1.1.1606
1606' doğduğu, 1679'da ya da 1689'da öldüğü sanılmaktadır. Yaşamı üstüne kesin bilgi yoktur. Bugüne değin yapılan inceleme ve araştırmalara göre 17. yüzyılda yaşamıştır. Nereli olduğu üstüne değişik görüşler öne sürülmüştür. Bazıları Kozan Dağı yakınındaki Bahçe ilçesinin Varsak (Farsak) köyünde doğduğunu söylerler. Gaziantep'in Barak Türkmenleri de, Kilis'in Musabeyli bucağında yaşayan Çavuşlu Türkmenleri de onu kendi aşiretlerinden sayarlar. Bir başka söylentiye göre Kozan'a bağlı Feke ilçesinin Gökçe köyündendir. Anadolu'da yaşayan Karakeçili aşireti onu kendinden sayar. Mersin'in Silifke, Mut, Gülnar ilçelerinin köylerinde, o yöreden olduğu ileri sürülür. Bir menkıbeye göre de Belgradlı olduğu söylenir. Bu kaynaklardan ve şiirlerinden edinilen bilgilerden çıkarılan, onun Çukurova'da doğup, yörenin Türkmen aşiretleri arasında yaşadığıdır.
Adı bazı kaynaklarda Simayil, kendi şiirlerinden bazısında ise Halil ve Hasan olarak geçer. Akşehirli Hoca Hamdi Efendi'nin anılarına göre Karacaoğlan yetim büyüdü. Çirkin bir kızla evlendirilmek, babası gibi ömür boyu askere alınmak korkusu ve o sıralarda Çukurova'da derebeyi olan Kozanoğulları ile arasının açılması sonucu genç yaşta gurbete çıktı. İki kız kardeşini de yanında götürdüğünü, Bursa'ya, hatta İstanbul'a gittiğini belirten şiirleri vardır. Yine bu şiirlerinden anlaşıldığına göre, Bursa'da ev bark sahibi oldu, evlat acısı gördü. Anadolu'nun çeşitli illerini gezdiği, Rumeli'ye geçtiği, Mısır ve Trablus'a gittiği de sanılıyor. Yaşamının büyük bir bölümünü Çukurova, Maraş, Gaziantep yörelerinde geçirdi. Doğum yeri gibi, ölüm yeri de kesin olarak bilinmemektedir. Şiirlerinden, çok uzun yaşadığı anlaşılmaktadır. Hoca Hamdi Efendi'nin anılarına göre Maraş'taki Cezel Yaylası'nda doksan altı yaşında ölmüştür. En son bulgulara göre ise mezarının İçel'in Mut ilçesinin Çukur köyündeki Karacaoğlan Tepesi denilen yerde olduğu sanılmaktadır.
Yaşam Tarzı, Biçimi
Karacaoğlan, Osmanlı Devleti'nin iktisadi bunalımlar ve iç karışıklıklar içinde bulunduğu bir çağda yaşamıştır. Şiirinin kaynağını, doğup büyüdüğü göçebe toplumunun gelenekleri ve içinde yaşadığı, yurt edindiği doğa oluşturur. Güneydoğu Anadolu, Çukurova, Toroslar ve Gavurdağları yörelerinde yaşayan Türkmen aşiretlerinin yaşayış, duyuş ve düşünüş özellikleri, onun kişiliği ile birleşerek âşık edebiyatına yepyeni bir söyleyiş getirir. Anadolu halkının 17. yüzyılda çektiği acılar, göçebe yaşantısının yoklukları, çileleri, çaresizlikleri, şiirinde yer almaz.
