Ergenekon Terör Örgütü İddianamesi'nde örgüt üyelerinin binlerce kişiyi fişledikleri vurgulanıyor. İddianamede, "Soruşturma kapsamında elde edilen delillerden Ergenekon Terör Örgütü'nün belirledikleri amaç ve yöntemlerle binlerce vatandaşımız, siyasetçi, bürokrat, Asker ve emniyet mensubu, yargı mensupları ve iş dünyası hakkında istihbari çalışmalar yaptıkları ve bu verileri sakladıkları tespit edilmiştir." deniliyor.
İddianamedeki "21.YÜZYILDA CASUSLUK" başlıklı bölümde "İLETİŞİM VE BİLGİ ÇAĞINDA GLOBAL İSTİHBARAT İSTASYONLARI VE DEĞİŞEN CASUSLUK MESLEĞİ İSİMLİ DOKÜMAN" başlıklı dokümandan bahsediliyor.
İddianamede bu doküman şu şekilde anlatılıyor:
Söz konusu doküman, Veli Küçük ve Ümit Oğuztan isimli şahıslardan ele geçirilmiş olup 24 sayfadan oluşmaktadır. Dokümanın yapılan incelemesinde özetle; casusluk mesleğinin insanlık tarihinin en eski mesleklerinden birisi olduğu, günümüzde istihbarat örgütlerinin gerçek güçlerini, sahip oldukları teknolojik olanakların ve kadrolarında yer alan altın beyinli yaratıcı uzmanların İnsanlık bilgi çağını geride bırakıp iletişim çağma adım attığı günden bu yana güçlü ülkelerin istihbarat servislerinin "Global İstihbarat İstasyonları" oluşturmaya yöneldiği, geri kalmış bilimsel ve teknolojik devrimlerden yararlanamamış ülkelerin resmi istihbarat örgütlerinin 21.yüzyılda kendilerinden üstün olan devletlerin istihbarat örgütlerine karşı koyamayarak işlevlerini tümüyle yitirecekleri belirtilmiştir.
Bu şekilde geri kalmış ülkelerin hükümetleri geniş halk kitlelerine ulaşmak yerine halk kitlelerini kontrol altına almayı başarabilen çeşitli güç odaklarıyla işbirliği yapmayı seçtikleri, çünkü politikada ayakta kalmanın ilk koşulunun istihbaratçıların hışmına uğramamak olduğu, bu nedenle istihbarat dünyasında olup bitenlerle ilgilenmedikleri, 21.yüzyılda hükümetlerin ve politik liderlerin bu aymazlığının gelişmekte olan ya da geri kalmış ülkelerin felaketini hazırladığı belirtilmiştir.
Hiçbir politik lider yada hükümetin, istihbarat örgütlerinin onaylamadığı ve destek vermediği proje ve kararları uygulamasının mümkün olmadığı, hiçbir güç hiçbir grup ve hiçbir örgütün istihbarat arenasında yer alan servisler kadar etkin bir güce sahip olmadığı, 21.yüzyılın istihbarat servislerinin denetimi ve yönlendirmesiyle düzenlendiği, bunun önüne geçilmesinin olanaksız olduğu belirtilmiştir.
Bu çalışmanın hazırlanmasındaki temel amacın, ulusal güvenlik konularının politik ve militarist önlemlerle sağlanabilmesi döneminin kapandığını göstermek olduğu belirtilmiştir.
Dünya ülkelerini çeşitli uluslararası kuruluşların şemsiye altında toplamayı başaran süper güçlerin "Dünya Hükümeti" kurmayı amaçladıkları bir zaman diliminin yaşandığını, buna bağlı olarak ta süper güçlerin istihbarat örgütlerinin, diğer ülkelerin resmi istihbarat servislerini amaçlarına uygun hizmet veren "Global İstihbarat İstasyonlarına dönüştürebilmek için çaba gösterdikleri, globalleşme sürecine bağlı olarak ulusal istihbarat örgütlerinin "Global İstihbarat İstasyonlarına dönüştürülmüş olacağı belirtilmiştir.
Türkiye'de son yıllarda yaşanan gelişmelerin, devlet mekanizmasının en yaşamsal ve kilit noktalarındaki görevleri rejim karşıtlarının işgal edebildiği ve cumhuriyet devrim ilkelerinin askıya alınabildiği, Türkiye'nin geçmişte genç nesillerin üretime katılımını sağlayamadığı gibi bugünde ulusal gençliğini yitirme noktasına geldiği belirtilmiştir.
Ayrıca çeşitli çevrelerin Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde kadrolaşma planıyla komuta kademelerini ele geçirme girişimlerinin Türkiye'nin ulusal güvenliğine yönelik tehdidin boyutlarını göstermeye yeterli olduğunu, Türkiye'nin ulusal güvenliğini doğrudan ilgilendiren konularda gerçekleri görebilmesinin yüzyıl gecikmeyle mümkün olduğu belirtilmiştir.
