İngiliz Basınında Bugün
İngiliz Basınında Bugün, 'Topal Ördek' George Bush'a Yeni Bir Darbe: Karl Rove'un Yenilgisi ve ABD'ye "Roma'nın Sonu" Hatırlatması Başlıkları Öne Çıktı.
İngiliz basınında bugün, 'Topal ördek' George Bush'a yeni bir darbe: Karl Rove'un yenilgisi ve ABD'ye "Roma'nın sonu" hatırlatması başlıkları öne çıktı.
BBC'nin Türkçe internet sitesi "http://www.bbc.co.uk/turkish/" adresinde yer alan basın özetlerine göre, bu sabah İngiltere gazetelerinde ayrıntılarıyla işlenen konulardan biri, Amerikan Başkanı George Bush'un en yakın danışmanlarından Karl Rove'un görevinden ayrılacağı açıklaması oldu.
Financial Times haberi, "Topal ördek Bush'a yeni bir darbe" başlığıyla duyurdu.
ABD'de görevde son aylarını yaşayan ve özellikle Kongre'de çoğunluğa sahip olmayan başkanların etkinliklerini ve hareket serbestilerini yitirmiş olmaları nedeniyle yaygın bir şekilde kullanan "topal ördek" nitelemesi, diğer gazetelerde de dikkat çekiyor. Times gazetesi de haberi, "Bush'un beyni"nin sonu; "topal ördek başkan için perdeyi kapattı" başlığını kullandı.
Daily Telegraph'ın başlığı ise "Rove'un da ayrılmasıyla, Bush'un tecrit edilmiş halde kaldığı"na atıf yapıyor.
Guardian gazetesi de, "Bush'un beyin göçü" başlıklı başyazısında George Bush'un ikinci dönem başkanlığa seçildiği 2004 yılındaki seçimin ardından "zaferin mimarı" olarak nitelediği danışmanının hedefinin Amerikan toplumunu dönüştürüp, Cumhuriyetçilerin egemenliğini kuşaklar boyu kalıcı kılmak olduğunu hatırlatıyor.
Karl Rove'un başarısının kendisini siyasi bir efsane haline getirdiğine dikkat çeken Guardian, ancak Katrina kasırgası, Irak'taki başarısızlık ve hükümetin izlediği partizan tutumun, o ilk başlardaki başarı izlenimini tersine çevirdiğinin altını çiziyor:
"2006 seçimlerinin sonunda Karl Rove'un muhafazakar bir hegemonya oluşturma stratejisi enkaza dönüştü. Rove, yorulduğu için değil, işleri yürütmenin tek bir doğru yolu bulunduğuna inanıp farklı görüşlerle uzlaşma arayışını küçümseyen Bush yönetiminin hem Amerika içi hem de dışında felaket olduğu ortaya çıktığı için gidiyor. Ve eğer seçmenler kararlılıklarını sürdürürlerse; o zaman Rove'un mirası Amerikan muhafazakarlığı için bir zafer değil, hezimet olacaktır."
"ABD'YE ROMA'NIN SONU HATIRLATMASI"
Financial Times'ın haberine göre, Amerikan hükümetinin en yetkili denetim kurumun başkanı; ülkesiyle Roma İmparatorluğu'nun yıkılış dönemi arasında benzerlikler kurarak uyarılarda bulunuyor.
Partilerüstü bir kurumun başında olan David Walker, Amerika'nın halihazırda içinde bulunduğu koşullarla Roma imparatorluğunun sonunu getiren faktörler arasında "çarpıcı benzerlikler" bulunduğuna dikkat çekiyor. Bu faktörleri ise, "ahlaki değerlerde aşınma; siyasi nezaketin azalması; ülke dışındaki askeri operasyonların aşırı derecede genişlemesiyle merkezi hükümetin sorumsuz mali politikaları" olarak sıralıyor.
Amerikan ordusunun askeri operasyonlarını sürdürdüğü ülkelerden biri de Afganistan. İngiliz basınına göre, Afganistan, hem Washington hem de İngiltere hükümetleri açısından, "giderek ölümcül bir krize" dönüşüyor.
Independent, Taliban güçlerinin Irak'taki direnişçilerinin stratejilerini taklit ettiklerine dikkat çekerek, Savunma Bakanı Des Browne'ın 6 yılda 70 İngiliz askerin öldüğü ülkede "uzun dönemli taahhütlerden" bahsettiğini aktarıyor.
"Afganistan'daki kayıpların ağır yükünü göğüslemekte olan hükümetimizin, hayali bir iyimserlik yerine gerçekçi bir yaklaşım izleme zamanı geldi. Başbakan Brown'ın Hamid Karzai hükümetinin tehlikeli bir şekilde zayıf olduğunu; iktidarın büyük bölümünün uyuşturucu baronları ve yerel savaşçı aşiret liderlerinin elinde bulunduğunu kabullenmesi gerekir.
Bir diğer kabullenilmesi gereken olgu da, Taliban'ın Pakistan'ın batısındaki güvenli bölgelerden çıkarılmadan yenilgiye uğratılmasının imkansız olduğu. Afyon üretimiyle mücadele tam bir felaket. Yerel halkın yabancı askerlere yönelik tepkisi de artıyor.
Bunları kabullenmeden Afganistan'da kazanmak istediğimizin ne olduğunu düşünemeyiz. Afganistan'da bu hazin duruma sürüklenmemizin nedenlerini, tarihçiler uzun uzun tartışacaktır. Bu tartışmaların, Irak savaşıyla dikkatlerin kayması, uluslararası toplumun kalkınma yardımı sözünü tutmaması ve Batı'nın gerçekçi olmayan beklentileri üzerine odaklanması muhtemeldir. Ama siyasetçilerimizin ülkede ne olup bittiğine yoğunlaşması gerekir. Başarısızlığa uğradığı açık olan stratejiyi izlemeye devam etmek, vahim bir
görev ihmali olacaktır."
1947'de Hindistan'ın İngiliz sömürgesine karşdf0unu hatırlatıyoı verdiği bağımsızlık mücadelesinin başarıya ulaşması ardından, yeni devlet inşa edilirken ülkedeki Müslümanlar da ayrılarak Muhammed Ali Cinnah liderliğinde kendi ülkelerini, Pakistan'ı kurmuşlardı.
Times gazetesi, Cinnah'ın "ılımlı İslam, birlik, inanç ve disiplin" ilkelerine dayalı demokratik Pakistan ideallerinin kaybolduğu görüşünde.
"Pakistan; 60. yaş gününü demokrasiyle diktatörlüğün; ılımlı İslam'la aşırı İslam'ın mücadele ettiği bir kriz döneminde kutluyor.
Sınırın ötesindeki Hindistan da, kuruluş yıldönümünü yarın; dev bir ekonomik güç ve kalkınmakta olan ülkeler için bir demokrasi feneri olarak kutlarken, sınırın Pakistan tarafı karamsar.
Muhammed Ali Cinnah'a Pakistan'ın bağımsızlığı mücadelesi sırasında destek verenler ise kuşaklarının kaybolan ideallerinin yasını tutuyor."
(BBC-CY-CY-ÖK-D)