Şiirlerindeki insana dönüklüğünün özünde belirgin olan tema doğa ve aşktır. Ayrılık, gurbet, sıla özlemi, ölüm ise şiirinin bu bütünselliği içinde beliren başka temalardır. Duygulanışlarını gerçekçi biçimde dile getirir. Düşündüklerini açık, anlaşılır bir dille ortaya koyar. Acı, ayrılık, ölüm temalarını işlediği şiirlerinde de bu özelliği göze çarpar. Düşten çok gerçeğe yaslanır. Çıkış noktası yaşanmışlıktır. Ona göre, kişi yaşadığı sürece yaşamdan alabileceklerini almalı, gönlünü dilediğince eğlendirmelidir. Yaşama sevincinin kaynağı güzele, sevgiliye ve doğaya olan tutkunluğudur. Güzelleri, yiğitleri över, dert ortağı bildiği dağlara seslenir. Lirik söyleyişinin özünde, halkının duyuş ve düşünüş özellikleri görülür. Göçebe yaşamının vazgeçilmez bir parçası olan doğa, onun şirinin başlıca temalarından biridir. Yaşadığı, gezip gördüğü yörelerin doğasını görkemli bir biçimde dile getirir.
Dost, kardeş bildiği, sevgilisiyle eş gördüğü, iç içe yaşadığı bu doğa, onun için sadece bir mekan olmaktan ötedir. Şiirinin başka önemli bir teması olan aşkın varoluşu, doğadaki benzetmelerle güzelleşir. Onunla yaşanan sevinç, onun getirdiği acı doğa ile paylaşılır. Sevgili, şiirinde doğanın ayrılmaz bir parçasıdır. Şiirlerinde yer yer sıla özlemi ve ölüm temasına da rastlanır. Sevdiğinden, ilinden, obasından ayrı düşüşü özlemle dile getirir, yakınır.
Ölüm de, ayrılık ve yoksullukla eş tuttuğu bir derttir. Doğa temasının yanı sıra şirinin asıl odak noktasını oluşturan aşk/sevgili kavramını, âşık şiirinin geleneksel kalıpları dışında bir söyleyişle ele alır. Onun için sevgili, düşlenen, bin bir hayal ile var edilen, ulaşılmazlığın umutsuzluğuyla adına türküler yakılan bir varlık değildir; doğa ve insan ilişkileri içindedir. Onu, yaşamdan ve bu ilişkilerden soyutlamadan verir. İlk kez onun şiirinde sevgililerin adları söylenir: Elif, Anşa, Zeynep, Hürü, Döndü, Döne, Esma, Emine, Hatice...Karacaoğlan bunların kimine bir pınar başında su doldururken, kimine helkeleri omuzunda suya giderken, kimine de yayık yayıp halı dokurken görüp vurulmuştur. Gönlü bir güzel ile eylenmez, bir kişiye bağlanmaz.
Uçarılık, onun duygu dünyasının şiirsel söyleyişine yansıyan en belirgin yanıdır. Erotizm, şiirine sevmek ve sevişmek olgusuyla yansır. Kanlı-canlı sevgili, cinsellik motifleriyle daha da belirginleşir, şiirinde etkileyici bir biçimde yer eder. Onun sevgiye ve kadına bakış açısı, âşık şiirine yenilik getirir ve bu gelenek içinde etkileyici bir özellik taşır. Tanrı kavramı ve din teması şiirinde önemlice bir yer tutmasa bile, bu konudaki yaklaşımıyla da kendi şiir geleneğine yine değişik bir bakış açısı getirmiş ve sonraki kuşaklar üzerinde etkileyici yönlendirici olmuştur.
Şiirlerinin Konusu
Karacaoğlan, yaşadığı çağda yetişmiş başka saz şairlerinin tersine, dil ve ölçü bakımından Divan Edebiyatı'nın ve tekke şiirinin etkisinden uzak kalmıştır. Güneydoğu Anadolu insanının o çağdaki günlük konuşma diliyle yazmıştır. Kullandığı Arapça ve Farsça sözcüklerin sayısı azdır. Yöresel sözcükleri ise yoğun bir biçimde kullanır. Deyimler ve benzetmelerle halk şiirinde kendine özgü bir şiir evreni kurmuştur. Bu da onun şiirine ayrı bir renk katar. Bu sözcüklerin bir çoğunu halk dilinde yaşayan biçimiyle, söylenişlerini bozarak ya da anlamlarını değiştirerek kullanır.
