İngiliz Basınında Bugün

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

İngiliz Basınında Bugün, İngiltere Başbakanı Gordon Brown'ın Dış Politikası, İran'ın Nükleer Faaliyetlerinin İç Siyasete Etkisi, Fransa'da İşçilerin Eylem Hazırlıkları ve Antartika'nın Enerji Kaynakları İçin Mücadele Başlıkları Öne Çıktı.

İngiliz basınında bugün, İngiltere Başbakanı Gordon Brown'ın dış politikası, İran'ın nükleer faaliyetlerinin iç siyasete etkisi, Fransa'da işçilerin eylem hazırlıkları ve Antartika'nın enerji kaynakları için mücadele başlıkları öne çıktı.

BBC'nin Türkçe internet sitesi "http://www.bbc.co.uk/turkish" adresinde yer alan basın özetlerine göre, Guardian, Gordon Brown'ın göreve geldikten sonra yaptığı ilk dış politika konuşmasını, selefi Tony Blair'in geçen yıl yaptığı konuşmayla karşılaştırıyor:

"Eski başbakan Blair'in geçen yıl yaptığı son dış politika konuşması Irak, İslam, Orta Doğu, İran ve terörizm konularıyla örülmüştü. Konuşma 10 yıllık döneminin en büyük krizine yol açan ve sonunda kendisinin sonunu hazırlayan politikasının haklılığı konusunda ikna etmeye çalışan son coşkulu çabaydı. Brown ise, Irak konusuna çok az değindi, 11 Eylül ve İslam konusunda hiçbir şey söylemedi. Sanki, Brown'la, 11 Eylül'ün hemen sonrası yaşanan dönemi ardımızda bırakmış gibiyiz."

Daily Telegraph ise, Brown'ın uluslararası ilişkilerin; Bush'un vizyonu olan 'terörle savaş'tan daha geniş kriterlere dayalı bir yaklaşım gerektirdiği görüşüne dikkat çekiyor.

Bunun Birleşmiş Milletler (BM), Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası gibi kurumların yeniden yapılandırılması; zengin ülkeler topluluğuna hızla büyüyen Çin, Hindistan ve Brezilya gibi ülkelerin de katılması ve BM Güvenlik Konseyi'nin yeniden inşası anlamına geldiğini savunan Daiy Telegraph şöyle devam ediyor:

"Brown'ın küresel toplum vizyonunda, güçlü iyimserlik çizgileri var. Kimileri bunu ütopyacılık olarak bile niteleyecektir. Ancak, bu değişiklikleri nasıl etkileyeceğine ilişkin ayrıntılı teklifler yoktu konuşmasında. Başbakan'ın karşı karşıya olduğu mesele, güzel sözleri eyleme dönüştürmektir."

Independent ise başyazısında, uluslararası işbirliği peşinde koşacağı vurgusuna gönderme yaptığı Brown'ın açıklamasının bazı kilit soruları da beraberinde getirdiğine dikkat çekiyor:

"Mesela İran. Brown'ın Tahran'ın nükleer programı konusunda kullandığı dil, Amerika'nınkinden daha az kavgacıydı ama Avrupa Birliği (AB) ve BM'ye daha katı yaptırım çağrısı Washington'u yine de memnun edecektir. Ama asıl soru şu; Eğer, Bush başkanlıktan ayrılmadan önce İran'ın nükleer tesislerini bombalamaya kalkarsa, Brown ne yapacak? Irak felaketine karşın, bu imkansız bir olasılık değil. Başbakan, bunu gerekli bir müdahale olarak mı yoksa uluslararası işbirliğinin ihlali olarak mı görecek? Dış

politika gündemini ideolojik açıdan ete kemiğe büründürme çabalarına karşın Brown'ın konuşması, bizleri pek de bilgilendirmiş değil."

"TAHRAN'DA İÇ MÜCADELE Mİ?"

Financial Times'ın iç sayfalarında yer alan bir haberde ise, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad'ın dün Tahran'da yaptığı konuşmanın, nükleer program konusunda İran liderliğinde yaşanan iç mücadeleyi açığa çıkardığı savunuluyor.

Bilim ve Endüstri Üniversitesi'nde yaptığı konuşmada, Ahmedinecad, ismini açıklamadığı "hainlerden" söz ediyor ve bu kişilerin ülkeyi Batı'ya ödün verip uzlaştırmak için yüzlerce yol denediklerini öne sürüyor. İran Cumhurbaşkanı, gerekirse, bu kişilerin kimliklerini açıklayacağını, ama bazı hassasiyetler nedeniyle bunu hemen yapmayacağını da söylüyor.

