Londra: İngiliz Basınında Bugün

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

İngiliz Basınında Bugün, İngiltere Başbakanı Tony Blair'in Dün Dış Politikada Önceliklerini Sıraladığı ve Ortadoğu Sorununun Çözümüne, İran ve Suriye'nin Çözüm Arayışlarına Dahil Olması Fikrine Vurgu Yaptığı Yıllık Olağan Konuşması, Rusya'nın Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'ne (Opec) Benzer Bir Doğalgaz Karteli Kurmak İstediği İddiaları, Pazar Günü Düzenlenen Güney Osetya Referandumu ve Filistin Yönetiminin Ulusal Birlik Hükümeti Kurma Girişimleri Başlıkları Öne Çıktı.

İngiliz basınında bugün, İngiltere Başbakanı Tony Blair'in dün dış politikada önceliklerini sıraladığı ve Ortadoğu sorununun çözümüne, İran ve Suriye'nin çözüm arayışlarına dahil olması fikrine vurgu yaptığı yıllık olağan konuşması, Rusya'nın Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'ne (OPEC) benzer bir doğalgaz karteli kurmak istediği iddiaları, Pazar günü düzenlenen Güney Osetya referandumu ve Filistin yönetiminin ulusal birlik hükümeti kurma girişimleri başlıkları öne çıktı.

BBC'nin Türkçe internet sitesi "http://www.bbc.co.uk/turkish/" adresinde yer alan basın özetlerine göre, bazı gazeteler İran ve Suriye ile görüşme, kimileri ise İsrail Filistin unsurunu öne çıkardı.

Financial Times, Blair'in İran konusunda sert tavrını muhafaza ettiği görüşünü savunarak, "Blair aslında Temmuz'da Los Angeles'ta da aynı görüşleri ifade etmişti. Ancak Blair'in bu savı şimdi tekrar dile getirmesi daha önemli çünkü Bush yönetimi şu anda bir zamanlar şer ekseni diye ifade ettiği iki ülkeyle temasa geçip geçmemeyi düşünüyor" ifadelerine yer verdi.

Independent Suriye lideri Beşar Esad ve İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad'ın birer fotoğrafını yayımladığı kapağında, "İşte Orta Doğu'daki yeni dostlarımız: 2002'nin şer ekseni mensupları 2006'da barış simsarı oldu" yazdı.

Independent, "savunmacı ve umutsuzluk kokan bir konuşma" diye nitelediği Blair'in sözlerini Ortadoğu'da gücün nerede odaklandığının geç de olsa kabul edilişi biçiminde yorumladı.

Blair'in açıklamalarını "mantığa meydan okuyan, çaresizlik ürünü formüller" diyerek eleştiren Daily Telegraph ise, zaten Başkan Bush'un Blair'in açıklamalarından farklı bir söylemde olduğuna vurgu yaptı.,

"Blair ve Baker önerisi, pozitif bir alternatif stratejiden çok barış için taleplere boyun eğmeye yönelik bir teskin girişimi gibi görünüyor."

"ÖNERİ ÇÖZÜM GETİRİR Mİ?"

Independent'ın diplomasi editörü Anne Penketh, "İran ve Suriye neden bu aşamada Amerika ve İngiltere'ye yardım etsin?" diye soruyor. Yazarın buna yanıtı olumlu: "Çünkü çıkarları bunu gerektiriyor ve bu bölgedeki nüfuzlarını da sürdürmelerini sağlayacak."

Guardian'da Simon Tisdall da bir görüşme zemini olabileceği kanısında: "İki ülke de güvenli, birleşik bir Irak istiyor. İkisi de teoride bir Filistin devleti kurulmasından, kendilerine uygulanan yaptırımların kalkmasından, bölgesel dış yatırımın artmasından memnun olur. Ama bunun için Bush ve Blair'in samimiyetsiz sözlerini, Farsların da gururu bir kenara bırakması gerekiyor."