Karacaoğlan, halk şiirinin geleneksel yarım uyak düzenini ve yer yer de redifi kullanmıştır. Hece ölçüsünün 11'li (6+5) ve 8'li (4+4) kalıplarıyla yazmıştır. Bazı şiirlerinde ölçü uygunluğunu sağlamak için hece düşmelerine başvurduğu da görülür. Mecaz ve mazmûnlara çokça başvurması, söyleyişini etkili kılan önemli öğelerdir. Şiirsel söyleyişinin önemli bir özelliği de, halk şiiri türü olan mani söylemeye yakın oluşudur. Koşmalar, semailer, varsağılar ve türküler şiirleri arasında önemlice yer tutar. Bunların her birinde açık, anlaşılır bir biçimde, içli ve özlü bir söyleyiş birliği kurmuştur.
Pir Sultan Abdal, Âşık Garip, Köroğlu, Öksüz Dede, Kul Mehmet'ten etkilenmiş; şiirleriyle Âşık Ömer, Âşık Hasan, Âşık İsmail, Katibî, Kuloğlu, Gevheri gibi çağdaşı şairleri olduğu kadar 18. yüzyıl şairlerinden Dadaloğlu, Gündeşlioğlu, Beyoğlu, Deliboran'ı, 19. yüzyıl şairlerinden de Bayburtlu Zihni, Dertli, Seyranî, Zileli Talibî, Ruhsatî, Şem'î ve Yeşil Abdal'ı etkilemiştir. Daha sonra da gerek Meşrutiyet, gerek Cumhuriyet dönemlerinde, halk edebiyatı geleneğinden yararlanan şairlerden Rıza Tevfik Bölükbaşı, Faruk Nafiz Çamlıbel, Behçet Kemal Çağlar, Necip Fazıl Kısakürek, Ahmet Kutsi Tecer ve Cahit Külebi Karacaoğlan'dan esinlenmişlerdir. Şiirleri 1920'den beri araştırılan, derlenip yayımlanan Karacaoğlan'ın bugüne değin, yazılı kaynaklara beş yüzün üzerinde şiiri geçmiştir.
Şiirlerinin Özellikleri
Karacaoğlan'ın şiiri aşk ve doğa üzerinde kuruludur. Ayrılık, gurbet, sıla özlemi ve ölüm en çok değindiği konulardır. Şiirlerinde sıkça adları geçen Elif, Zeynep ve İsmikan adlı kadınların sevgilileri olduğu sanılıyor. Duygularını, yaşadıklarını, düşüncelerini içten, gerçekçi ve özgün bir şiir yapısı içinde anlatır. Karacaoğlan, Türk aşık edebiyatına yepyeni bir söyleyiş biçimi getirdi. Doğa benzetmelerini sık sık kullandı. Çok yalın ve temiz bir Türkçe kullandı. Kendisinden sonra gelen birçok ozanı derinden etkiledi. Bu olumlu etkiler günümüz Türk şiirine kadar uzanır. Şiirlerini ilk kez Nüzhet Ergun derleyip yayınladı. Cahit Öztelli'nin Karacaoğlan-Bütün Şiirleri adlı derlemesi de önemli Karacaoğlan araştırmalarındandır.
