Haber Tarihi: 03 Temmuz 2009 Cuma Saat 16:14

Eski Adalet Bakanı Türk: Albay Çiçek'in 19 Saatte Serbest Kalmasını Yadırgadım


Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, 'Silahlı Terör Örgütüne Üye Olduğu' Suçlamasıyla Cezaevine Gönderilen Albay Dursun Çiçek'in Tutuklandıktan 19 Saat Sonra Jet Hızıyla Tahliye Edilmesini Yadırgadığını Söyledi.

Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, 'Silahlı terör örgütüne üye olduğu' suçlamasıyla cezaevine gönderilen Albay Dursun Çiçek'in tutuklandıktan 19 saat sonra jet hızıyla tahliye edilmesini yadırgadığını söyledi.

"Acaba 19 saat içerisinde ne değişti?" diye soran Türk, kararın dikkat çekici ve düşündürücü olduğunu belirtti.

Cihan Haber Ajansı muhabirine konuşan Türk, kararı kendisinin de yadırgadığını belirtti.

Tutuklamanın genel olarak çok istisnai bir karar olduğuna dikkat çeken Türk, "Anayasanın 19. maddesine göre bir suç işlendiğine dair ciddi belirtiler olduğu takdirde, şüphelinin kaçması, delilleri yok etmesi, ortadan kaldırması, değiştirmesini önlemek amacıyla ve kanunda gösterilen diğer nedenlerle tutuklama kararı verilebilir. Ceza Muhakemeleri Kanunu'nda tutuklama verilebilecek durumlar arasında devlete karşı işlenen suçlara karşı da vermiştir. İşte bunlar arasında hükümet darbesi, Parlamento'yu çalışmaktan alıkoyma, anayasal düzeni cebir ve şiddet yoluyla devirme gibi konular da var. Dolayısıyla bu çerçevede verilebilir. Bunun verilebilmesi için bir gün önce mahkeme, bu bulgulara ulaşmış olması gerekir. Ama bir gün sonra bir hakim izne gidiyor, onun yerine başka bir hakim geliyor ve bu itiraz üzerine bu kez tahliye kararı veriliyor. Acaba 19 saat içerisinde ne değişti de böyle bir karar verildi?" diye konuştu.

Başka kişilerin durumunu da göz önünde bulundurmak gerektiğini vurgulayan Türk, "Örneğin Başkent Üniversitesi Rektörü Mehmet Haberal, başka rektörler de var. Veyahut Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mustafa Balbay, aylardır bunlar tutuklu. Onların da avukatlarıyla tutuklamaya itirazları oldu fakat onlar açısından bir karar vermedi. Yani 19 saat gibi bir zaman aralığıyla iki farklı karar veriliyor. Çok dikkat çekici ve düşündürücü. Temenni ederim ki bu diğer tutuklular hakkında da uygulansın, aynı prosedür ve aynı süratle karar verme." şeklinde konuştu.

Askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasının yolunu açan kanuni değişikliği de değerlendiren Türk, çıkan kanunun anayasanın 145. maddesine aykırı olduğunu ileri sürdü.

Maddenin askeri mahkemelerin görev alanlarını düzenlediğini hatırlatan Türk, şunları söyledi: "Sayın Cumhurbaşkanı, bir ihtimal anlaşma sağlamak için iki maddenin bir daha görüşülmesi için Meclis'e gönderebilir. Bu olursa belki tartışmalar sona erer ve daha makul bir çizgide anlaşma sağlanır."

Askeri mahkemelere güvensizlik gibi bir algılamanın olduğuna dikkat çeken Türk, mahkemeler 'askerleri korur' diye bir anlayışın doğru olmadığını savundu.

Vaktiyle Talat Aydemir hakkında idam cezası verenin bir askeri mahkeme olduğunu hatırlatan Türk, yakın zamanda ise bir Deniz Kuvvetleri Komutanı'nın amirallik rütbesini kaldırıp er rütbesiyle cezalandıranın da yine bir askeri mahkeme olduğunu hatırlattı.

Bu mahkemelere de güvenmenin gerekli olduğunu dile getiren Türk, "Orduyu da rencide etmemek gerekir. Eğer böyle bir hazırlık varsa ortaya çıkarıp cezalandırmak gerekir. Belgeyi kim düzenledi, kim hazırladı, amaç nedir; bunun ortaya çıkarılması gerekir. Konu sivil savcılık elinde. Sanıyorum gerekli inceleme yapıp o da bir sonuca varacaktır." ifadesini kullandı.

(CİHAN)

(Cihan Haber Ajansı) 03.07.2009 16:14 [1708606] 10/10 (13 kişi)
  • Reklam
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12