Times, Blair'in konuşmasını Bush ile arasında ilk kez çatlak oluştuğu şeklinde yorumlayarak, Blair'in konuşmasında ilk kez İran'a karşı askeri seçeneğin kullanılması ihtimalini açıkça reddettiğini vurguladı.

"Başbakanlık, Blair'in şapkasını eline alıp Şam ve Tahran'dan yardım istemeye gideceği iddialarını reddetti ve iki ülkeye verilen mesajın stratejik bir seçim yapmaları gerektiği olduğunu vurguladı. Şam Blair'e kulak verebilir, ama İran'da işler daha güç olacak."

Gazetede yazan Richard Beeston, Blair'in geçenlerde bir elçisini gizlice temaslarda bulunmak üzere Şam'a gönderdiğini belirterek, "Bush ve Blair Şam'a ve Tahran'a cömert önerilerle yaklaşmaya hazır olmalılar... İran ve Suriye'deki yeni dostlarından onları Irak'tan kurtarmalarını istemenin bedeli, ucuz olmayacak" ifadelerine yer verdi.

Financial Times'ta yazan Quentin Peel de bu önerilerin nasıl hayata geçirileceği sorusunu tartışıyor.

"Mesele sadece böylesi bir adımın Washington'da yaratacağı utanç değil, Buna İsrail şiddetle karşı çıkacak, Amerika'nın bölgedeki en yakın Arap müttefikleri huzursuzluk duyacaktır. Washington, Saddam Hüseyin'in devrilmesi konusunda en baştan beri Tahran ve Şam'ın desteğini alabilirdi. Ama şimdi durum kötüye gitti ve iki ülke, Bush'u bu bataklıktan kurtarır görünmek konusunda daha temkinli davranacaklardır."

Blair'in konuşmasında vurguladığı bir diğer unsur Ortadoğu barış süreciydi. Guardian bu unsuru öne çıkararak Başbakan'ın bölgesel bir konferans düzenlenmesine çalıştığını belirtti.

"Başbakanın Ortadoğu'ya bütün olarak bakılması savı gayet makul ama eksik olan, bu bütünü oluşturan her bir unsurun çözümünün ne kadar güç olduğunun kabul edilmesiydi... Bölgedeki sorunlar her yerde yeni mücahitler yetişmesine yol açarken Blair hala Irak'ın yarattığı hasarın ne kadar büyük olduğunu görmeye yanaşmıyor."

Financial Times'ta yazan Phillip Stephens da makalesinde, 'Bush bu kez Blair'i dinleyecek mi?' diye sordu. Yazara göre, Washington'daki siyasi tablo ve Irak Çalışma Grubu eş başkanı James Baker'ın geçmişte İsrail Filistin görüşmelerine arabuluculuk etmiş olması, dikkatlerin Ortadoğu sürecine dönmesi yolunda iyimser olabilmek için gerekçe oluşturdu.

"Şimdiye dek Amerikan yönetimi Filistin'de barışa giden yolun istikrarlı bir Bağdat'tan geçtiğini düşünüyordu... Ama şimdi Irak Çalışma Grubu, şansı az da görünse Bağdat'ta istikrarlı bir hükümet yaratma hedefinin, İsrailli ve Filistinlilerle belki de Suriye arasında görüşmelerden yani Kudüs'ten geçtiği sonucuna varabilir."

"İRAN YENİ EL KAİDE LİDERLERİNİ BELİRLEMEYE ÇALIŞIYOR"

Bush'un dünkü açıklamalarını, Irak'ta başarı için İran ile konuşma fikrini reddettiği şeklinde yorumlayan Daily Telegraph ise manşetini İran'ın El Kaide'nin yeni liderini hazırlamayı hedeflediği iddiasına ayırdı.