1606' doğduğu, 1679'da ya da 1689'da öldüğü sanılmaktadır. Yaşamı üstüne kesin bilgi yoktur. Bugüne değin yapılan inceleme ve araştırmalara göre 17. yüzyılda yaşamıştır. Nereli olduğu üstüne değişik görüşler öne sürülmüştür. Bazıları Kozan Dağı yakınındaki Bahçe ilçesinin Varsak (Farsak) köyünde doğduğunu söylerler. Gaziantep'in Barak Türkmenleri de, Kilis'in Musabeyli bucağında yaşayan Çavuşlu Türkmenleri de onu kendi aşiretlerinden sayarlar. Bir başka söylentiye göre Kozan'a bağlı Feke ilçesinin Gökçe köyündendir. Anadolu'da yaşayan Karakeçili aşireti onu kendinden sayar. Mersin'in Silifke, Mut, Gülnar ilçelerinin köylerinde, o yöreden olduğu ileri sürülür. Bir menkıbeye göre de Belgradlı olduğu söylenir. Bu kaynaklardan ve şiirlerinden edinilen bilgilerden çıkarılan, onun Çukurova'da doğup, yörenin Türkmen aşiretleri arasında yaşadığıdır.
Adı bazı kaynaklarda Simayil, kendi şiirlerinden bazısında ise Halil ve Hasan olarak geçer. Akşehirli Hoca Hamdi Efendi'nin anılarına göre Karacaoğlan yetim büyüdü. Çirkin bir kızla evlendirilmek, babası gibi ömür boyu askere alınmak korkusu ve o sıralarda Çukurova'da derebeyi olan Kozanoğulları ile arasının açılması sonucu genç yaşta gurbete çıktı. İki kız kardeşini de yanında götürdüğünü, Bursa'ya, hatta İstanbul'a gittiğini belirten şiirleri vardır. Yine bu şiirlerinden anlaşıldığına göre, Bursa'da ev bark sahibi oldu, evlat acısı gördü. Anadolu'nun çeşitli illerini gezdiği, Rumeli'ye geçtiği, Mısır ve Trablus'a gittiği de sanılıyor. Yaşamının büyük bir bölümünü Çukurova, Maraş, Gaziantep yörelerinde geçirdi. Doğum yeri gibi, ölüm yeri de kesin olarak bilinmemektedir. Şiirlerinden, çok uzun yaşadığı anlaşılmaktadır. Hoca Hamdi Efendi'nin anılarına göre Maraş'taki Cezel Yaylası'nda doksan altı yaşında ölmüştür. En son bulgulara göre ise mezarının İçel'in Mut ilçesinin Çukur köyündeki Karacaoğlan Tepesi denilen yerde olduğu sanılmaktadır.
Yaşam Tarzı, Biçimi
Karacaoğlan, Osmanlı Devleti'nin iktisadi bunalımlar ve iç karışıklıklar içinde bulunduğu bir çağda yaşamıştır. Şiirinin kaynağını, doğup büyüdüğü göçebe toplumunun gelenekleri ve içinde yaşadığı, yurt edindiği doğa oluşturur. Güneydoğu Anadolu, Çukurova, Toroslar ve Gavurdağları yörelerinde yaşayan Türkmen aşiretlerinin yaşayış, duyuş ve düşünüş özellikleri, onun kişiliği ile birleşerek âşık edebiyatına yepyeni bir söyleyiş getirir. Anadolu halkının 17. yüzyılda çektiği acılar, göçebe yaşantısının yoklukları, çileleri, çaresizlikleri, şiirinde yer almaz.
Şiirlerindeki insana dönüklüğünün özünde belirgin olan tema doğa ve aşktır. Ayrılık, gurbet, sıla özlemi, ölüm ise şiirinin bu bütünselliği içinde beliren başka temalardır. Duygulanışlarını gerçekçi biçimde dile getirir. Düşündüklerini açık, anlaşılır bir dille ortaya koyar. Acı, ayrılık, ölüm temalarını işlediği şiirlerinde de bu özelliği göze çarpar. Düşten çok gerçeğe yaslanır. Çıkış noktası yaşanmışlıktır. Ona göre, kişi yaşadığı sürece yaşamdan alabileceklerini almalı, gönlünü dilediğince eğlendirmelidir. Yaşama sevincinin kaynağı güzele, sevgiliye ve doğaya olan tutkunluğudur. Güzelleri, yiğitleri över, dert ortağı bildiği dağlara seslenir. Lirik söyleyişinin özünde, halkının duyuş ve düşünüş özellikleri görülür. Göçebe yaşamının vazgeçilmez bir parçası olan doğa, onun şirinin başlıca temalarından biridir. Yaşadığı, gezip gördüğü yörelerin doğasını görkemli bir biçimde dile getirir.
