Mısır asıllı din adamı Yusuf El Kardavi'nin, Şiileri Sünni dünyası içinde yayılmacı bir politika izlemekle suçlaması Mısır'ın önde gelen entellektüellerinin tepkisini çekti. Ünlü İslam düşünürü Tarık El Bişri, Kardavi'nin yorumunun Şii-Sünni ayrımını daha da körükleyeceğini yazdı. El Düstur gazetesindeki yazısında Bişri "Şiiliğe karşı Sünni faşizmi yapmak Müslüman halklar için en tehlikeli şeydir. Müslümanlar, topraklarını işgal edenlere karşı durmaları gerekirken bu şekilde birbirlerinin kuyusunu kazımakla meşgul olacak." şeklinde ifadeler kullandı.
İslam dünyasının en önde gelen entelektüellerinden Fehmi Hüveydi de İslam dünyasında iki durumun ortaya çıktığını bunlardan birinin mezhebini, diğerinin ise Müslümanları top yekun savunmak olduğunu belirtiyor. Şiiliğe saldırının ayrışmayı daha da artıracağını vurgulayan Hüveydi İslam dünyasının maruz kaldığı saldırılardan dolayı Sünni ya da Şii ayrımı olmaksızın herkesin daha da zayıflayacağının altını çiziyor.
Irak'ın ABD işgaline girmesinden sonra başta Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün olmak üzere Sünni Arap dünyasının önde gelen ülkeleri Şii hilaline vurgu yapmış, daha sonra bu tartışmalara her iki tarafın din adamları da katılmıştı.
Son olarak da Katar'da yaşayan ve El Cezire televizyonuna da program yapan Kardavi, Mısır'da yayınlanan Masri El Yom gazetesine verdiği demeçte Sünni dünyaya karşı Şiiliğin ve İran'ın yayılmacılığına vurgu yapmıştı.
Sünni İslam dünyasının en önde gelen kurumlarından biri olarak kabul edilen Ezher üniversitesi daha önce Şiiliği İslami fırkalar arasında saymıştı. 1959 yılında dönemin Ezher Şeyhi Mahmut Şaltut dini bir fetva çıkararak Şiiliğin hak mezhepler arasında olduğunu söylemişti.
Fakat Irak'ın Şii kontrolüne girmesi, Hizbullah'ın Lübnan'da gittikçe nüfuzunu artırması başta Körfez ülkeleri olmak üzere Şii dünya ile komşu olan ülkeler arasında büyük bir tedirginlik meydana getirmişti.
Son yıllarda Hindistan'dan başlayarak Pakistan, İran, Irak, Suriye ve Lübnan'a kadar uzayan güneyde de Körfez ülkelerine kadar inen Şii dünyasından bahsediliyor. 1,3 milyarlık Müslüman nüfusu içinde ancak yüzde 10-12 oranına sahip olmalarına rağmen Şiilerin özellikle petrol ve doğal gaz yataklarının bulunduğu bölgelerde nüfus çoğunluğunu ellerinde bulundurmaları ve çok stratejik bölgelerde yaşamaları Sünni rejimleri tedirgin ediyor.
Özellikle 2006 yılında Irak'ta Sünni-Şii savaşından binlerce kişi hayatını kaybederken, aynı savaş Pakistan'dan da zaman zaman alevleniyor. Lübnan'da da iki mezhep arasındaki gerginlik her zaman patlamaya hazır bir bomba gibi. Son dönemlerde ise Suudi Arabistan, Bahreyn, Kuveyt, Katar gibi Körfez ülkelerinde Şiiler yönetimde daha fazla hak sahibi olmak için büyük bir çaba gösteriyor. Bahreyn dışında Şiilerin azınlık olmalarına rağmen gün geçtikçe siyasi platformlarda seslerini daha fazla duyurmaları, İran'ın perde arkasında bu grupları desteklediği şeklinde yorumlanıyor.
Mısır basını son dönemlerde sık sık Şii yayılmacılığı konusunda yazılara yer verirken Mısır'ın önde gelen isimlerinin Şiiler aleyhine beyanat vermeleri de dikkat çekiyor. Son olarak Mısır Vakıflar Bakanı Hamdi Zakzuk, Mısır camilerinde Şii varlığına izin vermeyeceklerini vurguluyor.
47 yıl önce Mısır'ı terk ettiğinde bir tek Şii'nin bile bulunmadığını belirten Kardavi, günümüzde bu sayının çok büyük bir hızla arttığının altını çiziyor. Mısır'da özellikle son zamanlarda pek çok Sufi tarikatı arasında Şiiliğin hızla yayıldığı yönünde basında haberler çıkıyor. (CİHAN)