İddianamede, "Genel Yapı" isimli dokümanın yapılan incelemesinde özetele; Kemal Özden isimli şahıs tarafından kaleme alınarak, ADD'nin içinde bulunduğu mevcut durumunu belirtir bir rapor niteliği taşıdığı anlaşılan söz konusu dokümanın yapılan incelemesinde;
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) nin Türkiye'nin en büyük demokratik kitle örgütü olduğu, büyük kentlerin tamamında şubelerinin olduğu, Cumhuriyetin temel değerlerinin savunulması ve irtica ile mücadelede 'Halk evleri' tarzı bir misyon yüklenen tek mekanizma olduğu belirtilmiştir.
"Durum" başlığı altında;
Derneğin bu misyonunu kuruluşunun ilk zamanların da layıkıyla yerine getirdiğini ancak; irtica ile mücadele de Anıtkabir'e milyonları yönlendirebilen, mitingler düzenleyen ADD'nin son iki yıl içerisinde üzerine bir şal örtüldüğü,
Özellikle son genel kurul toplantısı sonucu yönetime geçen kadronun bulunmuş olduğu görevin işlevini anlamadığı ya da farklı bir şekilde anladığı, aynı ekibin son derece dar grupçu bir tarzda kendini tekrar yönetime getirecek naylon şubeler inşa ettiği, direnen yurtsever üyeleri dernek üyeliğinden atmak için en ufak bahaneyi değerlendirdiği ancak tüm bu baskı, yıldırma ve kıyıma rağmen, ADD'yi ADD yapan devrimci yapılanmanın direndiği belirtilmiştir.
"Ne yapılabilir, ne yapmalı" başlığı altında;
ADD'nin bugünkü yönetimden kurtulması gerektiği, Kemalist bir yönetime kavuşturulmasının hayati önem taşıdığı, 28 Şubat çizgisinin kamuoyunda güçlü kılınmasında ADD'nin başarılı ve etkin yegane güç olduğu, Cumhuriyeti ayakta tutmak için "TSK'nın masanın bir ayağı, diğer ayağının ise güçlü ve etkin ADD yönetimi" olacağı, çünkü TSK bünyesiyle anlaşmazlık halinde olan bir ekibin ADD'de başarılı olmasının beklenemeyeceği belirtilmiştir." denildi.