Dost, kardeş bildiği, sevgilisiyle eş gördüğü, iç içe yaşadığı bu doğa, onun için sadece bir mekan olmaktan ötedir. Şiirinin başka önemli bir teması olan aşkın varoluşu, doğadaki benzetmelerle güzelleşir. Onunla yaşanan sevinç, onun getirdiği acı doğa ile paylaşılır. Sevgili, şiirinde doğanın ayrılmaz bir parçasıdır. Şiirlerinde yer yer sıla özlemi ve ölüm temasına da rastlanır. Sevdiğinden, ilinden, obasından ayrı düşüşü özlemle dile getirir, yakınır.
Ölüm de, ayrılık ve yoksullukla eş tuttuğu bir derttir. Doğa temasının yanı sıra şirinin asıl odak noktasını oluşturan aşk/sevgili kavramını, âşık şiirinin geleneksel kalıpları dışında bir söyleyişle ele alır. Onun için sevgili, düşlenen, bin bir hayal ile var edilen, ulaşılmazlığın umutsuzluğuyla adına türküler yakılan bir varlık değildir; doğa ve insan ilişkileri içindedir. Onu, yaşamdan ve bu ilişkilerden soyutlamadan verir. İlk kez onun şiirinde sevgililerin adları söylenir: Elif, Anşa, Zeynep, Hürü, Döndü, Döne, Esma, Emine, Hatice...Karacaoğlan bunların kimine bir pınar başında su doldururken, kimine helkeleri omuzunda suya giderken, kimine de yayık yayıp halı dokurken görüp vurulmuştur. Gönlü bir güzel ile eylenmez, bir kişiye bağlanmaz.
Uçarılık, onun duygu dünyasının şiirsel söyleyişine yansıyan en belirgin yanıdır. Erotizm, şiirine sevmek ve sevişmek olgusuyla yansır. Kanlı-canlı sevgili, cinsellik motifleriyle daha da belirginleşir, şiirinde etkileyici bir biçimde yer eder. Onun sevgiye ve kadına bakış açısı, âşık şiirine yenilik getirir ve bu gelenek içinde etkileyici bir özellik taşır. Tanrı kavramı ve din teması şiirinde önemlice bir yer tutmasa bile, bu konudaki yaklaşımıyla da kendi şiir geleneğine yine değişik bir bakış açısı getirmiş ve sonraki kuşaklar üzerinde etkileyici yönlendirici olmuştur.
Şiirlerinin Konusu
Karacaoğlan, yaşadığı çağda yetişmiş başka saz şairlerinin tersine, dil ve ölçü bakımından Divan Edebiyatı'nın ve tekke şiirinin etkisinden uzak kalmıştır. Güneydoğu Anadolu insanının o çağdaki günlük konuşma diliyle yazmıştır. Kullandığı Arapça ve Farsça sözcüklerin sayısı azdır. Yöresel sözcükleri ise yoğun bir biçimde kullanır. Deyimler ve benzetmelerle halk şiirinde kendine özgü bir şiir evreni kurmuştur. Bu da onun şiirine ayrı bir renk katar. Bu sözcüklerin bir çoğunu halk dilinde yaşayan biçimiyle, söylenişlerini bozarak ya da anlamlarını değiştirerek kullanır.
Karacaoğlan, halk şiirinin geleneksel yarım uyak düzenini ve yer yer de redifi kullanmıştır. Hece ölçüsünün 11'li (6+5) ve 8'li (4+4) kalıplarıyla yazmıştır. Bazı şiirlerinde ölçü uygunluğunu sağlamak için hece düşmelerine başvurduğu da görülür. Mecaz ve mazmûnlara çokça başvurması, söyleyişini etkili kılan önemli öğelerdir. Şiirsel söyleyişinin önemli bir özelliği de, halk şiiri türü olan mani söylemeye yakın oluşudur. Koşmalar, semailer, varsağılar ve türküler şiirleri arasında önemlice yer tutar. Bunların her birinde açık, anlaşılır bir biçimde, içli ve özlü bir söyleyiş birliği kurmuştur.
