Erdoğan'dan Gülen'e Dön Çağrısı

TT Arena'daki Türkçe Olimpiyatları'na katılan Başbakan Erdoğan, Fethulah Gülen'e 'dön' çağrısı yaptı.

Erdoğan'dan Gülen'e Dön Çağrısı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Gurbet hasrettir. Hasretin bedeli çok ağırdır, faturası çok ağırdır. Biz, gurbette olup şu vatan topraklarının hasreti içerisinde olanları aramızda görmek istiyoruz'' diyerek Fethullah Gülen'e 'dön' çağrısında bulundu.

Erdoğan, Türk Telekom Arena'da gerçekleştirilen 10. Türkçe Olimpiyatları'nın kapanış törenine eşi Emine Erdoğan ile birlikte katıldı. Törende 10. Yıl Özel Ödülü'nü aldıktan sonra bir konuşma yapan Erdoğan, organizasyonu tebrik ederken yıllardır Amerika'da bulunan Fethullah Gülen için de "Bu hasret bitsin" ifadesini kullandı.

GÜLEN'E DÖN ÇAĞRISI

Başbakan Erdoğan'ın, ''Kardeşlerim, gurbet hasrettir. Hasret bedeli çok ağırdır, faturası çok ağırdır. Biz, gurbette olup, şu vatan topraklarının hasreti içerisinde olanları aramızda görmek istiyoruz'' şeklindeki sözleri katılımcılardan büyük alkış aldı.

Erdoğan, şöyle konuştu:

''Gurbet aynı zamanda garipliktir. Zaten oradan anlamını yükleniyor. Onun için de biz garipliğe tahammül edemeyiz. Diyoruz ki, bu Sıla hasreti artık bitmelidir, bitsin istiyoruz. Doğrusu ben şu andaki tavrınızla hep birlikte bu hasretin bitmesini istediğinizi anlıyorum. Öyleyse bitsin bu hasret diyelim. Bu anlamlı gecede kadim bir medeniyetin evlatları olarak, zengin bir kültürün diliyle, Türkçe'yle bize ve dünyaya seslendiğiniz için sizlere bir kez daha teşekkür ediyorum. Gurbeti bir kenara, hasreti bir kenara bırakalım diyorum''

"TÜRKÇE SEVDANIN, AŞKIN DİLİDİR"

Başbakan, ''Türkçe her zaman barışın dili oldu. Türkçe her zaman, aşkın, sevdanın dili oldu. Türkçe, dayanışmanın, kardeşliğin, paylaşmanın dili oldu. Bu dil, hiçbir zaman sömürünün, hiçbir zaman istismarın, hiçbir zaman kültür baskısının dili olmadı. Türkçe her zaman hoşgörünün, her zaman diyaloğun, her zaman uzlaşmanın, kaynaşmanın, yani kalbin, yani ruhun dili, gönül dili oldu'' dedi.

Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Bize bir kez daha bizi hatırlattınız. Bize bir kez daha, sözümüzü, özümüzü hatırlattınız. Bize bu bayramı yaşattığınız için, bize Türkçe Bayramı'nı yaşattığınız için, buradan, Türkiye'den tüm dünyaya Türkçe barış mesajlarını ilettiğiniz için sizlere şükranlarımı sunuyorum. Güzel Türkçemize kendi seslerini, nefeslerini, renklerini ve ahenklerini katan tüm öğrencilere, bizlere bu heyecanı, coşkuyu yaşattıkları için sonsuz teşekkür ediyorum''

Bu bayramın yaşanmasına vesile olan, 140 ülkede faaliyet gösteren Türk okullarını, okulların tüm yöneticilerini de tebrik ettiğini vurgulayan Erdoğan, elbette en büyük takdiri, en büyük tebriği, en büyük teşekkürü, Türk okullarında görev yapan öğretmenlerin hak ettiğini belirtti.

Gurbeti sılaya çeviren, ulaştıkları her noktaya memleket havası götüren öğretmenleri bugün bir kez daha kutladığını kaydeden Başbakan Erdoğan, annelerini, babalarını, sevdiklerini, rahat yataklarını, inandıkları dava uğruna terk eden, her türlü ezaya, cefaya, fedakarlıkla katlanan öğretmenleri buradan bir kez daha kutladığını dile getirdi.

Başbakan Erdoğan, ''Türkçe ile birlikte, Türkiye'nin ay-yıldızlı bayrağını, o bayrağın dostluk, kardeşlik, dayanışma mesajlarını adeta gönül burçlarına diken, gönüller fetheden, gönüllere taht kuran sevgili öğretmenlerimizi bugün bir kez daha alınlarından öpüyor, her birine şahsım, ülkem ve milletim adına en kalbi şükranlarımı sunuyorum'' şeklinde konuştu.

