İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen Ergenekon İddianamesi'ndeki "Cumhuriyet Gazetesi ve Danıştay Saldırıları Faillerinin Kişisel Yaşamlarına İlişkin Açıklamalar" bölümünde bu eylemlerin failleri ile ilgili çeşitli tespitler yapılıyor.
İddianamede, bahsi geçen olayların failleri; Osman Yıldırım, İsmail Sağır, Erhan Timuroğlu, Tekin Irşi ve Süleyman Esen hakkında arkadaşlarının bazı ifadelerine yer veriliyor. İddianamede, "Suç faillerinin sadece dini hassasiyetleri konusundaki bu tespitlerden bu eylemlerin yine de türban amacıyla yapılmadığı sonucuna ulaştırmaz ise de bir sonraki bölümde açıklanacak olan suçun hangi saikle işlendiği konusundaki açıklamalar açısından önem taşımaktadır. İfade içerikleri ve soruşturmanın genelinden Osman Yıldırım, İsmail Sağır, Erhan Timuroğlu ve Tekin Irşi'nin dini hassasiyetleri bulunmadığı açıkça anlaşılmaktadır.
" deniliyor.
Faillerden Osman Yıldırım'ın kendisinin mafya, çete işleri ile uğraştığını, devletin rejimi ile bir sorunu olmadığını beyan ettiği vurgulanıyor. Osman Yıldırım'la ilgili şu ifadelere yer veriliyor: "Osman Yıldırım'ın ifadelerindeki anlatımlar, geçmişi ve suç kayıtları kendisinin suç çevreleri ile ilişkisini, ayrıca çevresine topladığı işsiz ve suça meyilli kişilerin de suça eğilimini göstermektedir. Erhan Timuroğlu, kendisinin olay tarihinden 6 ay kadar önce Bostancı sahilinde bulunan 'Hovarda' isimli barı Ergün Çakırca isimli şahısla birlikte ortak olarak işlettiğini, Osman Yıldırım'ın da buraya gelip gittiğini beyan etmiştir."
İddianamede, organize suç örgütü lideri olduğu iddiası ile Semih Tufan Gülaltay ve grubuna yönelik soruşturma kapsamında yapılan iletişimin dinlenilmesi çalışmalarına da yer veriliyor. Bu teknik takip sırasında 21 Temmuz 2006 tarihinde Emre Gülaltay ile 'Şemsettin' isimli şahıs arasındaki görüşme ile ilgili şunlar anlatılıyor:
"Şemsettin'in "Bizim deliyi gördün mü ne yaptı ya", "Bizim Osman deliyi gördün mü ne yaptı"; Emre'nin "Gördüm şerefsiz herif ne işin var senin"; Şemsettin'in "Yazık ya kendini gerçekten batırdı ya"; Emre'nin "İt herif yüzünden bizim ismimiz de geçti"; Şemsettin'in "He biliyorum, ya zaten ben kaç sefer başından hep takip ediyordum ya; ama yemin ederim var ya çok dua edin dedim inşallah size doğru gelmez bir şey abi ya"; Emre'nin "Ya bu pez....n Müslümanlığı da yoktur ne işi vardı bunun bu işlerle ben anlamadım ki"; Şemsettin'in "Ya hakikaten ben kendim de şaşırdım ya"; Emre'nin "Sen bunun hiç Müslümanlığını falan biliyor musun... Hiç Allah dediğini duydun mu; Şemsettin'in "Yok valla duymadım"... şeklindeki sözleri Osman Yıldırım'ın yaşantısı hakkında oldukça açık değerlendirmeler içerdiği anlaşılmaktadır."
İddianamede faillerden İsmail Sağır hakkında da, "İsmail Sağır'ın Danıştay saldırısı günü yaptığı telefon görüşmesi ve kendisine sorulan bu görüşmeye verdiği cevap kendisinin durumunun açıklanması için yeterli görülmüştür." denilerek, Sağır'ın bir hayat kadını ile yaptığı telefon görüşmesindeki kadının, "Sen bu parayı nerede buluyorsun" diye sorması üzerine İsmail'in "Haberleri sen hiç seyretmiyor musun?" dediği; X bayanın ısrarlı sorması üzerine İsmail'in "Bende CD'sı var sana gösteririm o zaman." dediği ifade ediliyor.
İddianamede, faillerden Erhan Timuroğlu'nun da Orhan Yıldırım'la iş ilişkisi olduğu, Tekin Irşi'nin de barmen olduğu anlatılıyor.
İddianamede, Süleyman Esen'in de, kendisinin abdestinde namazında bir insan olduğu, kendi dinini yaşamaya gayret ettiğini beyan ettiği kaydediliyor.
İddianamede, "Suç faillerinin sadece dini hassasiyetleri konusundaki bu tespitlerden bu eylemlerin yine de türban amacıyla yapılmadığı sonucuna ulaştırmaz ise de bir sonraki bölümde açıklanacak olan suçun hangi saikle işlendiği konusundaki açıklamalar açısından önem taşımaktadır. İfade içerikleri ve soruşturmanın genelinden Osman Yıldırım, İsmail Sağır, Erhan Timuroğlu ve Tekin Irşi'nin dini hassasiyetleri bulunmadığı açıkça anlaşılmaktadır. Eylemi türban nedeni ile işlediğini söyleyen Alparslan Arslan'ın babası İdris Arslan ilk ifadelerinde kendisinin kızlarının da türban takmadığını, Alparslan Arslan'ın bu konuda kendilerine bir şey demediğini, Alparslan Arslan'ın bu eylemi türban nedeni ile yaptığına inanmadığını söylemiştir. Süleyman Eden ise kendince dinini yaşamaya çalıştığını beyan etmiştir." denildi.