Pir Sultan Abdal, Âşık Garip, Köroğlu, Öksüz Dede, Kul Mehmet'ten etkilenmiş; şiirleriyle Âşık Ömer, Âşık Hasan, Âşık İsmail, Katibî, Kuloğlu, Gevheri gibi çağdaşı şairleri olduğu kadar 18. yüzyıl şairlerinden Dadaloğlu, Gündeşlioğlu, Beyoğlu, Deliboran'ı, 19. yüzyıl şairlerinden de Bayburtlu Zihni, Dertli, Seyranî, Zileli Talibî, Ruhsatî, Şem'î ve Yeşil Abdal'ı etkilemiştir. Daha sonra da gerek Meşrutiyet, gerek Cumhuriyet dönemlerinde, halk edebiyatı geleneğinden yararlanan şairlerden Rıza Tevfik Bölükbaşı, Faruk Nafiz Çamlıbel, Behçet Kemal Çağlar, Necip Fazıl Kısakürek, Ahmet Kutsi Tecer ve Cahit Külebi Karacaoğlan'dan esinlenmişlerdir. Şiirleri 1920'den beri araştırılan, derlenip yayımlanan Karacaoğlan'ın bugüne değin, yazılı kaynaklara beş yüzün üzerinde şiiri geçmiştir.
Şiirlerinin Özellikleri
Karacaoğlan'ın şiiri aşk ve doğa üzerinde kuruludur. Ayrılık, gurbet, sıla özlemi ve ölüm en çok değindiği konulardır. Şiirlerinde sıkça adları geçen Elif, Zeynep ve İsmikan adlı kadınların sevgilileri olduğu sanılıyor. Duygularını, yaşadıklarını, düşüncelerini içten, gerçekçi ve özgün bir şiir yapısı içinde anlatır. Karacaoğlan, Türk aşık edebiyatına yepyeni bir söyleyiş biçimi getirdi. Doğa benzetmelerini sık sık kullandı. Çok yalın ve temiz bir Türkçe kullandı. Kendisinden sonra gelen birçok ozanı derinden etkiledi. Bu olumlu etkiler günümüz Türk şiirine kadar uzanır. Şiirlerini ilk kez Nüzhet Ergun derleyip yayınladı. Cahit Öztelli'nin Karacaoğlan-Bütün Şiirleri adlı derlemesi de önemli Karacaoğlan araştırmalarındandır.
-
"Sevgiye Uzanan Eller Projesi"
Adana Valiliği İl Sosyal Etüt Proje Müdürlüğü'nce yürütülen "Sevgiye Uzanan Eller Projesi" kapsamında 250 çocuk, Pozantı'nın Belemedik köyü gezisine... 2 saat önce.. -
Orhan: "Daha Çok Yapacaklarım Var"
Mersin Mut İlçe Belediye Başkanı Murat Orhan, basınla buluştuğu yemekte "Ben hizmet için... 30.05.2012 10:06 -
Düziçi'nde Belediye Hizmetleri
Düziçi Belediye Başkanı Ökkeş Namlı, bir süre önce yapımına başlanan arıtma tesisi inşaatında incelemede bulundu. 29.05.2012 17:00 -
Şiiri Sevdiren Banklar
Kahramanmaraş'ta düzenlenen Şiir Festivali'nde Türkiye'nin dört bir yanından yüzden... 29.05.2012 14:58 -
DHA Adana Bürosu Bölge Haberleri
(28.5.MERSİN'de düzenlenen 'Şimdi Düşünme Zamanı' sergisine katılan Mut Karacaoğlan İlköğretim Okulu öğrencisi 13 yaşındaki Batuhan Özbay, Mersin'i... 28.05.2012 13:56 -
Aldırmaz'a "Restorasyon Uygulama Ödülü"
Adana Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Zihni Aldırmaz, Dişçi Ethem Konağı'nın restore... 27.05.2012 13:23 -
Şiir Festivalinde Şairler Geçidi
Kahramanmaraş Belediyesi tarafından ilk kez düzenlenen şiir festivali, Türkiye'nin... 26.05.2012 00:30 -
Gaziantep'ten Kısa Kısa
Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, karşılıklı işbirliği içinde oldukları Keçiören, Yıldırım ve Selçuklu belediye başkanlarına belediye... 23.05.2012 16:41 -
Şehitkamil Belediyesi Asfalt...
