İslam dünyasının önde gelen din adamlarından Yusuf el Kardavi, Şii mezhebinin Sünniliğin aksine bidat üzere olduğu şeklindeki düşüncesini tekrarladı. Ama buna rağmen Şiilerin de İslam toplumunun bir parçası olduğunu ifade eden Kardavi, "Onlar da bizim gibi tek Allah'a, tek kitaba ve tek kıbleye inanıyor." şeklinde konuştu.
İslamonline adlı internet sitesine konuşan Kardavi, İslam dünyasının birliğine inandığını ama Şiilerin yüzlerine vurmalarının, kan gelinceye kadar sırtlarını dövmelerinin ve Hz. Muhammed'in (s.a.s) torunlarının kabirlerinin ziyaretinde, onlardan şefaat dilemelerinin İslam akaidine ters olduğunu söyledi. Kardavi, Hz. Muhammed'in (s.a.s) torunu Hz. Hüseyin'in Kerbela'da şehit edilmesini Sünnilerin de her zaman kötü bir hatıra olarak andığını, ancak öldürenlerin hiçbir zaman kafir olarak adlandırılmadıklarını sadece büyük bir günah işlemiş olarak görüldüklerini belirtti. Ancak Şiilerin öldürenleri kafir olarak adlandırdıklarını, hatta bazı büyük sahabelerin de Şiiler tarafından tekfir edildiklerini kaydeden Kardavi, bunun da büyük bir bidat olduğunu savundu.
Uluslararası İslam Alimleri Birliği Başkanı da olan Kardavi, Şii mezhebinin Sünnilere yönelik mezhep değiştirmeleri yönündeki çabalarına da sert tepki gösteriyor. İran'ın nükleer güç olma çabalarını desteklediğini de vurgulayan Kardavi, "Eğer Iran saldırıya uğrarsa tüm Müslümanlar Tahran'ın yanında yer almalıdır." dedi.
Katar'da yaşayan ve ünlü El Cezire televizyonunda da program yapan Mısırlı din adamı Kardavi, geçtiğimiz hafta Mısırlı muhalif gazete El Masr el Yevm gazetesine verdiği demeçte, Sünni İslam dünyasının Şii dünyanın tehdidi altında olduğunu belirtmiş, Sünnilerin hızla Şiileştirilmeye çalışıldığını söylemişti. Kardavi'nin bu sözleri İranlı din adamlarının sert tepkisini çekmişti.
Özellikle 2006 yılındaki Hizbullah-İsrail savaşı sırasında Hizbullah'ın Lübnan'ı gereksiz bir savaşın içine çekerek ülkenin harap olmasına sebep olduğunu belirten pek çok Sünni din adamı, Hizbullah'ın başarısına da mesafeli yaklaşmıştı.
Başta Suudi Arabistan, Mısır ve Urdun olmak üzere Irak'ın ABD işgaline uğramasını da İran'ın nüfuz artışı olarak değerlendiren pek çok ülke de Şii yayılmacılığına dikkat çekmişti.
Kardavi'nin son günlerdeki çıkışında özellikle de Mısır'daki bazı Sufi tarikatlarda baş gösteren Şii ritüellerin etkili olduğu belirtiliyor. Son günlerde sık sık Mısır'da Şii mezhebinin etkisini artırdığı yönünde açıklamalar yapılıyor.
Uzmanlar, 10. ve 11. yüzyılda yaklaşık iki asır Şii Fatımilerin hegemonyasında kalan Mısırlıların bu mezhebi tercih etmediğini, son günlerdeki yönelişin de İran'ın sürdürdüğü gizli faaliyetlerinin bir sonucu olduğunu öne sürüyor.
Sünni İslam dünyasının en prestijli müessesi olarak kabul edilen Ezher Üniversitesi'nin bulunduğu Mısır, Suudi Arabistan'la birlikte Sünni mezhebinin en önde gelen iki ülkesi olarak kabul ediliyor.
İran-Mısır diplomatik ilişkileri, Mısır'ın İsrail'le 1979 yılında Camp David Anlaşması imzalamasından sonra kesilmişti. İran'ın diplomatik ilişkileri yeniden başlatmak için sürdürdüğü çabalara Mısır yeşil ışık yakmıyor. Uzmanlar, Mısır'ın İran'a soğuk durmasının en önemli sebeplerinden birinin de Şii mezhebine karşı duruşu olduğunu ifade ediyor.
Dünyadaki Müslüman nüfusunun yaklaşık yüzde 10'unu Şiilerin oluşturduğu tahmin ediliyor. Şiiler Iran, Irak ve Bahreyn'de çoğunluğu oluştururken, Lübnan, Pakistan ve bazı Körfez ülkelerinde ise büyük bir orana sahip. Şiiler ve Sünniler arasında başta Pakistan olmak üzere Irak, Lübnan ve bazı Körfez ülkelerinde sık sık çatışmalar yaşanıyor. (CİHAN)