"Batılı istihbarat uzmanları, İranlıların Usame Bin Ladin'in sağlığının kötüye gitmesinden yararlanarak, Tahran'a yakın bir kişinin yükselişini sağlamaya kararlı olduğunu söylüyorlar. Bu ifşaat, Tony Blair'in İran ile yeni bir ortaklık kurulması umuduna ciddi bir darbe olacaktır. İranlılar, Mısır ordusundan eski bir albay olan Saif el Adil'in örgütün üç numaralı adamı olmasını istiyor. Bin Ladin'in eski güvenlik sorumlusu olan Adil'in adı 11 Eylül sonrası ABD'nin açıkladığı 22 kişilik arananlar listesinde bulunuyor.

Adil 2001'de Afganistan'dan kaçmasından bu yana Tahran'da İran devrim Muhafızları'na ait bir konukevinde kalıyor. El Kaide, El Adil ve İran'daki diğer kişilerin üst düzey görevlere getirilmesini kabul ederse, İranlılar da örgüte eğitim tesisi ve teçhizat sağlama sözü verdiler."

Financial Times'ın manşeti ise enerji konusunda. Gazete NATO ekonomi danışmanları tarafından hazırlanan gizli bir raporu sızdırmış ve ittifakın Rusya'nın OPEC'e benzer bir doğalgaz karteli kurmak istediği uyarılarına yer verdi.

"Geçen hafta 26 üyenin büyükelçilerine gönderilen raporda, Rusya'nın Cezayir, Katar, Libya, Orta Asya ülkeleri ve belki İran'ı kapsayacak bir doğalgaz karteli kurma peşinde olabileceğinden söz ediliyor. Raporda Rusya'nın özellikle Ukrayna ve Gürcistan ile ilişkilerinde, enerji siyasetini siyasi amaçlar doğrultusunda kullandığı belirtiliyor. Bir Kremlin sözcü yardımcısı ise iddiaların hiç bir temele dayanmadığını söyledi; 'Raporu yazanlar bizim enerji güvenliği tezimizi anlamamışlar' dedi.

Enerji şirketi yöneticileri ise en büyük tehdidin, Rusya'nın bu alana yeterli yatırım yapmamasından ve Cezayir gibi ülkeleri de aynı şekilde davranmaya ikna etmesinden kaynaklandığı kanısında...

Rapor, Batı Avrupa ile kıtaya gazının yüzde 24'ünü sağlayan Rusya arasında enerji güvenliği konusunda derinleşen gerginliğin yansıması. Ancak Avrupa Birliği (AB) dışişleri bakanları dün, Polonya'nın daha katı bir tutum takınılması ısrarı nedeniyle, Rusya konusunda ortak bir tavır benimseyemedi."

Financial Times'ın iç sayfalarında Rusya'ya yönelik bir suçlama daha var. Bu kez konu Pazar günü bağımsızlık talebiyle düzenlenen Güney Osetya referandumu.

Gürcistan Başbakanı Zurab Nogiadeli gazeteye verdiği mülakatta Rusya'yı bölgede rejim değişikliği yaratmaya çalışmakla suçladı. Oylama ise hem sorunlu bölgenin geleceğini çözümlemeye hem de Rusya ve Tiflis ile ilişkilerinin iyileştirmeye katkı sağlamayacak gibi görünüyor.

"Nogiadeli, 'en baştan bu yana serbest oy verilmeyeceğini ve bölgedekilerin sayısından daha fazla oy çıkacağını biliyorduk diyor' ve ekliyor: Bu Rusya'nın desteklediği bir provokasyon ama bunu dikkate almayacağız."

