Mimarlar Odası Kayseri Şube Başkanı Hakan Mahiroğlu, 17 Ağustos 1999 depreminin üzerinden 9 yıl geçmesine rağmen 'depreminden ders çıkartıldı' denilebilecek bir yasal düzenlemenin hala yapılamadığını söyledi.
Hakan Mahiroğlu, yaptığı açıklamada, deprem tahmini yerine sağlam yapılaşmaya yoğunlaşmak gerektiğini belirterek, Türkiye'nin, jeolojik yapısı itibariyle fay hatları üzerinde bir ülke olduğunu, depremin her an olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu ifade etti. Mahiroğlu, şöyle dedi:
"Biz ülke olarak depremin ne zaman olacağını tahmin etme çabasına yerine sağlam yapılaşma politikası belirlemeliyiz. Dünyada bunun güzel örnekleri var. Japonya'da yılda onlarca kez 6 şiddetinde deprem gerçekleşiyor. Ancak yapılaşmanın sağlam olması nedeniyle sadece küçük yaralanmalar belki az sayıda ölümler meydana geliyor. Ancak bizde aynı deprem olsa bugün yine yüzlerce kişinin arkasından yas tutmak zorunda kalırız. 17 Ağustos depreminden günümüze yapılaşma açısından hiçbir şey değişmedi. Dayanıksız yapılaşma ile deprem riskini önemsemeyen kentleşme kararlarının ve sakıncalı yer seçimlerinin önünü alabilecek bir yasal düzenleme de yürürlüğe girebilmiş değildir. 9 Yıl içinde yapılan tek düzenleme 18 pilot ilde özel yapı denetim kuruluşlarıyla inşaatların denetlenmesi getirilmiştir. Ancak bu çalışmada pilot bölgeler dışına hala çıkamadı. Eğer Türkiye'ye uygunsa tüm şehirlere yayılmalı, uygun değilse sona erdirilmeli. Bugüne kadar izlenimlerimiz yapı denetim firmalarıyla yapılaşma sisteminin uygun olmadığını göstermiştir. O kadar ki Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, usulsüz uygulamalarıyla yapı denetim yetkilerini kötüye kullanan bu şirketler hakkında yasal işlem yapma yoğunluğu içindedir. Bütün bunların temel nedeni ise Türkiye'yi yıllardır tutsak alan imar rantı ekonomisinin siyasi kesimlerce de yine aynı yıllardır vazgeçilmez bir kazanç ve çıkar kaynağı olarak görülmesidir."
17 Ağustos depreminin binlerce kişinin ölümüne veya sakat kalmasına neden olduğunu belirten Mahiroğlu, can kayıplarıyla ilgili hukuksal sürecin de zaman aşımına uğradığını, hiçbir sorumlunun cezalandırılamadığını dile getirdi.
Mimarlığın, kentlerin ya da ülkelerin uygarlık düzeyini gösterdiğine işaret eden Mahiroğlu, "Türkiye'de mimari uygarlıktan kültürsüzlüğe doğru yol izliyor. Mimar Sinan gibi dehaları yetiştiren topraklar rant nedeniyle tekdüzeliğe mahkum ediliyor. Mimarlık, öteki sanatlardan farklıdır. İnsana yaşam alanı sunar, hayat tarzını belirler. Kültür, yapılı çevreye yansır, yapılı çevreden beslenir ve yaşamı dönüştürür. Rant üzerine kurulu yapılaşma düzeninin blokları Türk insanını komşusuz, sokaksız, mahallesiz bıraktı. Özellikle son yıllardaki gayrimenkul pazarına düşkünlükle çıkarılan imarla ilgili yasalar ülkeyi mimari değerlerinden daha fazla uzaklaştırıyor. Bu anlayışın merkezi ve yerel siyasetçileri, imar kararlarında Anadolu'nun uygarlık birikimlerinden beslenmiş kişilikli çağdaş mimarlığı değil; küresel sermayenin dünyaya yaydığı sömürge mimarisini gözetiyorlar" şeklinde konuştu.