Ana Sayfaya DönAna Sayfaya Dön

Erdoğan: Gücünüz Yumruk Ağırlığıyla Ölçülmez

Başbakan Erdoğan, artık bir kriz bölgesine askerlerin değil, barış mesajlarının, ne kadar hızlı ulaştığının anlam ifade etiğini söyledi.

Erdoğan: Gücünüz Yumruk Ağırlığıyla Ölçülmez

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 21. yüzyılda güçlü, büyük, iddia ve etki sahibi devlet olmanın kriterlerinin değiştiğini belirterek, "Gücünüz barışa olan katkılarınızla ölçülüyor, gücünüz eğitime kültüre, dayanışmaya, paylaşmaya olan katkılarınızla ölçülüyor, dünya üzerindeki eşitsizliklere, adaletsizliklere müdahale kapasiteniz, yanlışı düzeltme iradeniz, yumruğun ağırlığı değil sözün, fikrin, tezin ağırlığı dünyada her şeyden daha fazla etkili oluyor" dedi.

Erdoğan, ATO Kongre ve Sergi Sarayı'nda Türk Kızılayı Olağan Genel Kurulundaki konuşmasına, 145 yıl boyunca Türk Kızılay'ı için görev yapanlara, Türk Kızılay'ı mensuplarına ve hayırseverlere şükranlarını sundu.

Görev şehitleri ve hayatını kaybeden Kızılay mensuplarını minnetle yad eden Erdoğan, Türk Kızılay'ının tüm faaliyetleriyle takdiri, tebriği, teşekkürü hak ettiğini vurguladı.

"Kızılay, 145 yıl boyunca sadece ve sadece görevine odaklanan, sadece işini yapan bunu da sessiz sedasız gerçekleştiren bir kurum oldu" ifadelerini kullanan Başbakan Erdoğan, Türk Kızılay'ının 'sağ elin verdiğini sol el hissetmeyecek, görmeyecek' düsturunu 145 yıl boyunca başarıyla sürdürdüğünü belirtti. Erdoğan, şunları söyledi:

"Dünyadaki bazı örneklerinin tersine Kızılay, hiçbir zaman gizli gündemle ortada bulunmadı. Derinden ilerledi, sessiz çalıştı, propagandaya hiç tenezzül etmedi. Gerek yurt içinde gerek yurt dışında Türkiye insanının yardımseverliğini, alicenaplığını, cömertliğini, misafirperverliğini layıkıyla göstermenin dışında hiçbir niyet taşımadı. Kızılay, ihtiyaç hasıl olmadığı dönemlerde çok fazla hatırlanan kurum olmadı. Ama ihtiyaç hasıl olduğunda ufukta o kırmızı hilal umutla gözlendi. O kırmızı hilal göründüğünde kalplerde umut yeşerdi, gönüller ısındı ve yürekler güven duygusuyla doldu.

Yurt içinde hangi afet bölgesine gittiysek Kızılay'ın o kırmızı hilalinin orada dalgalandığını gördük. Yurt dışında hangi afet bölgesine ulaştıysak Kızılay'ın o hilal-i ahmerinin orada dalgalandığına şahit olduk. Kimsenin gidemediği yerlere, kimsenin ulaşamadığı coğrafyalara, kimsenin umursamadığı bölgelere Kızılay hızla ulaştı, herkesten, her kuruluştan önce cesaretle ulaştı ve muhtaçlara elini uzattı."

Türk Kızılayının, Çin Halk Cumhuriyeti'nden Haiti'ye, Moğolistan'dan Şili'ye, Japonya'dan Kongo'ya, Afganistan'dan Somali'ye, Myanmar'dan Filistin'e kadar ihtiyaç sahiplerine el uzattığını, darda kalanların yardımına koştuğunu belirten Erdoğan, milleti gururlandıran Türk Kızılayına teşekkür etti.

-Son 3 yılda 324 afet müdahalesine ihtiyaç duyulan olay-

Türkiye'de son 3 yılda 324 afet müdahalesine ihtiyaç duyulduğunu hatırlatan Erdoğan, bunların 17'sinin deprem, 137'sinin yangın, 31'in heyelan, 75'inin sel, 24'ünün aşırı kar yağışı ve 9'unun patlama olduğunu söyledi.

Türk Kızılayının 780 bin kilometrekare üzerinde ihtiyaç duyulan her yere hızla ulaştığını ve gerekli yardımı yaptığını anlatan Erdoğan, Türk Kızılayının hem devletin hem milletin yardım elini en hızlı ve en ideal şekilde ulaştırdığını kaydetti.

