Gülben Benim Kardeşim!
Mehmet Ali Erbil, Kendisiyle Barışmak İçin Kıbrıs Programı Sırasında Sahneden İnip Kucağına Oturan Gülben Ergen'i Savundu.
MEHMET ALİ ERBİL, KENDİSİYLE BARIŞMAK İÇİN KIBRIS PROGRAMI SIRASINDA SAHNEDEN İNİP KUCAĞINA OTURAN GÜLBEN ERGEN'İ SAVUNDU.
- Geçtiğimiz aylarda Gülben Ergen'le aranızda bir tatsızlık oldu... Onun sunduğu 'Sürpriz' programının tanıtımlarında adınız ikinci sırada yazıldığı için canlı yayına çıkmaktan son anda vazgeçtiniz.
Evet... Kimse buna alışık olmadığı için herkes yadırgadı ama ortada yadırganacak bir şey yok, çünkü bu bir sanatçı tavrıdır. Yoksa bu bir kişilik ya da karakter hareketi değildir. Benim yaptığım bunca yıllık kariyerimle çok doğru orantılı bir hareketti. Kimse bunu anlamadı. Oysa aynı şey başlarına gelse, eminim ki onlar da aynı tavrı gösterirlerdi. Sonuç olarak ben kırıldım. Yakın arkadaşım olduğu için kırıldım Gülben'e... Çünkü biz ailece görüşürüz. Karım onunla görüşüyor, çocuklarımız bir arada büyüyor. Dolayısıyla daha hassas davranmasını beklerdim. Ama öyle kin, nefret, küslük yok... Sadece incindim. O da zaman içerisinde benim kaygılarıma hak verdi.
- Tamam, yaşadıklarınızı biliyorum. Aslında benim sormak istediğim barışma şekliniz... Gülben Hanım'la Kıbrıs'ta karşılaştınız ve kendisi gelip gönlünüzü aldı. Ancak kucağınıza oturması çok eleştirildi. Siz ne söyleyeceksiniz?
Gülben'in o hareketi bir refleksti. Eşim Tuğba da oradaydı... Biz her zaman Gülben ile ağabey-kardeş gibi sohbet ederiz, şakalaşırız, espri yaparız. Bizim bu diyaloğumuzla ilgili ne Gülben'in eşi Mustafa (Erdoğan) yanlış bir şey düşünür ne de benim eşim Tuğba... Gülben, gerçekten benim kız kardeşim gibidir. Yıllardır hiç kötü bir şey düşünmeyiz birbirimiz hakkında. Aklımızın ucundan bile böyle bir şey geçmez. O gece de aklından 'Aman yanlış anlaşılır mı?' kaygısı geçmediği için öyle bir tavır sergiledi. Yoksa bir kadın karısının yanında bir erkeğin kucağına oturur mu? Ancak bir aile gibiysen, bir kardeş gibiysen oturursun... Bizim aklımıza hiç kötü bir şey gelmedi. Tuğba'nın da gelmedi... Ama insanlar bunu hep kötü algıladı. Çok ayıp ve günah. Neden bu kadar art niyetliyiz, anlamıyorum ki...
- Tuğba Hanım, sizin bu hareketten dolayı yüzünüz asıldı mı, kıskandınız mı?
Tuğba Erbil: Asla... Olur mu hiç? Bu konuda Gülben'e çok büyük tepki gösterildi. Sanki yanlış bir şey
yapmış gibi... Gülben, bir kızın babasına davrandığı gibi davrandı Mehmet Ali'ye. Hani kızlar hemen gidip babalarının kucağına oturur ve şımarıklık yapar ya, Gülben'in tepkisi de böyleydi. Gerçekten Gülben, Mehmet Ali'yi ağabeyi gibi görüyor.
M.A. Erbil: Öyle. Zaten her şey o kadar spontan gelişti ki. Bu planlı, programlı bir hareket değildi. Planlı, programlı olsa daha farklı olurdu. Küçücük bir çocuk gibi geldi, gönlümü almaya çalıştı. Ben de şaşırdım. Sonra aramızdaki kırgınlık bitti. Zaten Gülben beni Babalar Günü'nde de aramış, kutlamıştı.
- Tuğba Hanım, eşiniz ile Gülben Ergen arasında gerginlik yaşanırken hiç aracı olmayı, onları barıştırmayı düşündünüz mü?
Tuğba Erbil: Eğer aralarındaki gerginlik büyük olsaydı, oturup konuşurdum. Konuştum da. Çünkü Gülben, Mehmet Ali için gerçekten çok iyi hazırlanmıştı. Birlikte oturup sorular hazırlamıştık. Sürpriz konukları bile birlikte bulmuştuk. Hatta program öncesinde de kendisiyle konuşmuştuk. Onun o heyecanını biliyorum ama eşimi de anlıyorum. Erbil'in kariyerini düşünmesi, böyle bir tepki göstermesi çok yerinde bir hareketti. Ama Gülben'in de heyecanını bildiğim için, Mehmet Ali'ye gitmesi konusunda çok ısrar ettim. Tabii yine de kararına saygı gösterdim. Ben onların barışacağını biliyordum. Onlar gerçekten birbirini kardeş gibi seviyor. Ben Gülben'i tanımadan önce Mehmet Ali'den dinlemiştim. Onun çok iyi kalpli, yardım sever, hatır şinas olduğundan falan söz etmişti. Dolayısıyla daha tanışmadan önce bile ona karşı hep pozitif şeyler hissetmişimdir. Ali Sadi dünyaya geldikten sonra çok sıcak ilişkilerimiz oldu. Annelik duygularımızı paylaşıyoruz. Çok iyi bir arkadaşım oldu. Ve her zaman hem benim hem de Mehmet Ali'nin arkadaşı olarak kalacaktır.
M.A. Erbil: Eğer bu hareketi Gülben değil de başka birisi yapsaydı, Tuğba hemen net bir şekilde tavrını gösterirdi. Sizler de bunu bilir, duyardınız. Duyuyorsunuz işte eşimin söylediklerini. Artık bu olayı büyütmenin anlamı yok. Ayrıca Gülben de benim dışımda kimseye böyle davranmazdı. Bu aramızdaki samimiyetten kaynaklanıyor.
- Ama çok eleştiri gelince Gülben Hanım da 'Keşke yapmasaydım' dedi... Sanırım bu durum onda çok sıkıntı yarattı.
O kadar çok eleştiri gelince sanırım ailesi de biraz tepki gösterdi. Gülben'in bu durumdan etkilenip 'keşke' demesi çok normal. Fakat ikimizi de tanıdıkları ve bizim ailevi ilişkilerimizi bildikleri için bu kadar abartmanın bir anlamı yok.










