Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Ertek, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı'nın 12. yüzyıldan beri var olduğunu belirterek, "Türkiye'de görülen kene vakaları abartılmamalıdır. Komşu ülkelerin birçoğunda bu hastalık yıllar önce görülmeye başladı." dedi.
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği, Atatürk Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı ile Erzurum Sağlık İl Müdürlüğü'nce Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı ile ilgili konferans düzenlendi. AÜ Kültür Sitesi Mavi Salonu'nda gerçekleşen programa değişik üniversitelerden akademisyenler katıldı. Burada konuşan Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanı ve Enfeksiyon Hastalıkları Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Ertek, Türkiye'de kene vakalarının görülebileceği yerler ve alınması gereken önlemlere değindi.
Türkiye'de 6 yıl içerisinde bin 100 köyde 2 bin 200 civarında kene vakasının görüldüğünü belirten Mustafa Ertek, Bulgaristan ve İran'da görülen vakalar ile kıyaslandığında rakamın fazla olmadığını söyledi. Kene vakasının neden olduğu KKKA hastalığının 12. yüzyıldan beri bilindiğini ifade eden Ertek, komşu ülkelerde KKKA hastalığı ile mücadelenin yıllar öncesinden başladığını vurguladı. Ertek, "İlk olarak Taciksitanlı bir bilimadamı tarafından tanımlanmıştır. 1944 yıllında Kırım'da ve 1969 yılından beri Kırım Kongo Kanamalı Hastalığı olarak biliniyor. Bu hastalık İran, Irak, Rusya, Yunanistan'da da var. 30 ülkede görülebilen bir hastalık. Dolayısıyla sadece bizim ülkemizin sağlık sorunuymuş gibi düşünülmesi doğru değildir." dedi.
Kırsal bölgede tarım ve hayvancılığın yaygın olduğu yerlerde kene vakalarının daha çok görüldüğünü dile getiren Ertek, Tokat, Çankırı, Sivas Yozgat ve Amasya kırsallarında kenelerin sebebiyet verdiği hastalıkların daha fazla görülebileceği uyarısında bulundu. Ertek, "Buralar da yaşayan insanlarımız keneden uzak durmalıdır. 'Bu bizim kenemiz, yıllardır hayvanların üzerinden alır temizleriz demek yanlıştır'. Amacımız buraları kontrol altına alarak, köylülerimizin tedbir almaları konusunda uyarılarda bulunmak. Çoruh, Kelkit, Kızılırmak vadilerinde dikkatli olunmalıdır. Buralara giden vatandaşlarımız kıyafetlerine dikkat etmelidirler. Açık renk elbise giyilmeli, çıplak ayakla dolaşılmamalı, pantolonların çoraplarını içine koyulması gerekir. Bunlar çok önemlidir. Kırsal kesimde yaşayan insanlarımız akşam evine geldiklerinde kendisini bir kene muayenesinden geçirmelidir. Kene usulüne uygun olarak el değmeden, eldiven ile çıkarılması gerekir." diye konuştu.
Kene vakalarının biyolojik silah olarak değerlendirmesinin yanlış olduğunun altını çizen Mustafa Ertek, "Bunun biyolojik silah olarak ülkeye sokulduğunun söylenmesi bilimsel dayanağı olmayan, komplo teorsinden ibarettir. Yine kuş gribi çıktığı zaman, kanatlı hayvanlar ihtilaf edildiği için kene vakaları arttığı söyleniyor. Bu da doğru değildir. Kanatlı hayvanlar ile kenelerin yaşam koşulları da birbirinden farklıdır." şeklinde konuştu.
Kenenin vücuda yapıştıktan sonra ilk 6 saat içerisinde vücuttan çıkarılması durumunda hastalığın bulaşma riskinin azalacağını belirten Ertek, kenenin önce vücuda yapıştığını sonra kan emmeye başladığını kaydetti. Ertek, kırsal kesimde yaşayanların vücuttan kene çıkarma yöntemini en yakın sağlık kuruluşundan öğrenmesi önerisinde de bulundu.