Madımak Olayı'nın Perde Arkası

Dönemin Nizam-ı Alem Ocakları Sivas İl Başkanı olan Hüseyin Berçin, Madımak'ta yaşananları anlattı.

Madımak Olayı'nın Perde Arkası

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 37 kişinin ölümüyle sonuçlanan Madımak Oteli yangınının üzerinden 19 yıl geçtikten sonra Devlet Denetleme Kurulu'nu (DDK) görevlendirdi.

Gerçekleştirilen çalışma sonrasında dönemin Nizam-ı Alem Ocakları Sivas İl Başkanı olan Hüseyin Berçin, DDK'nın görevlendirilmesi kararını ve o gün yaşadıklarını anlattı.

BBP'ye yakınlığı ile bilinen Nizam-ı Alem Ocakları'nın 1993 yılında Sivas İl Başkanlığı'nı yapan Hüseyin Berçin, şehrin bu olaya günler öncesinden hazırlandığını dile getirdi. Berçin "Çok acı günlerdi. Sivas böylesi bir olaya sanki günler öncesinden hazırlandı. Toplum hassasiyetleri suistimal edildi. Dedikodu furyasının önüne bir türlü geçilemedi. Şehit cenazelerinin üst üste geldiği, gerginliğin olduğu bir ortamda, bunun da üzerine İslami hassasiyetler kışkırtılınca elim Hadise oldu. Devlet güçlerinin gelen fırtınayı görememiş olması hala beni şaşırtır ve üzer." dedi.

CUMA NAMAZINDA SONRA AMERİKAN BAYRAĞI YAKILDI

Ocak Başkanı Hüseyin Berçin, olayın başlangıcının Cuma namazı sonrası olduğunu ve olayları başlatan kişilerin önce Amerikan bayrağı yaktığını vurguladı. Berçin, olayın başlama anını şöyle anlattı:

"Olay günü Cuma namazını Paşa Camisi'nde, avluda kılmıştım. Hiç unutmam, hemen üç saf arkamızda kirli hafif uzun sakallı, siyah takkeli, siyah elbiseli bir şahıs, hoca hutbeyi okurken yüksek sesle 'Müslümanlar, peygamberimizin ailesine, eşlerine hakaret edilirken susuyorsunuz' diye yüksek sesle konuşuyordu. Namaz kılındı, bir Amerikan bayrağı ortaya çıktı. Onu yaktılar.

Sivas'ta birkaç gündür organize yapanlar, Aziz Nesin ve taraftarları Marksist-Leninist kesime yakınlığıyla bilinen insanlardı. Ama cuma sonrası olayları başlatanlar önce Amerikan bayrağı yaktı. Bu hakikaten ilginçtir. Tanımadığımız bir grup konuşan şahsın söylediklerine benzer bir bildiri okudu ve cemaati kışkırtarak yürüyüşe geçtiler.

O güne kadar Sivas'ta görmediğimiz bu tipleri olaylardan sonra da Sivas'ta görmedik. Her ne şekilde oldu bilemiyorum ama bu şahısların emniyet kayıtlarına da girmedikleri anlaşıldı."

Hüseyin Berçin, olaylar bittikten sonra yaşananlar ile ilgili çarpıcı bir iddiada bulundu. Berçin, "Olayların bitiminde devlet, Sivas'a girişleri yasakladı ama çıkışlara engel olmadı. Bu şahıslar her kimse geldikleri gibi gitmişlerdi. Gücümüzün yettiğince mensuplarımızı ikaz ederek olayların dışında tutmayı başardık." dedi.

