Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu,
AK Parti'nin başörtüsü konusundaki anayasal düzenlemelerinin üniversitedeki yasaklara karşı yetersiz olduğunu iddia etti.
Kanadoğlu, TBMM'ye yasa halinde getirilecek olan 17'nci maddenin de Anayasa Mahkemesi'ne takılacağını savunarak, Anayasa değişiklikleri konusunda yüksek mahkemeye başvurunun 110 milletvekilinin insiyatifinde olduğunu söyledi.
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Merkezi ve Çayyolu Şubesi'nin tertip ettiği "2008 Türkiyesi Olaylar ve Yorumlar" konulu panel Ulusalcıların önemli isimlerini biraraya getirdi. Başkent Üniversitesi'ndeki panel, çok sayıda akademisyen ve öğrencinin katılımına sahne oldu.
Moderatörlüğünü ADD Başkanı Şener Eruygur'un üstlendiği panele Yargıtay Onursal Başsavcıları Sabih Kanadoğlu, Vural Savaş, Bağımsız Cumhuriyet Partisi (BCP) Genel Başkanı Mümtaz Soysal ve Cumhuriyet Gazetesi Yazarlarından Mustafa Balbay konuşmacı olarak katıldı.
Panelde söz alan, 367 kararının mimarı Sabih Kanadoğlu, Cumhuriyetin kuruluş felsefesinin tehdit altında olduğunu ileri sürdü. Egemenliğin kayıtsız ve şartsız millete hakim olduğunu söyleyen Kanadoğlu, "Söz konusu ilkeyi kabul etmekle birlikte, bunun yetkili organlarca kullanıldığını bilmeliyiz. Siz iradeyi sadece TBMM'nin kullanacağını savunursanız, demokrasiyi terk edersiniz" diye konuştu.
Kanadoğlu, hukuku en güçlü silah olarak tanımlayarak, ülkede sulandırılmaya çalışılsa da yargının var olduğunu iddia etti. Türkiye'de hukuk komedisi yaşandığını savunan Kanadoğlu, anayasa değişikliklerinin tek başına üniversitelerde başörtüsünü serbest bırakmaya yetmeyeceğini savundu.
Yasa maiyetindeki 17'nci maddenin hala yürürlükte olduğuna işaret eden Kanadoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi'ne (CHP) ve Demokratik Sol Parti'ye (DSP) mensup milletvekillerinin takdirinde olduğunu ifade etti. Kanadoğlu, değişkliklerin mevcut ibarelerin tekrarı olduğunu kaydederken, 17'nci maddenin de Anayasa Mahkmesi'ne takılacağını iddia etti.
Kanadoğlu'ndan sonra konuşan Yargıtay Onursal Başsavcısı Vural Savaş da Türkiye'nin hukuk yoluyla savunulamaz hale getirildiğini söyledi ve kimi hukukçuları görevini yapmamakla suçladı. Savaş, parti kapatmanın ardında durdu ve ekledi: "Dünyanın hiçbir yerinde kapatılan partiler oylarını artırmadı."
MEDYAYI KAMPLARA BÖLEREK HEDEF TAHTASINA KOYDU
BCP Genel Başkanı Mümtaz Soysal'ın ardından söz alan Cumhuriyet Gazetesi Köşe Yazarı Mustafa Balbay ise ironik bir dille gündeme yönelik gelişmelerden bahsetti.
Daha önce 'Genç Subaylar Tedirgin' başlıklı haberi yalanlanan ve sivil toplum kuruluşlarından büyük tepki gören Balbay, İktidarı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı kendince mizahi ögeler katarak eleştirdi.
Özellikle bazı yazılı ve görsel medya organlarını hedef tahtasına koyan Balbay, "Yandaş ve karşıt medya" şeklinde ayrıma gitti. İkiye ayırdığı organların ismini olumlu ya da olumsuz sıfatlarla anan Cumhuriyet Gazetesi Yazarı, ayrıca toplantı salonunda muhalif yazılı basından temsilcilerin bulunduğunu belirtti. Balbay'ın sözleri üzerine arkalara, yan taraflara gözlerini çeviren akademisyen ve sözde sivil toplum kuruluşlarından oluşan kitle, salonunu süzdü ve kendilerine muhalif gazetecileri aradı.
Kimi gazetelerin iktidarın resmi yayın organı gibi hareket ettiğini iddia eden Balbay, Ulusalcılarla birlikte hareket eden yayın organlarını da övmeyi ihmal etmedi. Balbay, Hürriyet'in Başbakan Erdoğan'ın "Hukuka saygılıyım" sözünü manşete çekmesine anlam veremediğini söyledi.
Mustafa Balbay, kimi medya organlarının satış oranlarından söz ederken, gazetelerin kaynaklarını kendilerinin dahi bilmediğinden bahsettti.