Görmez: 2013 Yılı Kutlu Doğum Teması: Hz. Peygamber ve İnsan Onuru

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, 2013 yılı Kutlu Doğum temasını 'Hz.

Görmez: 2013 Yılı Kutlu Doğum Teması: Hz. Peygamber ve İnsan Onuru

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, 2013 yılı Kutlu Doğum temasını 'Hz. Heygamber (sav) ve İnsan Onuru' olarak belirlediklerini söyledi. Diyanetin her yıl Kutlu Doğum Haftası'nda bir tema işlediğini vurgulayan Görmez, "Bu yılda üzerinde duracağımız tema Hazreti Peygamber ve İnsan onuru. İnsanın onuruna izzetine hassasiyetine değer vermek konusunda zaaflar çok yoğun olarak başladı. Varlığı insanlık için bir onur olan Sevgili Peygamberimizin özellikle insana verdiği değeri insanın onuruna izzetine haysiyetine verdiği değeri yeniden bütün toplumla paylaşmayı düşündük." dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Bosna Hersek Reisül Uleması Hüseyin Efendi Kavazoviç ile ortak basın toplantısı düzenledi. Bosna Hersek'ten gelen heyetin 5 günlük Ankara ve İstanbul'da görüşmeleri olacağını belirten Görmez, "Gündemimiz yoğun özellikle Balkanlar'da pek çok ülkede devletler tarafından gasp edilen vakıfların ve vakıf mallarının geleceği ile ilgili görüşmelerimiz olacak. Balkanlar'da dini kurumlarla ilgili sorunlar var onları müzakere edeceğiz. Bosna Hersek ve Türkiye arasında diyanet alanında hangi alanlarda işbirliği yapacağımızı görüşeceğiz." diye konuştu.

Bosna Hersek Reisül Uleması Hüseyin Efendi Kavazoviç ise Türk dostlarının kendileri için bir aile gibi olduğunu dile getirdi. Türkiye'ye her geldiğinde kendini ikinci evlerine gelmiş gibi sevindiklerini anlatan Kavazoviç, "İki ülke arasında çok güçlü tarihi bağlarımız var. Özellikle eğitim alanında işbirliğini geliştirmek istiyoruz. Savaş zamanında Bosna Hersek'te 600 civarında cami yakıldı ve yıkıldı. Devlet olarak Türkiye'nin desteğiyle 430'unu yeniden inşa etmeyi başardık. Diyanetten gelen destekle bunu kolayca başardık ve diyanetin desteğinin sürmesini istiyoruz." şeklinde konuştu.

90 YIL SONRA DİYANET İŞLERİNİ TARTIŞMA KONUSU YAPMAK DOĞRU DEĞİL

Görmez, konuşmaların ardından basın mensuplarının sorularını cevaplandı. Bir gazetecinin, "Alevi Bektaşi Federasyonu eski Başkanı Turan Eser diyanetin İslama göre çalışmasının laikliğe aykırı olduğu ile ilgili dava açtı ve sizde savunmanızda Atatürk'ten örnek verdiniz bununla ilgili görüşünüz nedir?" şeklindeki sorusuna Görmez, "Bunlar rutin şeylerdir diyanetin tarihinde. Zaman zaman davalar açılır hukuk müşavirliği de gereken cevabı verir. Sadece orada bir tarihe işarette bulunuldu. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın hem milletimiz için hem gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimiz için yurt dışındaki millet varlığımız için bugün bütün insanlık için son derece önemli bir kurum. 90 yıl sonra tekrar Diyanet İşleri Başkanlığı'nı tartışma konusun yapmak doğru değil. Çünkü meşruiyetini sadece kanun ve yasalardan değil aynı zamanda toplumdan alan bu toplumun doğumunda, ölümünde, düğününde, ibadetinde her yerinde var olan bir kurum. Bu kadar yıl sonra böyle bir tartışmanın doğru olmadığını düşünüyorum." diye cevapladı.