"FİLİSTİN'E YENİ BAŞBAKAN ADAYI"

Filistin yönetiminin bir ulusal birlik hükümeti kurma girişimleri doğrultusunda Başbakanlık için Muhammed Şabir'in adı öne çıktı. Guardian, Şabir'in Amerika'da eğitim görmüş bir akademisyen olduğuna dikkat çekiyor; ancak hükümetin kurulabilmesi için belli koşullar olduğunu anımsatıyor: "Filistin Başbakan Yardımcısı Nasır Şair, Abbas ve Haniye'nin hükümet üyelerini açıklamadan uluslararası ambargonun kalkacağı yolunda teminat beklediayğini belirtiyor. Şair'e göre, hükümetin kurulması için üç koşul var; Yaptırımların kaldırılması, Temmuz'dan bu yana gözaltına alınan Hamas mensubu siyasetçilerin serbest bırakılması ve İsrail'in Filistinlilere borçlu olduğu söylenen 600 milyon dolarlık gümrük vergisi ödemelerinin aktarılması..."

Guardian, Kabe'nin yanı başındaki yeni lüks konut projelerinin hac ruhunu tartışmaya açtığını iddia etti.

"Her yıl milyonlarca kişi günahlarından arınmak için Mekke'ye gidip hacı oluyor ama burada inşa edilen 390 milyon dolarlık bir devre mülk kompleksi bu deneyimin maneviyatına gölge düşürüyor. Usame Bin Ladin'in babası Muhammed Bin Ladin tarafından kurulan şirketin inşa ettiği, El Beyt Burçları, Kabe'nin yanı başında 5 yıldızlı konaklama, alışveriş merkezi, restoranlar gibi imkanlar sunuyor. Projeyi eleştirenler burada dönecek paraların, haccın temelindeki saflık, eşitlik ve sadelik ilkelerine aykırı olduğunu savunuyor. Tesisin en yüksek kulesi olan Zem Zem Kulesi'nde kent manzaralı 33 m2'lik dairede haftalık kira sezon dışında 3 bin 600 sterlin. Hac sezonunda, Kabe manzaralı stüdyoların fiyatı, 93 bin 500 sterline yükseliyor.

İslami Miras Vakfı'ndan İrfan Ahmed Alavi, 'Mekke gitgide ticarileşiyor ama üzücü olan şu ki Müslümanlar bundan şikayetçi değil' diyor."

Gazeteler, Avam Kamarası insan hakları komisyonunun hazırladığı bir rapordaki eleştirilere de dikkat çekiyorlar. Raporda hükümet yetkilileri, insan hakları yasası hakkında kamuoyundaki kaygıları günah keçisi olarak kullanmakla suçlanıyor.

Independent bulguları şöyle aktardı:

"Rapora göre, üç tartışmalı konunun Avrupa insan hakları sözleşmesini İngiliz mevzuatına entegre eden insan hakları yasasının sonucu olduğundan söz etmiş. Bunlar yabancı mahkumların cezaları sonunda sınır dışı edilmesinin sağlanamaması, ülkede kalma hakkı kazanan hava korsanları ve cezaevinden çıktıktan sonra yeniden bir kadına saldırarak öldüren bir kişinin durumu. Oysa bu yasa bu vakaların hiç birinde uygulanmıyordu. Yani yasa, hükümetin kendi idari hatalarını yıkması için bir günah keçisi olarak kullanıldı."

İngiltere tahtının veliahtı Prens Charles bugün 58. yaşını kutluyor. Guardian'ın ilk sayfasında Prens'in nişanlarla kaplı üç farklı üniformayla çekilmiş fotoğrafları dikkat çekiyor.

Gazete: "Mutlu yıllar terfi edildiniz. Prens bu sabah uyandığında 26 askeri unvanı yetmiyormuş gibi, bunlara yenilerinin eklendiğini, hava deniz ve kara kuvvetlerinin üçünde de dört yıldızlı komutan rütbesine terfi ettiğini görecek. Presin kısa askeri kariyeri 30 yıl önce bitti ama Prens o zamandan bu yana sürekli terfi ederek orduda yükseliyor.

İngiltere'de bir kral askerlerinin başında savaşa en son 250 yıl önce girmişti."

Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Ecem Altan