Muğla'da, 38 yıldır radyo tamirciliği yapan şehrin son radyo tamircisi Mustafa Bektaş, gelişen teknolojiye ve zorluklara rağmen ayakta kalma mücadelesi veriyor.
Muğla'da, 38 yıldır radyo tamirciliği yapan şehrin son radyo tamircisi Mustafa Bektaş, gelişen teknolojiye ve zorluklara rağmen ayakta kalma mücadelesi veriyor.
Arasta Çarşısı içerisinde, 14 yaşından bu yana radyo tamirciliği yapan Mustafa Bektaş, kendisinin Muğla'da son temsilci olduğunu ve gençlerin ilgisizliğinden dolayı mesleğin son günlerini yaşadığını söyledi. 1970'li yıllarda üç mesleğin geçerli olduğunu anlatan Bektaş, bunların saatçilik, sarraflık ve radyoculuk olduğunu belirtti.
Eskiden tahsilin çok önemli olmadığının altını çizen Bektaş, zanaat sahibi olmanın toplumda saygınlık sağladığını ifade etti. Bektaş, "Şimdi teknoloji aldı başını gitti. Cd çalar, DVD'ler ve müzik setleri radyoların yerini aldı. Zaten bunları bana getirseler de anlamam. Buraya radyocu olarak geldim, benden başkada radyocu yok" dedi.
Değişen teknoloji nedeniyle radyo tamirciliğinin geleceğinin olmadığını vurgulayan Bektaş, hiçbir maddi kaygı gözetmeksizin mesleğini yaşattığını ve sonuna kadar da yaşatacağını kaydetti. Bektaş, "Radyo tamirciliğinin manevi bir değeri olduğuna inanıyorum. Bu nedenle yaşadığım sürece radyo tamirciliği mesleğini sürdüreceğim. Aylarca siftah yapmadan dükkanı kapadığım, para kazanamadığım günler oldu. Ancak yılmadım ve dükkânımı her sabah açmaya devam ettim. Bu bugünde böyle oldu, yarın da böyle olacak" şeklinde konuştu.
Radyo tamirciliğine 1969 yılında çırak olarak başladığını anlatan radyo tamircisi Bektaş, mesleğin inceliklerinin kitapta yazmadığını, ustasının tamir yaparken göz hırsızlığı yaptığını, geri kalanını da zamanla hallettiğini söyledi. Bektaş," Zaten belli arızaları vardır radyoların, yıllar geçtikçe benzer arızalar gelir. Çözüm bulmak daha da kolaylaşır. Zorla zanaat öğrenilmez. Zanaat hırsızlıktır. Bizim zamanımızda radyo çok popülerdi. Ülke hakkında olup biten her şey radyodan takip edilir, tüm bilgiler radyo sayesinde öğrenilirdi" ifadelerini kullandı.
Sağlığının yerinde olduğunu ve tüm zorluklara inat mesleği sürdürdüğünü anlatan Bektaş, şunları ifade etti: "Allah'a şükür daha gözlerim sağlam. 1977 yılından bu yana aynı mekanda, şadırvandayım. 1973 ayılından bu yana da vergi mükellefiyim. Şimdi bana devlet, 'Emekli oldun ama çalışıyorsun' diyor ve emekli maaşımın yüzde 10'unu kesiyor. İşte bu nedenle komşularım yok olup gittiler. Semerciler, demirciler, nalbantlar gibi bizde kaybolan mesleklerin arasına girecek gibi görünüyoruz. Yaylada eski çınar ağaçları vardır. Birini kesersen adamı içeri atarlar. Bizim kolumuz kanadımız kesiliyor ama kurtaran yok."
Haber Yayın Tarihi: 30 Aralık 2007 Pazar Saat 11:41