Hollanda'nın Skandal Tavrına Tepkiler Sürüyor

Uluslararası Üniversiteler Konseyi Başkanı Orhan Hikmet Azizoğlu, Hollanda'da Türk bakanların referandum mitingleri ve diğer çalışmalarına izin verilmemesini, "15 Temmuz'un öfkesinin bir tezahürü" olarak nitelendirdi.

Hollanda'nın Skandal Tavrına Tepkiler Sürüyor

Uluslararası Üniversiteler Konseyi Başkanı Orhan Hikmet Azizoğlu, Hollanda'da Türk bakanların referandum mitingleri ve diğer çalışmalarına izin verilmemesini, "15 Temmuz'un öfkesinin bir tezahürü" olarak nitelendirdi.

Azizoğlu, Türkiye'nin Erbil Başkonsolosluğuna gerçekleştirdiği ziyaretin ardından basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Hollanda'nın skandal tavrı ve 16 Nisan'daki referandum a ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Referandum oylamasının tamamen Türkiye Cumhuriyeti'ni ilgilendirdiğini ve ülkenin demokratikleşmesi yolunda çok önemli bir yol haritası olduğunu belirten Azizoğlu, "15 Temmuz'un öfkesini bizden çıkarıyorlar. Neden Türkiye'de ihtilal olmadı? Alışmışlar ihtilaller olmasına. Alışmışlar halkın ihtilallerle, askeri darbelerle ABD ve Avrupalıların kölesi haline getirilmesine. Şimdi dirençli, onurlu duran bir halkı, bir toplumu içlerine sindiremiyorlar." dedi.

"Batı toplumları sözde demokratlar"

Türkiye'nin müttefiği olan Avrupa ülkelerinin takındığı tavırları "düşmanca" olarak nitelendiren Azizoğlu, Batı toplumlarının gerçek anlamda demokrat olmadığını ifade etti.

Azizoğlu şöyle konuştu:

"Enteresan olan Türkiye'nin içsel, demokratik sisteminde yaptığı bu çalışmalara karşı sözde müttefikimiz olan ülkelerin bize düşmanca bir tavır takınmasıdır. Almanya, bölücü terör örgütü PKK'nın yürüyüşüne izin veriyor. PKK, mitingler yapabiliyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin, dünyanın en güçlü, en saygın, tarihsel devlet dokuları derinliklerde olan bir milletin bakanlarını 'siyasi' diye oradaki vatandaşlarıyla görüşmesine, konuşmasına, buluşmasına izin vermeyen yalnız Hollanda olarak bakmayalım Avrupa diye bakalım. Almanya'da bölücü terör örgütünün bayraklarıyla yürüyüşler, mitingler yapılabiliyor. Bu da bize şunu gösteriyor: Aslında Batı toplumları sözde demokratlar, özde demokrat değiller. Özde Ortaçağın karanlık dehlizlerinde kalmış o zihinlerinde olan faşizan yapılarını hep sürdürüyorlar. Yoksa Türkiye Cumhuriyeti'nde yapılan bir referandum a, demokratik bir şekilde halk iradesince yapılan bir seçime neden bu kadar müdahil oluyorlar. Türk siyasetçilerinin kendi vatandaşlarıyla buluşup referandum u izah etmelerinin, analiz etmelerinin ne tür bir mahsuru olabilir ki Avrupalılar için."

"Türkiye mazlum halkların umudu oldu"

Hollanda ve Almanya'nın aslında kendi coğrafyasında büyüyen Türkiye'ye karşı tavır aldığını belirten Azizoğlu,"Tabii Türkiye son 15 yılda bulunduğu coğrafyanın lider ülkesi konumuna geldi. Tüm mazlum halkların umudu oldu. Yalnız Türklerin değil, Kürtlerin ve Arapların da umudu haline geldi. Almanya ve Hollanda'nın bu yaptıkları,


her anlamda yükselen Türkiye'ye karşı antidemokratik ve gayri insani bir reaksiyondur." dedi.

Tüm farklılıklara rağmen birlikte yaşama kültürünün önemine işaret eden Azizoğlu, "İşte şu an Erbil'de onlarca üniversite rektörüyle toplantılar yapıp, Türkiye'de Iraklı öğrencilerin okuması, lisans, mastır, doktora alanlarında eğitim görmelerini sağlayarak birlikte yaşama kültürünü geliştiriyoruz. Halkların birlikte bu coğrafyanın ortak paydaşı olduğunu anlatıyoruz. Türk'ü, Kürt'ü, Arap'ı biz bu coğrafyada yaşamaya mahkumuz. Birlikte yaşayacağız." diye konuştu.

"Bizleri sömürü alanları olarak görüyorlar, yükselen bir Türkiye, yükselen bir lideri kabul edemiyorlar"

Uluslararası Üniversiteler Konseyi Başkanı, Türkiye'nin son 15 yılda geliştirdiği düşünce ve fikirlerin Batı toplumlarını ürküttüğüne dikkati çekti.

Azizoğlu, "Çünkü bizleri sanayi, iktisadi, siyasi, kapital sömürü alanları olarak görüyorlar. Onun için yükselen bir Türkiye, yükselen bir lideri kabul edemiyorlar. Sorunların ana ekseninde bu var." ifadelerini kullandı.

Kendisinin 15 Temmuz gazisi olduğunu belirten Azizoğlu şunları kaydetti:

"Ben de 15 Temmuz gazisiyim. 15 Temmuz'da benim elimde bayrak vardı. Saat 11.00'de Genelkurmay kavşağına çıktım ve saat 03.30'da başıma kurşun yiyerek hastaneye kaldırıldım."