Erdoğan, bu güzel ve muhteşem organizasyonla bu bayramı yaşatan Uluslararası Türkçe Öğretimi Derneği, yani TÜRKÇEDER'e, yöneticilerine ve mensuplarına da teşekkür ederek, başarılarının devamını diledi.

14. yüzyılda, batıda Fas'ın Rabat şehrinden, doğuda Çin'in Pekin şehrine kadar, Türkçe bilen bir insanın hiç yabancılık çekmeden seyahat edebildiğini anlatan Erdoğan, 18. yüzyıla kadar, aynı şekilde, batıda Viyana'dan, doğuda Urumçi'ye, güneyde Sana'dan, kuzeyde Sibirya'ya kadar, Türkçe'nin uluslararası bir dil, ortak bir iletişim dili olarak kullanıldığını aktardı.

Başbakan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

''Türkçe her zaman barışın dili oldu. Türkçe her zaman, aşkın, sevdanın dili oldu. Türkçe, dayanışmanın, kardeşliğin, paylaşmanın dili oldu. Bu dil, hiçbir zaman sömürünün, hiçbir zaman istismarın, hiçbir zaman kültür baskısının dili olmadı. Türkçe her zaman hoşgörünün, her zaman diyaloğun, her zaman uzlaşmanın, kaynaşmanın, yani kalbin, yani ruhun dili, gönül dili oldu. Türkçe, kendi öz kültürünün aynası olduğu kadar, çok geniş bir coğrafyadan kazandığı kelimelerle, ortak bir medeniyetin de sesi oldu, nefesi oldu. Türkçe kendi öz kelimeleriyle birlikte, Arapça'dan, Farsça'dan, Latince'den, Batı dillerinden, Çince'den, Rusça'dan, Boşnakça'dan, Arnavutça'dan, Slav dillerinden aldığı kelimelerle, herkesin kendi çiçeğini derleyeceği bir gül bahçesi, bir sevgi medeniyetinin lisanı oldu. Türkçe'nin büyük ustası Yusuf Has Hacib, 'Gönülde arzu, dilek her ne ise, insan ağzını açınca hep onu söyler' diyor. Türkçe'nin en büyük şairi Yunus Emre, 'Dil, hikmetin yoludur' diyor. Hazreti Mevlana, 'Testinin içinde ne varsa dışına da o sızar' diyor. Türkçe'nin büyük şairlerinden Yahya Kemal, 'Her halk, kendi ikliminin lisanını söyler' diyor. Evet, dil, ruhun, kalbin, gönlün aynasıdır. Lisan, her ne olursa olsun, hangi bedende olursa olsun, ruhta, kalpte, gönülde ne varsa, işte sadece onu söyler.''

5 kıtadan gelen misafirlere seslenen Başbakan Erdoğan, ''Bu toprakların lisanı olan, bu kültürün, bu medeniyetin, bu iklimin lisanı olan Türkçe'den, biliniz ki, hayırdan, iyilikten, kardeşlik ve dayanışmadan başka hiçbir şey sadır olmaz. Bu lisandan, Türkçe'den, bilimden, hikmetten, sevgiden gayri hiçbir şey sadır olmaz. Bizler, Türkiye Türkçe'sini konuşanlar olarak, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak, tıpkı dilimiz gibi, kalbimizle de 'peace' diyoruz, 'paz' diyoruz, 'friede' diyoruz, 'asudelik' diyoruz, 'aşıti', 'eman', 'şalom', 'mir', 'tinçlik' diyoruz, 'selam' diyoruz, yani bütün dillerde barış diyoruz. Biz bütün dünyaya, sadece ve sadece barışın diliyle konuşuyoruz'' dedi.

Dış politikada da barışın dilini kullandıklarını ifade eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Büyükelçilerimizle, konsoloslarımızla barış diyoruz. Dünyada, ihtiyaç sahiplerini buluyor, onlara ulaşıyor, onlara el uzatıyor, Kızılay'la, TİKA'yla, Yunus Emre Enstitüleri'yle, TRT'yle barış diyoruz. Biz, 10. Türkçe Olimpiyatları'nda, sevgili Aygül İlyasova'nın en güzel şekilde seslendirdiği, Nazım Hikmet'in dizelerindeki gibi, 'Akın var, güneşe akın' diyen; sevgili Menatullah Ahmet Mehdi'nin seslendirdiği, Sezai Karakoç'un dizelerindeki gibi, kalbinde merhamet adlı bir çınar taşıyan öğretmenlerimizle, okullarımızla barış diyoruz.''