazı generaller gibi) Bu durum aslında tüm demokrasinin yeni doğum yaptığı ülkelerde yaşanan bir sorun. Mısır'daki durum ise diğer ülkelerden daha komplike. Eski rejim ile yeni rejim arasında bir devrim duruyor. Bugün seçimlerin kazananı olarak iktidarda olan Müslüman Kardeşler, ayaklanma günlerinde bir devrim olsun diye çağrı yapmamışlardı. Devrime sonradan katıldılar ve sonrasında seçimleri kazandılar. İyi hoş ama baştan beri sokaklara çıkan partiler, örgütler, bireyler, o günlerde Mübarek rejimine karşı yayın yapan gazeteler… Bunların hepsini bugün Mübarek yanlısı gibi görmek büyük bir yanlış.

6- Müslüman Kardeşler aslında demokratik olmayan yüzlerini seçimleri kazandıktan sonra gösterdiler. Derneklerin, sendikaların, basının, özgülüklerin üzerine gittiler. Anayasa mahkemesine darbe yapmaya çalıştılar. Basın ve düşünce özgürlüğü reformlarında isteksiz davrandılar. Halk için siyaset sandık kurulunca başlar, sandıklar kapanınca biter zihniyetini taşıyorlar. Bu yaklaşım aslında Ortaçağ İslam felsefesine uygunluklar taşıyor. Bu felsefede de bir lider seçildikten sonra tüm toplum ona saygı göstermek ve itaat etmek zorundadır.

7- Son olarak Müslüman Kardeşler zamanının bittiğini anlayamadı. Müslüman Kardeşler 1920'lerde İngilizlere karşı savaşmak için kurulmuş bir örgüt olarak tarih sahnesine çıktı. Tüm Mısır tarihi boyunca, özellikle Nasır döneminde çok ağır baskılar gördüler.

Halk özgür ve hilesiz bir seçimden sonra ve popüler bir devrimin ardından iktidara gelen Müslüman Kardeşler iktidarında daha özgür olacağı beklentisine girdi. Müslüman Kardeşler'in bu beklentiye uygun bir şekilde kendilerini paradigma değişikliği yaparak siyasal bir partiye dönüştürmeleri gerekiyordu. Ancak kendi tabanının beklentileri ve ideolojileri doğrultusunda Mısır'da İslamizasyon çabasına devam ettiler. İhvan hareketi vizyonsuz ve felsefesiz. Geleceğinin kendilerinin olacağını sandılar.

Bu gün kendilerine karşı yükselen ayaklanmayı sindirememelerinin nedeni şu: Bu ayaklanma muhalefetin çağrısı ve taktikleri ile gelişmedi. Kendi dik kafalılıkları yüzünden oldu. Sherif Younis'in dediği gibi; "bütün çatışmaları kazandılar ama savaşı kaybettiler"







Reklam