Hezarfen Çelebi, Evliye Çelebi'nin Efsanesiymiş

Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Selman Can, Tarihin İlk Uçan İnsanı Olarak Bilinen Hezarfen Ahmet Çelebi'nin Evliya Çelebi'nin Efsanesi Olduğunu İddia Etti.

Hezarfen Çelebi, Evliye Çelebi'nin Efsanesiymiş

Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Selman Can, tarihin ilk uçan insanı olarak bilinen Hezarfen Ahmet Çelebi'nin Evliya Çelebi'nin efsanesi olduğunu iddia etti. Osmanlı arşivleri üzerinde araştırmada bulunan Yrd. Doç. Dr. Selaman Can, tarihi Galata Kulesi'nin 15. yüzyıldaki mimari yapısı ve tarihin ilk uçan insanı olarak bilinen Hezarfen Ahmet Çelebi ile ilgili önemli bilgiye ulaştı. Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde kendi yaptığı kanatlar ile tarihin ilk uçan insanı olarak bilinen Hezarfen Ahmet Çelebi'nin, 1632 yılında lodoslu bir havada Galata Kulesi'nden kuş kanatlarına benzer bir araçla uçarak İstanbul Boğazı'nı geçip Üsküdar'da Doğancılar'a indiği biliniyor. Çelebi'yi izleyen dönemin padişahı Dördüncü Murat, kendisine bir kese altın hediye ederek, "Bu adem pek havf edilecek bir ademdir. Her ne murad ederse elinden gelür, böyle kimselerin bakası caiz değil" diyerek Çelebi'yi Cezayir'e sürgün ettiği ve burada öldüğü tarih kitaplarında geçiyor. Dördüncü Murat'ın böyle bir bilgini sürgün etmesinin mümkün olmadığının altını çizen Yrd. Doç. Dr. Can, Türk havacılık tarihi açısından da önemli olan Hezarfen Çelebi ile ilgili tek kaynağın Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'ndeki ifadeleri olduğunu söyledi. Hezarfen Çelebi'nin ilk uçan insan olarak başka tarihi kaynaklarda geçmediğine dikkat çeken Can, tarihçilerin yıllardır Hezarfen Çelebi'ye kuşku ile yaklaştığını vurguladı. Osmanlı arşivlerinde yaptığı incelemede Hezarfen Çelebi ile ilgili hiçbir bilgiye rastlanmadığını dile getiren Can, "Kendi döneminin gerçek üstü olaylarını, hikaye ve destanlarını da seyahatnamesinde kullanan Evliya Çelebi'nin dikkatli bir gözle okunması gerekmektedir. Hezarfen Ahmet Çelebi olayının doğruluğunu teyit edecek çağdaş kaynaklar olmadığı gibi Osmanlı arşiv belgelerinde de bu konuya ilişkin hiçbir belge bulunmamaktadır. Bu dönem üzerine araştırmalarda bulunan tarihçilerin ortak kanaati böyle bir olayın hiçbir zaman yaşanmadığıdır." dedi. GALATA KULESİ'NİN 15. YÜZYILDAKİ FİZİKİ YAPISI UÇMAYA MÜSAİT DEĞİL Galata Kulesi'nin 15. ve 16. yüyıllardaki mimari yapısına değinen Selman Can, tarihi kulenin 17. yüzyıldaki fiziki yapısının Hezarfen Çelebi'nin rahat bir şekilde geniş kanatlarıyla atlama yapmasına uygun olmadığını söyledi. 1831 yılında büyük Pera yangınında Galata Kulesi'nin hasar gördüğünü ifade eden Can, Galata Kulesi ve Hezarfen Çelebi ile ilgili şunları söyledi: "Osmanlı arşivlerinde yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde böyle bir tarihi olaya rastlamadık. 1831'de Pera yangınında zarar gören kulenin tamiratını dönemin baş mimarı Seyit Abdülhalim Efendi gerçekleştirir. Ocak 1833'te tamamlanan bu tamiratta Abdülhalim Efendi Galata Kulesi'nin en üst katını değiştirerek on dört pencereli yeni bir kat ekler. Ek katın etrafına demir şebekeli korkuluklar yapar. Pencerelerin önüne de manzara seyri için kerevetler koydurur. 1833 öncesinde Galata Kulesi'nin en üst katında herhangi birinin geniş kanatlarıyla uçmasına imkan tanıyacak balkonlu bir yapısı yoktur. Bu olayın doğruluğuna inananların yaptıkları çizimler ve çektikleri filmlerde yer alan Galata Kulesi'nin demir şebekeli son katı hadisenin gerçekleştiği varsayılan 17. yüzyılda yoktur. Dolayısıyla bu güne kadar konuya ilişkin tarihçilerin itirazları bir başka açıdan da kuvvet kazanmaktadır. Tarihsel gerçekler bir kısım insanımızın belleğinde yanlış yer edinmiştir. Efsaneleri ve hikayeleri günlük yaşantısının bir parçası haline getiren toplumlar gerçeklerle yüzleşmeyi kabullenememektedirler. Bugün artık şunu iyi bilmek gerekiyor ki Hezarfen Ahmet Çelebi efsaneden öte bir şey değildir."





Reklam