Şehitkamil Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri cadde ve sokaklarda oluşan çukurları... 23.05.2012 16:16 -
Süvari Giyim'in Hedefi 300 Mağazaya...
Erkek giyim markası Süvari, 10 yıl içerisinde dünyanın birçok ülkesinden tanınan ve... 22.05.2012 12:00 -
"Popüler Şarkıları Hiç Duymadım!"
Şarkıcı Soner Olgun, "Sahnede, benden istenen her şarkıyı söylemiyorum; filtre sorunum... 22.05.2012 06:03 -
Hüseyin Doğan Dede Anıldı
Malatyalı Hüseyin Doğan, ölümünün 29.yıldönümünde Yeşilyurt ilçesi Kırlangıç köyünde... 20.05.2012 18:03 -
Şehitkamil Belediyesi Sosyal ve Kültürel...
Şehitkamil Belediyesi ile Mersin Devlet Opera ve Bale Ekibi işbirliğiyle, Şehitkamil... 17.05.2012 16:37 -
Gaziantep'ten Kısa Kısa
Şehitkamil Belediyesi kültür sanat etkinleri kapsamında "Kuklacı" adlı oyunu tiyatroseverlerle buluşturdu. 17.05.2012 16:00 -
"Şimdi Düşünme Zamanı" Sergisi
Mut Karacaoğlan İlköğretim Okulu öğrencisi Batuhan Özbay, Ankara'da yapılacak olan ve ilköğretim okulu öğrencilerinin çalışmalarının yer aldığı... 16.05.2012 15:07 -
Kanser Hastası Adam Kayıp
Adana'nın Kozan ilçesinde yaklaşık bir yıldan bu yana kanser tedavisi gören ve hastalığı... 16.05.2012 11:42 -
Kanser Hastası, 'Yaşamak İstemiyorum'...
Adana'nın Kozan ilçesinde bir yıldan beri kanser tedavisi gördüğü öğrenilen 55 yaşındaki... 16.05.2012 10:39 -
Başkan Sel, Annelerle Bir Araya Geldi
Feke Belediye Başkanı Ahmet Sel, Anneler Günü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte... 15.05.2012 14:41 -
Feke'de Okul Öncesi Şenliği
Feke İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nce, okul öncesi sınıfları kapsayan şenlik düzenlendi. 12.05.2012 15:27 -
Türkçe Treni Ankara Gar'ından Uğurlandı
735.Türk Dil Bayramı etkinlikleri çerçevesinde hazırlanan özel Türkçe Treni düzenlenen... 10.05.2012 14:14
Karacaoğlan Fotogalerileri
- "Sevgiye Uzanan Eller Projesi"
- Orhan: "Daha Çok Yapacaklarım Var"
- Düziçi'nde Belediye Hizmetleri
- Şiiri Sevdiren Banklar
- DHA Adana Bürosu Bölge Haberleri
- Aldırmaz'a "Restorasyon Uygulama Ödülü"
- Şiir Festivalinde Şairler Geçidi
- Gaziantep'ten Kısa Kısa
- Şehitkamil Belediyesi Asfalt Çalışmalarına...
- Süvari Giyim'in Hedefi 300 Mağazaya...