Financial Times'a göre, Ahmedinecad'ın sözleri, Batı'da İran'la uzlaşma alanının daralmakta olduğu endişelerini arttıracak.

Haberde, İran'ın nükleer politikasını eleştirenlerin eski cumhurbaşkanları Haşimi Rafsancani ve Muhammed Hatemi'nin çevresinde toplandıklarına dikkat çekiliyor. Ülkedeki pragmatistler, Batı'yla özellikle de AB'nin dış politika yüksek temsilcisi Javier Solana'yla müzakere yoluyla uluslararası krizin önlenebileceği görüşünde.

Ahmedinecad ise, bu tür müzakerelere karşı ve Tahran'ın tek taahhüdünün Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na (UAEA) olduğunu vurguluyor.

Guardian; Paris mahreçli haberinde, Fransa Cumhurbaşkanı Nikolas Sarkozy'nin göreve geldiği mayıs ayından bu yana en büyük tehditle karşı karşıya olduğunu yazıyor.

Ulaştırma ve kamu hizmetleri sektöründe çalışanlar bu akşamdan itibaren iş bırakma eylemine başlıyor. Sendikaları greve zorlayan gelişme ise, hükümetin özellikle demiryolu sektöründe erken emekliliğe olanak sağlayan düzenlemeleri değiştirme planı.

İşçilerin bu akşam başlayacağı grevin ucu açık. Gelecek hafta, telekom ve posta idaresi çalışanları da greve çıkıyor. 29 Kasım da ise, yargı çalışanları grevde olacak. Sarkozy ise, "diyalog yolu açık, ama reformlara devam edeceğiz" diyor.

Financial Times'ın birinci sayfasında yer alan haberde, uluslararası piyasalarda petrolün fiyatının yüksekliğini durdurmak için en azından petrol üretiminin arttırılmasının kısa vadede gerçekleşmeyeceğini ortaya koyuyor.

Gazeteye konuşan Suudi Arabistan Petrol Bakanı Ali Naimi, hafta sonu Riyad'da yapılacak Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) toplantısı sonunda petrol arzının arttırılması yönünde bir karar çıkmayacağını söylüyor. Ali Naimi, kısa dönemli gelişmeleri değil, uzun dönemli stratejiler üzerine odaklanacaklarını ifade ediyor.

Finacial Times, "Petrolün varil fiyatı 100 dolara yaklaştı; ancak piyasaları çok yakından izlediklerini vurgulayan Suudi bakan, gelecek ay yapılacak OPEC toplantısında harekete geçmek konusunda açık kapı bıraktı. Suudi yetkili, bu konuda bir karar için de daha çok erken olduğu görüşünde" ifadelerine yer verdi.

Times gazetesi; "yeni bir soğuk savaş mı" diye soruyor.

Yerkürenin güney ucunda bulunan Antartika kıtasının karşı karşıya kaldığı tehdide dikkat çeken Times, "Buzulların erimesinin petrol keşfini kolaylaştırmasıyla rakip ülkelerin kıta üzerindeki hak iddiaları artmakta" yazdı.

Uluslararası anlaşmalara göre, yüzölçümü Türkiye'nin yaklaşık 15 katı olan Antartika tarafsız bir bölge.

1991 yılında imzalanan Madrid Protokolü, kıtayı "barışa ve bilime adanmış bir koruma alanı" ilan ediyor. 50 civarında kutup araştırma merkezi var bölgede. Ancak altından gümüşe, petrolden demire, buzdan kıtanın sahip olduğu doğal kaynaklar; ticari baskıların artmasına neden oluyor. Yedi ülke, kıta üzerinde hak iddia ediyor: Arjantin, Şili, İngiltere, Norveç, Yeni Zelanda, Avustralya ve Fransa.

Şimdi kutup uzmanlarının kaygısı, küresel ısınma nedeniyle buzulların giderek erimesinin yeraltı kaynaklarının çıkarılmasını giderek daha kolay hale getirmesi, ülkeler arasında çatışmalar yaşanması ve sonunda da kıtaya petrol platformlarının yerleştirilmeye başlaması.

(BBC-CY-CY-ÖZ-D)

Kaynak: İhlas Haber Ajansı