Doğu ve Güneydoğu'da yıllarca
PKK'lı teröristlere karşı mücadele eden Jandarma İstihbarat emekli Binbaşı
Kemal Şahin, Aktütün Karakolu'na yapılan saldırıda açık bir istihbarat zafiyetinin görüldüğünü söyledi. Son baskının 24 yıldır yaşananlardan ders alınmadığını gösterdiğini kaydeden İstihbaratçı Binbaşı, bunun ise büyük ölçüde Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının hesap verebilir ve eleştirilebilir olmaktan uzak olmasından kaynaklandığını kaydetti. Şahin, baskında iki terör örgütü olan
PKK ve Ergenekon işbirliğinin olup olmadığı konusunun da ciddi şekilde üzerinde durulmasını istiyor.
PKK terör örgütünün gemi azıya aldığı dönemlerde Tunceli başta olmak üzere Doğu ve Güneydoğu'da bir çok operasyona katılan Emekli Binbaşı Şahin, 17 askerimizin şehit düştüğü Aktütün baskınıyla ilgili CİHAN'a çarpıcı açıklamalarda bulundu. Terörle mücadelenin zor bir iş olduğunu vurgulayan Şahin, "Hareketin olduğu yerde mutlaka kayıplar olur, olacaktır. Ancak önemli olan yapılan hataların tekrar edilmemesidir. Bu iş samimiyet ister." şeklinde konuştu.
"İstihbaratta zafiyet var"
Dağlıca'da olduğu gibi son karakol baskını konusunda da kafalarda pek çok soru işareti olduğunu belirten Şahin, bunların da önemli bir kısmının istihbarat konuları olduğunu söyledi. ABD ile sınır ötesi istihbarat işbirliğinin yanı sıra içeride birliklerimizin yaptığı istihbarata rağmen bu saldırının üstelik gündüz gerçekleşmiş olmasının mantıkla izah edilemeyeceğini ileri süren Şahin, "Büyükanıt, 'BBG evi gibi gözetliyoruz' demişti. Mağaralardaki her hareketten artık haberimiz vardı. Sınır karakollarımızda termal kameralarımız, gözetleme kulelerimiz, gece görüş cihazlarıyla bunlar takip ediliyor. Tüm bunlara rağmen karakolumuzun katır ve eşeklerle sınırdan 4-5 km girerek böylesine bir zaafa düşürülmesi akıl ve mantıkla izah etmek imkansız." dedi.
'Yarım saatte çatışma bölgesine 2 bin asker indirilmeliydi'
Genelkurmay'ın yaptığı açıklamalardan saldırı olacağı yönünde istihbarat aldıklarını, hatta bunun için takviyede bulunduklarını açıkladıklarını hatırlatan Şahin, buna rağmen yeterli düzeyde teyakkuza geçilmemesinin daha vahim bir hata olduğunu söyledi. Çatışmanın yaşandığı karakola yarım saatte en az iki bin askeri indirecek helikopterin bulunduğunu belirten Şahin şöyle konuştu: "Ben şunu sormak isterim. Karşınızda 300-400 kişilik bir terörist grup yaklaşıyor. Ama askerlerinizi oraya niçin kaydırmıyorsunuz? Neden uçar birliklerinizi sevk edip, kullanmıyorsunuz? Helikopterin bol miktara olduğunu biliyorum bölgede. Belki yarım saat içinde birkaç bin kişiyle indirme yapabilirken neden yapmıyorsunuz? Bu milletin bu soruları sormaya hakkı olduğunu düşünüyorum. Milletin bunu bilmesi lazım artık."
Şahin, o bölgede defalarca teröristlerle çatışmaya girmiş biri olarak teröristlerin verdiği zayiatın alınan tedbirlerin yetersiz olduğunu gösterdiğini iddia etti. Çatışmalarda saldıran tarafın çok daha fazla zayiat vermesi gerektiğini ifade eden Şahin, "Teröristler taarruzu gerçekleştirdikten sonra 23 zayiatla geri dönmüşler. 300-400 kişilik bir grupta bu zayiat sayılmaz nerdeyse. Aslında saldırıda taarruz eden çok daha fazla zayiat verir. Saldırıya maruz kalan taraf az zayiat verir. Çünkü baskını yapan zayiat verir. Zira, saldıran teröristler onlar karşı tarafın sabit hazırlıklı savunmasına çarpıyorlar. Yani onlar bir sütre arkasından bir mevziden taarruz edelim gibi bir imkâna sahip değiller. Ama karakollardaki ya da birliklerdeki timlerin, birliklerin kum torbası var, sabit mevzilere konuşlanmış yerleri var. Hatta silahların menzillerine kadar atış sahalarını ölçmüş, biçmişler. Atış eğitimleri yapmışlar menzillerine göre. Böyle bir saldırıda taarruz eden açısından bence çok büyük başarıdır." dedi.
Neden aynı hatalar yapılıyor?