TEŞKİLATA SIĞINANLARI KALABALIKTAN KORUYUN

Dönemin Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu tarafından teşkilata gelen talimatları da anlatan Hüseyin Berçin, Yazıcıoğlu'nun, 'teşkilata sığınanları dışarıdaki kalabalıklardan koruyun' talimatı verdiğinin altını çizdi. Berçin, şu ifadeleri kullandı:

"BBP İl Teşkilatımız, Madımak Oteli ile sırt sırtaydı. Bizim mescit olarak kullandığımız oda, otelin arka kısmına bakıyordu. Bir arkadaşımız otelden partiye geçişlerin olduğunu söyleyince, hemen partiye geçtim. Arkadaşlarımız gelenleri içeri almıştı. Toplam 33 kişi. Şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu'nun kesin emirleri oldu. Merhum Yazıcıoğlu, 'Ne pahasına olursa olsun, teşkilata sığınanlar dışarıdaki kalabalıklardan korunacak, emniyet birimlerine güvenli şekilde teslim edilecek' talimatını verdi. Çünkü dışarıda kışkırtılmış bir kitle vardı. Teşkilat mensupları da zarar görebilirdi."

HASTANEDEKİ GÖRÜNTÜ İÇLER AÇISI

Dönemin Nizam-ı Alem Ocakları Sivas İl Başkanı Hüseyin Berçin, facianın göz göre göre geldiğini, Madımak yandıktan sonra devletin gücünü gösterdiğini ifade etti. Berçin, "Teşkilatımızda, salonda bulunan pencere camının kenarında kurtulanlardan 3 kişi duruyordu. Birisi bayandı ve hafif yaralanmışlardı. Dışarıdan görülmesinler diye duvar kenarına aldım. Arkadaşlarımız yardımcı oldu. Fark ettim ki gelenlerden birisi hareketsiz yatıyor. Dumandan etkilendiğini söylediler. Gür sakallı ve bıyıklı 30 yaşlarında esmer birisiydi. Emniyet yetkilileriyle irtibat kurduk. Onları ikna ettik ve bir polis aracı geldi. Otelden gelen gençlerden birini yanıma aldım ve yaralı şahsı partiden çıkardık. Arka sokaklardan geçerek, polis aracıyla Numune Hastanesi'ne götürdük. Orada sağlık görevlilerine teslim ettim. Şahsın yaşayıp yaşamadığını bugün dahi bilmiyorum. İnşallah hayattadır. Fakat hastanedeki görüntü içler acısıydı. Hastaneye otelden dumandan ölenler, sokaktan ise askerin veya polisin vurduğu, yaraladığı vatandaşlar geliyordu. Resmen facia göz göre göre geldi. İşin acı tarafı saatlerce müdahale edilmeyen kalabalıklar, sonradan öğrendik ki 10 dakikada otel önünden ve meydandan uzaklaştırılmış, dağıtılmışlar. Aslında Madımak yandıktan sonra devlet gücünü gösterdi." dedi.

OLAYIN İKİ MAĞDUR TARAFI VAR

DDK'nın 37 kişinin ölümüyle sonuçlanan Sivas olaylarını incelemesini de değerlendiren Hüseyin Berçin, Başbağlar olaylarının da incelenmesi gerektiğinin altını çizdi. Berçin; "DDK sadece 2 Temmuz Sivas olaylarını değil, 5 Temmuz Başbağlar olaylarını da en detaylı şekilde incelemelidir. Kimler bir iç çatışma çıkarabilmek için bu olayları tezgahladı? Hangi yapılar taşeron olarak kullanıldı? Bu soruların cevapları ortaya çıkarılmalıdır. 2 Temmuz sonrası olayların faili olarak yakalanan kişilerin birçoğu kamu görevlilerinin şahitlikleriyle hüküm giydi ve birçokları idam cezası alıp, cezaları müebbete çevrildi. Ölenlerin yakınları ve birtakım haksız ceza alarak hüküm giyenlerin yakınları da mağduriyetin iki farklı kesimini teşkil etti. Bu açıdan acılarımızı kanatarak değil, acılarımızdan yeni acılar yaşanmasın diye empati kurarak barışı sağlamamız lazım. Ülkenin buna ihtiyacı var. Cumhurbaşkanlığı DDK bu açıdan çok önemli bir görev üstleniyor." diye konuştu.





Reklam