- "Popüler Şarkıları Hiç Duymadım!"
- Hüseyin Doğan Dede Anıldı
- Şehitkamil Belediyesi Sosyal ve Kültürel...
- Gaziantep'ten Kısa Kısa
- "Şimdi Düşünme Zamanı" Sergisi
- Kanser Hastası Adam Kayıp
- Kanser Hastası, 'Yaşamak İstemiyorum'...
- Başkan Sel, Annelerle Bir Araya Geldi
- Feke'de Okul Öncesi Şenliği
- Türkçe Treni Ankara Gar'ından Uğurlandı
- Mut'ta Öğrenciler Fidan Dikti
- Öğrencilere Trafik Kuralları Anlatıldı
- Kardelen Koleji Öğrencileri Trafik Haftası...
- Okullardaki Süt Dağıtımı
- Biyoloji Yarışması Sonuçlandı
- Kılınç, İl Özel İdaresi'nin Çalışmalarını...
- Biyoloji Yarışması Sonuçlandı
- Mersin'de Bu Yıl 7 Gölet Yapılacak
- AK Parti Gençlik Kolları 3. Olağan Genel...
- Bakan Şahin: Kültürel Güç Askeri ve...
- Acımasız Rekabet Yerel Perakendecileri...
- Okü'de Şenlik Başladı
- Boğularak Öldürülen Kadının Katil Zanlısı...
- Şanlıurfa'daki Şüpheli Ölüm
- Düğün Öncesi Cinayet
- Düğün Öncesi Cinayet
- Adana'da Elektrik Kesintisi...
- Üniversitemizde Şenlik Var
- "Türkiye'de İç Göçün Sosyo-Ekonomik...
- Taşköprü Orman İşletmesinden Personeline...
- Asansör 3 Metreden Zemine Düştü
- Asansörün Halatı Koptu, Elektrik Görevlisi...
- İntihara Teşebbüs Eden Genç Kız Hastaneye...
- DHA Adana Bürosu Bölge Haberleri
- Yüreğir'deki 'Kentsel Dönüşüm' Çalışmaları
- Kozan'da Bir Apartmanda Çıkan Yangın...
- Ailelerden Başkan Fadıloğlu'na İlgi
- Şehitkamil Belediye Başkanı Fadıloğlu,...
- "Kütüphaneler Elzemin Elzemidir"
- Başkent'te Elektrik Kesintisi
- Bilek Güreşinde Birinci Olana Bisiklet...
- Ekonomi Bakanı Çağlayan: Verdiğimiz...
- Çağlayan: Türkiye 2023'e Emin Adımlarla...
- Bakan Çağlayan: Türkiye 2023'e Emin...
- Bakan Çağlayan Mut'ta
- Güzeloğlu: "Mut Büyük Yatırımlara...
- Mut'ta Toplu Temel Atma ve Açılış Töreni
- Kütüphaneler Haftası Etkinlikleri
- Keçiören Futbol Turnuvasına Samanyolu...
- Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro...
- Yarım Asırdır Ahşaba Şekil Veriyor
- Aşık Veysel Manavgat'ta Anıldı
- Daü'lüler Türk Müziğiyle Coştular
- Karacaoğlan Edebiyat Müze Kütüphanesi...
- Medine Ninenin Maaşı 'Öldü' Diye Kesildi
- 96 Yaşındaki Kadının 65'lik Maaşını 'Öldü'...
- Sobaya Dökülen Tiner Parladı: 2 Yaralı
- Tinerle Soba Yakmak İsteyen Anne ve Oğulun...
- Taner Bayyurt'tan Sergi ve Konser
- Yozgat Bozok Üniversitesi'nin Bozok...
- Düziçi'ne Arıtma Tesisi Yapılıyor
- Kozan'a Kent Müzesi Kurulması Çalışmaları
- Kadirli'de Aşıklar Şöleni
- Kozan Polisi Hırsızlık Zanlılarını 20...
- TRT Muhabirinin Evini Soydular
