Kendini tarihe adayan emekli öğretmen
Amasya Evliyalarını bir kitapta topladı.
Amasya'da yaşamış evliyaları kendi imkanları ile kitap haline getiren emekli öğretmen Abdulhalim Durma'nın eseri 'Evliyalar Şehri
Amasya' adlı eser yayına girdi.
Emekli olduktan sonra memleketi Manisa'ya gitmeyen ve tarih aşığı olduğu için Amasya'ya yerleşen Abdullhalim Durma, ayrıca bir Selçuklu hayranı. Tarih aşığı Abdulhalim Durma, kendisini Selçuklu'lardan miras kalan mimari eserlere adamış, şu anda nerede bir Selçuklu eseri olduğunu duysa oraya gidip, hemen kayıt altına alıyor. Selçuklu'larla ilgili 50 bölümlük bir belgesel çalışması yaptığını söyleyen Durma, belgeselin büyük bir bölümünü hazırlamış.
Abdulhalim Durma'nın yayına giren ilk eseri olan "Evliyalar Şehri Amasya" adlı eser iki bölümden oluşuyor. Bir yıl gibi kısa bir sürede hazırlanan eserde Kurtboğan'dan Piri Baba'ya, Garip Hafız'dan Beşir Efendi'ye kadar Amasya'da ve çevresinde yaşamış bütün evliyalar tanıtılıyor. Kitabın ikinci bölümünde ise Halvetilik, Mevlevilik, Bektaşilik gibi Amasya'da görülen tarikatlar hakkında bilgi veriliyor. Tarih aşığı olan Durma, eserinde kaynak olarak Amasya üzerine yazılmış kitaplar dışında üniversitelerdeki lisans ve doktora tezlerinden ve internetten büyük ölçüde yararlanmış.
Eserin bir sosyal tarih çalışması niteliğinde olduğunu belirten Durma; 'ıÜüEvliyalar Şehri Amasya'nın bir projenin parçası olarak ortaya çıktığını ifade ederek, şunları söyledi: "İlgi çekicidir ki farklı bir proje çalışması içinde iken oluştu. "Selçuklu Emaneti" hayalinin peşinde koşarken, ışığın değişik bir açıdan gelişi ile, tablodaki ayrıntıların kendini açığa vurduğunu gördüm. "Selçuklu Emaneti" mimariyi temele alan bir dönem çalışması idi. Halbuki göz önünden uzak tutulmaması gereken nokta, bütün camilerin, medreselerin, köprü ve türbelerin kendine has şekilde inşası, aynı zamanda insanın inşasını ifade ediyordu. Anadolunun mimarisi, Anadolu insanının ruhunu temsil ediyordu. İşte bu ruhun mimarı, hiçbir şekilde ihmal edilemezdi. Farklı ifadeyle, tablonun güzelliği karşısında hayranlık duyar, ve çok defa ressamı takdir etmeyiz. Gökmedresenin muhteşem portalı aklımızı alır, onu hangi ellerin hangi ruhun ıstırabıyla şekillendirdiğini göz ardı ederiz. Sanatkarın zihninde oluşan fırtınaları hesaba katmayız. Aynı şekilde, insan ruhunu terbiye eden bir manevi mimarlar silsilesi olagelmiştir. Nedense, kendimizi borçlu olduğumuz bu ebedi sesleri duymamazlık, kadirbilmezlik olacaktır.
Selçuklu mimarisi ile ilgilenirken başımızı kaldırdığımızda farklı bir çalışmanın içine girmiş olduğumuzu gördük. Selçuklu Emaneti terk edilmedi, sadece yeni bir projenin doğuşuna vesile oldu. 'Evliyalar Şehri Amasya' bir dizi çalışmanın ilki olmayı vaad ediyor. Selçuklu Emaneti ise Darü'l Hısm ile kaldığı yerden yoluna devam etmektedir."