Şahin, terörle mücadelede 24 yıldır aynı hataların yapıldığı düşüncesinde. Gelinen noktada bunca yıldır terörle mücadeleden gerekli derslerin çıkarılmadığının görüldüğünü kaydeden Şehin, "1984 yılındaki bir saldırıda Şemdinli'deki bir karakolumuzun basılmasıyla (o zaman karakollarda üçer beşer kişi vardı) başlayan terörle mücadelede biz bu tecrübeyi kazanamadıysak bunun sorgulanması lazım. Övünmeye geldiği zaman 'TSK dünyanın en savaş deneyimi olan ordusudur' diyoruz. Hakikatten topyekun olarak böyle bir ordu yok dünyada. Çeyrek asırdır düşük yoğunluklu da olsa sürekli savaşan bir ordumuz var. Bazı subay ve astsubaylar içinde üç-dört kez o bölgeye gidip deneyim kazananlar var. Neden ders alınmıyor?" diye sordu. Şahin, terörle mücadelede bunca yıldır sonuç alınamamasında TSK'nın 'eleştirilebilir ve hesap verebilir' mekanizmasına tabi tutulmamasından kaynaklandığını ileri sürdü. Yapılan her eleştirinin TSK'yı hedef aldığının düşünülmemesi ve bunu yapanların 'vatan hainliği' ile suçlanmaması gerektiğinin altını çizen Şahin, "Böyle bir olay olduğu zaman 'aman TSK'yı eleştirmeyelim, yaralarını acıtmayalım' gibi hamasi nutuk atıyoruz. Biz ordumuzu çok seviyoruz. Eleştirmeyelim ama eleştirmeyince yanlışlar ortaya çıkmıyor. Bir zamanlar benim de içinde bulunduğum ordumuz aynı hataları tekrarlıyorsa burada durmak lazım. TSK'nın da eleştirilere tahammül etmesi lazım. Eleştiri doğruyu kişi ve kurumların yol göstermeye yarar. Biz bunu ordumuzu yıpratmak için yapmıyoruz sonuçta. İthal bir ordu olmayacağına göre eleştirilerimizi düzeltmek için yapıyoruz." dedi.
"Hükümetler hiçbir şeyi esirgemedi"
Şahin, Genelkurmay İkinci Başkanı Hasan Iğsız'ın 'mali sorunlar nedeniyle bazı şeyleri yapamıyoruz" yönündeki açıklamasının ise gerçeği yansıtmadığını söyledi. "Bu millet 70 sente muhtaç olduğu dönemlerde bile ordusundan hiçbir şey esirgemedi." diyen emekli binbaşı, "Bu açıklamayı çok üzülerek takip ettim. Yani benim görev yaptığım (1984-90'lı yıllar) Türkiye'nin az bütçeli yıllarında dahil hiçbir hükümet bu konuda cimrilik yapmadı. Hatta 70 sente muhtaç olduğumuz dönemlerde dahil hiçbir siyasi iktidar böyle bir talebe yok demedi, demez. Bundan sonra da demez. Bu basit bir savunma mekanizması. Bu mazeret milleti üzmüştür. Zaten buna kimse de inanmaz. Hele terörle mücadelede böyle bir şey asla esirgenmedi." yorumunda bulundu.
"Rus taarruz helikopterleri ne işe yarıyor?"
Şahin, terörle mücadele edilirken TSK'nın zaman zaman büyük israflar bile yaptığını söyledi. Şahin şöyle konuştu: "Burada Ne israflar yapıldı, yapılıyor. Yanlış kararlar alındı. Rus taarruz helikopteri alındı. Şimdi sorulsun bunun hesabı. Ne işe yaradı. Nerde bu helikopterler. Niye alındı. Şimdi hurdalıklarda mı hesabını sorsunlar. Belki depolarda çürüyor. Yine ciğeri parçalanan bir anne 'neden çelik yelek alınmıyor?' diye feryat edince hemen 500 bin çelik alınır. Ama bilinmez ki çelik yelek hareket halindeki birliklerin hareket kabiliyetini sınırlar. Çok az olduğu alanlarda giyinir. Kurşun geçirmez yelekle yürünmüyor taktik hareketleri yapamazsınız. Böyle alımlar bile olmuştur. Siyasi iktidarlar da hemen almıştır sormadan. Genelkurmay'ın böyle basit mazeretlere sığınmasını anlayamadım." diye konuştu.
PKK-Ergenekon tertibi mi?
Emekli İstihbarat Binbaşı Kemal Şahin, saldırının zamanlaması ve meydana geliş şeklinin çok anlamlı olduğunu kaydetti. Bu olayda Ergenekon-PKK işbirliği olup olmadığı konusunda ciddi durulması gerektiğini düşünen Şahin, şunları söyledi: "Ergenekon'un PKK ile birlikte olaylar çıkardığı, terör örgütü ile ve işbirliği yaptıkları belgelendi. Ergenekon zihniyeti içeride kaos oluşturma, Türk-Kürt ve Alevi-Sünni çatışması çıkarma gibi çalışmalarının olduğunu biliniyor artık. Yine bunun için her türlü araç ve gereçleri kullanacaklarını da biliyoruz. Şimdi böyle bir ortamda Balıkesir Altınova'daki olayların arkasında böyle bir işlerin gelmesi hatta bu olaya destek olayların olması bu gösteriyor ki teröristler sadece 'ses getirelim' diye yapılmış bir saldırı değil. Yani içeride ve dışarıda bağlantıları olan anlamlı bir olay olarak görüyorum. ABD'nin dışarıda istihbarat bilgisi vermemesi, içeride de gerekli önlemlerin alınmaması bunun PKK-Ergenekon tertibi olduğunu düşünüyorum." (CİHAN)