Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Bölümü Öğretim üyesi Prof. Dr. Cihangir Uyan, kalp hastalıklarının cinsel yaşam üzerinde olumsuz etkilerinin görüldüğünü söyledi. Prof. Dr. Uyan, kalp krizi geçiren, kalp damar hastalığı teşhisi konulan erkek ve kadınların, 'Cinsel hayatım sürecek mi?', 'Kalbim heyecana dayanır mı?' gibi soruların sürekli zihinlerini meşgul ettiğini belirtti. Cinsel aktivite ile ilgili sorunlar, kalp hastalığı olan hasta grubunun önemli bir kısmını etkidiğini aktaran Prof. Dr. Uyan, bu sorunların başında, geçirilen kalp hastalıklarından ve tedavi amaçlı girişimlerden sonra cinsel aktiviteye yeniden başlamadaki tereddütlerin geldiğini dile getirdi.
Prof. Dr. Uyan, kalp hastalarının büyük bir çoğunluğunun normal cinsel aktivitelerine geri dönemediğinin altını çizerek, şunları kaydetti: "Bu sorunu oluşturan faktörler arasında kalp hastalığının ruhsal etkisine bağlı istek azalması, isteğin normal olmasına rağmen korku nedeniyle cinsel ilişkiden kaçınma, depresyon, cinsel aktivitede yaşa bağlı değişiklikler, ilaçlara bağlı fonksiyon bozukluğu, risk faktörlerine (şeker hastalığı ve kan yağlarının yüksekliği gibi) bağlı damarsal değişiklikler sayılabilir. Bu faktörlerin tek başına veya değişik şekillerde bir arada bulunması, cinsel bozukluğun ortaya çıkmasına yol açabilir. Ancak aslında hastaların çok az bir kısmında cinsel aktiviteyi kısıtlayan, kalbe bağlı özel bir neden vardır. Bu bakımdan, hastaların bilgilendirilmesinde ve yaşam kalitesinin artırılmasında kalp hastalıkları uzmanlarına önemli görevler düşmektedir."
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uyan, kalp krizi sonrasında hastaların yaklaşık yüzde 25'inin cinsel aktiviteyi bıraktığına vurgu yaptı. Prof. Dr. Uyan, ancak bunların büyük çoğunluğu istek duydukları takdirde tekrar bu aktivitelerine geri dönebileceklerini belirttiklerine dikkat çekti.
Kalbe bağlı göğüs ağrısı olan hastalarda cinsel yaşamı olumsuz etkilenenlerin oranının daha az olduğunu belirten Prof. Dr. Uyan şunları aktardı: "Cinsel aktivitedeki en dramatik bozukluk kalp yetersizliği hastalarında görülmekte olup, hastaların yaklaşık yüzde 70'inde belirgin azalma veya tamamen bırakma görülmektedir. Bu düşüşte kalp fonksiyonlarındaki bozulmanın mı yoksa istekteki azalmanın mı daha fazla önem taşıdığı tam olarak bilinmemektedir."
Kardiyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cihangir Uyan, kalp hastalıklarına yönelik tedavisel girişimlerin cinsel yaşam üzerine değişik etkiler gösterebildiğinin altını çizdi. Prof. Dr. Uyan, koroner bypass cerrahisi sonrasında hastaların yüzde 36'sında cinsel aktivitede azalma, yüzde 8'inde tamamen bırakma, yüzde 12'sinde artış gözlendiğini söyledi. Prof. Dr. Cihangir Uyan, balon anjiyoplasti uygulanan hastalarda erken dönemde daha az etkilenme olduğunu, ancak geç dönemde cinsel aktivitedeki azalma koroner by-pass yapılanlara benzediğini vurguladı.
Prof. Dr. Uyan, kalp nakli sonrası hastaların yüzde 29'unda cinsel aktivitede artış olduğunu, yüzde 23'ünde ise azalma görüldüğünü kaydetti. Kalıcı kalp pili takılan hastaların yüzde 8'inde cinsel aktivitede azalma, öldürücü ritim bozukluğu olan hastalarda otomatik olarak şok veren kalp pili takılan hastaların yüzde 41'inde cinsel yaşamda bozulma olduğunun bilindiğini belirten Prof. Dr. Uyan, şunları söyledi: "Kalp hastalığının veya tedavi amaçlı girişimlerin hastada yarattığı endişe veya dengesizlik, işe yaramazlık psikolojisi de cinsel fonksiyon bozukluğunun gelişmesinde önemli rol oynayabilir. Bu nedenle hastayı tedavi eden hekim, hastanın fizyolojik düzelmesinin yanında psikolojik düzelmesine de katkıda bulunmalıdır. İlk basamak, hasta ile konuşarak endişelerini gidermek olmalıdır. Daha sonra hasta ve eşi egzersiz, diyet, sigarayı bırakma, kilo verme ve cinsel yaşamla ilgili danışmanlık konularını içeren geniş kapsamlı bir kardiyak ve cinsel rehabilitasyon programına alınmalıdır."