MİT'in son 20 yılda uluslar arası arenada elde ettiği başarıların diğer ülkelerin istihbarat örgütlerine göre oldukça mahcubiyet verici olduğu, MİT'in son 30 yıldaki faaliyetlerinin %80'ni ulusal gençlik üzerinde yoğunlaştırdığı ve ulusal gençliğin paramparça olmasının tek ve gerçek nedeni olmayı başardığı, MİT'in son 50 yıldır faaliyetlerinin %20'sini Türk aydınlan üzerinde yoğunlaştırdığı, ne kadar yazar varsa fişleyerek karalama kampanyaları uyguladığı ve Türkiye'yi aydınlatacak Cumhuriyet devrimlerine gönülden bağlı tek bir Kemalist aydın bırakmadığı, Milli İstihbarat Örgütü (MİT) nün tarihsel süreç içerisinde misyonu ve işlevini tümüyle yitirdiği belirtilmiştir.
Özet bir ifadeyle Türkiye'nin istihbarat faaliyetlerinde sağlıklı ve başarılı çalışmalara ihtiyaç olduğu, bunun gerçekleşebilmesi içinde yepyeni bir istihbarat mekanizması oluşturulması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca istihbarat merkezlerinin geçmişte ve günümüzde nasıl çalıştıklarıyla ilgili bilgiler verildiği anlaşılmıştır.
"BİNLERCE VATANDAŞIMIZIN BİLGİLERİ SAKLANMIŞ"
Soruşturma kapsamında elde edilen delillerden örgütün belirledikleri amaç ve yöntemlerle binlerce vatandaşımız, siyasetçi, bürokrat, asker ve emniyet mensubu, yargı mensupları ve iş dünyası hakkında istihbari çalışmalar yaptıkları ve bu verileri sakladıkları tespit edilmiştir.
Örgütün yaptığı istihbaratlar sonucu elde ettiği verileri, bazen şantaj, bazen yıpratma ve sindirme bazen de örgütün basın-yayın organlarında yayınlayarak karalama ve dezenformasyon amacıyla kullandığı anlaşılmıştır.
Bunların yanı sıra "Lobi" dokümanında belirtilen "Mevcut istihbarat birikimlerinden ekonomik güç elde edebilmek için yararlanılmalıdır." hususu göz önünde bulundurulduğunda, örgütün topladığı istihbari bilgileri ekonomik güç elde edebilmek amacıyla da kullanılmış olabileceği değerlendirilmektedir.
Örgüt mensuplarının kendi aralarında yaptıkları telefon görüşmelerinde istihbarat toplama faaliyetleri konusunda çok sayıda görüşmeler yaptıkları, telefon görüşmelerinde değişik kişi kurum yada belirli bölgelerde yaşayan kişilere yönelik takip tarassut çalışmaları yaptıkları, istihbari bilgiler topladıkları anlaşılmıştır.
Bunların yanı sıra değişik platformlarda yaptıkları konuşmalarda ellerinde 13.500 hainini listesi olduğunu, bu kişilerden bir gün mutlaka hesap sorulacağını öne sürerek yaptıkları hukuksuzluğu ve ilerde gerçekleştirecekleri eylemleri açıkça itiraf ettikleri anlaşılmaktadır.
Bunların yanı sıra örgüt mensuplarının ikametlerinde ve iş yerlerinde yapılan aramalarda ele geçirilen bilgi, belge, doküman ve dijital verilerde, binlerce kamu görevlisi ve sivil vatandaşımız hakkında istihbari bilgiler topladıkları, bir kısım vatandaşlarımızı ideolojik görüşlerine ve ırki kökenlerine göre sınıflandırarak fişleme yaptıkları anlaşılmıştır.
Yapılan soruşturma sonucunda, istihbarat toplama faaliyetlerini, örgütün tüm birimlerindeki şüphelilerin yaptığı, istihbarat toplama faaliyetlerine çok önem verildiği, bu noktada tüm kaynakların kullanılmaya çalışıldığı, üniversitelerde öğretim görevlisi olarak görev yapan örgüt üyelerinden örgütün en alt birimindeki üyesine kadar herkesin istihbarat toplamamaya çalıştığı, hatta örgütün bazı hücre yapılanmalarında sadece istihbarat toplama ile ilgili birimlerin oluşturulduğu, Mehmet Fikri KARADAĞ liderliğindeki hücre yapılanması içersinde "ÖZEL BÜRO" adı altında internet sitesi oluşturularak istihbari bilgi toplama faaliyetleri yürütüldüğü, bunların yanı sıra sokakta da birçok takip tarassut çalışması yaparak istihbarat toplama faaliyetlerine hız verdikleri tespit edilmiştir.
İddianamenin bu bölümünün devamında da, örgüt üyeleri ve yöneticileri arasında "fişlemelerle" ilgili telefon görüşmeleri ve iletişim tutanaklarına yer veriliyor.