Ana Sayfaya DönAna Sayfaya Dön

İstanbul'da 769 Yolcusuyla Batan Struma Gemisi Roman Oldu

İkinci Dünya Savaşı sırasında Romanya'dan Filistin'e giderken İstanbul'da 769 yolcusuyla batan Struma gemisi roman oldu.

İstanbul'da 769 Yolcusuyla Batan Struma Gemisi Roman Oldu

İkinci Dünya Savaşı sırasında Romanya'dan Filistin'e giderken İstanbul'da 769 yolcusuyla batan Struma gemisi roman oldu.

Yazar Halit Kakınç'ın kaleme aldığı "Struma - İstanbul açıklarında 72 gün boyunca ölüme terk edilen 769 Yahudi'nin dramı" kitabı, bir toplantıyla tanıtıldı.

"Struma", 769 Romanya Yahudisi'nin Filistin'e doğru "hurda" diye nitelenen Panama bandıralı SS Struma gemisinin, İstanbul'da 72 gün bekledikten sonra batmasıyla yaşanan dramı konu ediniyor. Gemi, Türk makamlarınca Şile açıklarına taşınıp bırakıldıktan kısa süre sonra, 24 Şubat 1942'de bir Rus denizaltısı tarafından vurulmuş, olaydan sadece David Stoliar adlı 19 yaşındaki genç Yahudi sağ kurtulabilmişti.

Kuruçeşme'de bir teknede gerçekleşen kitabın tanıtım toplantısına, Musevi cemaatinden konukların yanı sıra Struma gemisinin İstanbul'daki macerasının canlı tanıklarından iş adamı Ishak Alaton da katıldı.

-Alaton, yolculara ekmek taşımış-

Alaton kitabın tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, Struma olayını

"cinayet" olarak niteledi.

Struma'nın İstanbul'a geldikten sonra iki-üç gün etrafında dolaştıklarını ancak yanaşmalarına izin verilmediğini belirten Alaton, geminin İstanbul'da geçirdiği 72 gün boyunca, yolculara gıda yardımı yapan İstanbul'un Musevi cemaatinin faaliyetine yardımcı olduğunu söyledi.

O dönemde 14-15 yaşında bir lise öğrencisi olduğunu belirten Alaton,

"Babamın yüklendiği göreve yardımcı olarak Azap Kapı'daki iki fırından ekmek çuvallarını teslim alıyor, mavnalara yüklüyorduk. Ben de bu yükleme işine yardımcı oluyordum. Daha sonra, Struma'dan sarkıtılan halatlara bu ekmek çuvallarını bağlayıp yukarıya yolluyorduk" diye konuştu.

Struma olayında en acı yönün, arızalı olduğu için motoru sökülmüş ve tamir edilememiş bu geminin römorkörle Şile açıklarında kaderine terk edilmesi olduğunu hatırlatan Alaton, "Bunu yapan Ankara'daki yönetim. 1942 Şubat'ının yönetiminde söz sahibi olan insanlar benim nazarımda katil olarak vasıflandırılmalıdır. Çünkü bilinçli bir şekilde bu insanların katledilmesi için emir verdiler" şeklinde konuştu.

Yazar Halit Kakınç'ı Struma olayını kitaplaştırmasından ötürü tebrik eden Alaton, kitabın tanıtım toplantısına katılmasının nedenini de şu sözlerle açıkladı:

"Bir daha asla olmaması için geçmişteki günahlarımızla yüzleşelim, arınalım, saygınlık kazanalım istiyorum. Geçmişteki kurbanlarımızı yad edelim, onlarla barışalım, gelecek kuşakların yüzüne bakabilecek bir arınmaya ihtiyacımız var. Bugün bu arınmanın günüdür benim için."

-Spielberg film yapsın-

Yazar Halit Kakınç da Türkiye'de eskiden tabu sayılan pek çok konunun artık konuşulabildiğine dikkati çekerek, "Türkiye travmalarını aşıyor. Zaman içinde bu deli gömleğini sağdan soldan iyice yırtılacağını düşünüyorum" diye konuştu.

Kakınç, kitabının yabancı dillere çevrilip çevrilmeyeceği şeklindeki soruya,

"Kitap yabancı dillere çevrilmeli. Ama Struma mutlaka film de olmalı. Soy kırımla ilgili, bir kasabadaki, bir köydeki pogromlar bile bugüne kadar film yapıldı. Üzerine gidilip de gerçek anlamda dünya çapında film olabilecek konu Struma" diye yanıt verdi.

Kakınç, bir de espri yaparak, "Hiç mütevazı davranmıyorum. Konu son derece iyi, fena da işlemedik. Bu filmi yapmak Spielberg'e yakışır. O yaparsa dünya çapında bir film olur" dedi.

Aşkenaz ve Sefarad iki Yahudi din adamı ile bir Bulgar din adamının, Struma gemisinde hayatını kaybedenlerin ruhuna okudukları duaların ardından, Kakınç ve Alaton denize siyah çelenk ile Struma romanının ilk baskısını bıraktı.

Muhabir: Tayfun Salcı

Yayıncı: Sabri Çelebioğlu - İSTANBUL







Reklam
Struma romanya