Suriye'de yaşanan olayların çıkışı ile ilgili herkesin farklı görüşleri olabileceğini ancak sonuçlarına herkesin yoğunlaşması gerektiğini vurgulayan Görmez, "Sonuç onbinlerce insan katledildi. Yüzbinlerce insan kendi memleketlerinden edildi ve dünyanın muhtelif yerlerinde mülteci olarak yaşıyor. Özellikle Halep ve yakın kentlerde çocuklar, yaşlılar, kadınlar, dermansız kalan hastalar bunlara yardımcı olmak sadece bizim değil bütün insanlığın ortak görevi. Mevlit kandili vesilesiyle hem milletimizin hem de bütün İslam dünyasının ve bütün insanlığın düşünürlerini ve bakışlarını buraya çevirmelerini istiyorum. Burada bir insan ölünce aslında her yerde insanlık ölüyor. Bunun için hepimizin üzerinde bir insanlık borcu olarak olarak dost, kardeş, komşu akraba olduğumuz Suriye halkının içine düştüğü bu durumdan kurtulması için yardımcı olmaktır." açıklamasında bulundu.

VATANDAŞIN YAPTIRDIĞI MÜFTÜLÜK BİNASINDAN DERNEKLERİN KİRA İSTEMESİ EN DOĞAL HAKKI

Bir başka gazetecinin, "Hazine'ye ait taşınmazlar üzerinde bulunan Diyanet İşleri Başkanlığı'na tahsisli cami ve mescitlerin ticari nitelikli ünitelerinin kiralanması yetkisinin herhangi bir mevzuata dayanmaksızın Diyanet İşleri Başkanlığı'na devredildiği ile ilgili bölümleri hakkında ne düşünüyorsunuz?" şeklindeki sorusuna Görmez şu cevabı verdi; "Raporun basında yer alış şeklini okuyunca basınımızın özellikle bu konuda bilgi sahibi olmadığını görmekten büyük üzüntü duyduğumu ifade etmek istiyorum. Mesele şudur; Türkiye'de bütün camileri halk yapıyor. Kuran kursu binalarını da halk yapıyor. Üstelik kamu kurumu oldukları halde müftülük binalarını da halk yapıyor. Camileri yaptıkları zaman müştemilat olarak yapılan bir takım binalarda yapılıyor. Bu binalardan 2012 yılına kadar devlet doğrudan adeta el koyuyor ve buraların bütün gelirlerini alıyordu. Yapılan bir anlaşma ile yüzde 30'unu devlet almaya başladı yüzde 70'inide camilere harcanmak üzere dini sosyal hizmet vakıfları alıyor. Aslında o yüzde 30'un alınması da doğru değil. Vatandaş hem cami yapacak hem o caminin yakınındaki müştemilatı yapacak bütün bunları kamu yararına yapacak sonrada devletin gidip hayır sever vatandaşların yaptığı o binaların yüzde 30'unu bütçeye alınması doğru değil. Maliye bakanımız ile birkaç kez görüştük o yüzde 30'u da sıfırlamak için konuştuk. Müftülük binalarımız içinde kamu kurumu olduğu halde aslında bunu halkımızın sırtına yıkmamız bizi mahçup ediyor, doğru değil. Dolayısıyla yapıldıktan sonra bunların kira gelirleri devletten talep etmesi o vakıf ve derneklerin en tabi hakkı. Bütün bunları yok sayarak işin içinde bir usulsüzlük varmış gibi gösterilmesi üzücü olmuştur."

2013 YILI KUTLU DOĞUM TEMASI; "HZ PEYGAMBER VE İNSAN ONURU"

Diyanetin her yıl kutlu doğum haftasında bir tema işlediğini vurgulayan Görmez şunları söyledi; "2010 yılında Hazreti Peygamber ve Merhamet eğitimini işledik. Adeta bir merhamet seferberliği başlattık. 2012 yılında Hazreti Peygamber Kardeşlik Ahlakı ve Kardeşlik ruhunu işledik. Bu yılda üzerinde duracağımız tema Hazreti Peygamber ve İnsan onuru. Bilhassa hem çağımızda hem çevremizde hem de bütün dünyada ortaya çıkan bütün felaketlerin bütün yanlışlıkların temem sebeplerinden bir tanesi insana bakış açımızın zayıflamasıdır. İnsanın onuruna izzetine hassiyetine değer vermek konusunda zaaflar çok yoğun olarak başladı. İnsanın onurunu zedeleme onurunu kırma çabaları bütün dünyada yangınlık kazandığı için varlığı insanlık için bir onur olan Sevgili Peygamberimizin özellikle insana verdiği değeri insanın onuruna izzetine haysiyetine verdiği değeri yeniden bütün toplumla paylaşmayı düşündük."

7