Yurt içi ve yurt dışındaki yeni yatırım ve projelerle Türk Kızılayını büyütmeye, daha hızlı daha teşkilatlı şekilde müdahale eder hale getirmeye devam edeceklerini dile getiren Erdoğan, Türk Kızılayı Genel Başkanı Ahmet Lütfi Akar ile Kızılayın bütün elektrik, elektronik sistemleriyle dünyanın her yerine çok daha süratle intikali sağlayacak şekilde donanımlı, güçlü bir genel merkeze de sahip olmasının gerekliliğini konuştuğuna dikkati çekti.

"İnşallah süratle onun da inşasını sağlamak suretiyle Kızılay, genel merkezi ile çok daha farklı bir vizyona ayrıca sahip olacaktır" diyen Başbakan Erdoğan, hükümet olarak şu ana kadar olduğu gibi bundan sonra da üzerlerine düşeni yapmayı sürdüreceklerini bildirdi.

-"Artık başka kriterler gerekiyor"-

Erdoğan, 21. yüzyılda iddia, güç, etki sahibi büyük bir devlet olmak için gerekli kriterlerin çok değiştiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Geçmişte güçlü ordusu olan güçlü devlet sayılıyordu. Büyük ekonomisi olan büyük devlet kabul ediliyordu. Nüfusu çok olan dünya üzerinde nüfuz sahibi olabiliyordu. Şu anda ise artık bunlara sahip olmak tek başına büyük ve güçlü devlet olmak için yetmiyor. Bugün artık başka kriterler gerekiyor. Örneğin gücünüz, barışa olan katkılarınızla ölçülüyor. Gücünüz eğitime, kültüre, dayanışmaya, paylaşmaya olan katkılarınızla ölçülüyor. Dünya üzerindeki haksızlıklara, eşitsizliklere, adaletsizliklere müdahale kapasiteniz, yanlışı düzeltme iradeniz güç kriteri olarak kabul ediliyor.

Yumruğun ağırlığı değil, sözün, fikrin, tezin ağırlı dünyada her şeyden daha fazla etkili oluyor. Bugünün dünyasında ülkeler ekonomileriyle ordularıyla olduğu kadar üniversiteleriyle ulusal ve uluslararası eğitim faaliyetleriyle dernek ve vakıflarıyla yardım kuruluşlarıyla fikir ve tezlerini anlatan kitle iletişim araçlarıyla öne çıkıyor. Geçmişte bir kriz bölgesine sizin askerleriniz, ordunuz ne kadar hızlı ulaşıyorsa o kadar etkiliydiniz. Şimdi ise askerden önce, ordudan önce sizin barış mesajlarınızın, uzlaşma ve uzlaştırma çabalarınızın, dayanışma ve yardımlaşma faaliyetlerinizin ne kadar hızlı, ne kadar önce ulaştığı anlam ifade ediyor. Türkiye son on yıllık süreç içerisinde işte bu noktada gerçekten çok önemli mesafe kat etmiştir."

-"Millet var olduğu için devlet vardır"-

Yurt içinde afetlere müdahale ve ihtiyaç sahiplerine çok hızlı ulaşma konularında önemli reformlar gerçekleştirdiklerini anlatan Erdoğan, "Bir vatandaşın devlete en fazla ihtiyaç duyduğu an çaresiz kaldığı andır. Yanı başındaki komşusundan yardım alamayan, kardeşi yardıma koşamayan, eşinden, çocuklarından ailesinden, yardım alabilecek durumda olmayan vatandaş son derece haklı olarak devletin kendisine el uzatmasını bekler" diye konuştu.

"Esasen devlet en zor zamanda vatandaşına ulaşabildiği, ona el uzatabildiği kadar devlettir" ifadelerini kullanan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Devlet elbette vergisini toplayacak, elbette askerini alacaktır. Ama bunun karşısında devlet, milletin bağımsızlığını, hürriyetini, namusunu, şerefini korumakla, güveniliğini tesis etmekle mükelleftir. Bunun da ötesinde devlet, vatandaşını hiçbir ayrım yapmaksızın şefkatle kucaklamakla onun ihtiyaçlarını gidermekle mesuldür. Dolayısıyla kurumlarını, çok yaygın bir şekilde inşa etmek suretiyle bunu yerine getirmek güçlü bir devletin işidir. Devlet var olduğu için millet var değildir, tam tersine millet var olduğu için devlet vardır."



SOMA'DA YAŞANAN FACİAYLA İLGİLİ BÜTÜN DETAYLAR İÇİN TIKLAYIN







Reklam