Haber Tarihi: 04 Ağustos 2009 Salı Saat 12:15
Cihan Haber Ajansı  [1730434]

Erbaş: Kürt Sorununda Bazı Çevreler Çözümsüzlükten Medet Umuyor


Eski Refah Partisi (Rp) Van Milletvekili Fethullah Erbaş, "Bazı Çevreler Var Ki Çözümsüzlükten Medet Umuyor." Diyen Erbaş, Türkiye'nin Bu Sorunu Çözmediği Müddetçe Başının Ağrıyacağını Belirtti.

Eski Refah Partisi (RP) Van Milletvekili Fethullah Erbaş, hükümetin Kürt sorununa çözüm amacıyla başlattığı 'demokratik açılım'ın büyük bir adım olduğunu söyledi. "Bazı çevreler var ki çözümsüzlükten medet umuyor." diyen Erbaş, Türkiye'nin bu sorunu çözmediği müddetçe başının ağrıyacağını belirtti. Çözümsüzlüğün çözüm olmadığını vurgulayan Erbaş, "Bunu çözmek için kim taşın altına elini bırakıyorsa; MHP bırakıyorsa ben MHP'nin kölesi olayım." dedi.

Terör örgütü PKK tarafından 1995 yılında kaçırılan 8 askeri teslim alan eski RP Van Milletvekili Fethullah Erbaş, bu girişiminden dolayı büyük sıkıntılar yaşadı. Örgütün kamplarına gidip askerleri teslim alması, onu 28 Şubat sürecinde Çevik Bir'in ilk andıçladığı isim haline getirdi.

CİHAN muhabirine konuşan Erbaş, hükümetin Kürt sorununun çözümüne yönelik yaptığı çalışmaları değerlendirdi. Hükümetin 2005'ten beri bu sorunu çok güçlü bir şekilde çözmeye çalıştığına dikkat çeken Erbaş, çözüme 2005 yılındaki Diyarbakır konuşmasıyla başlanıldığını belirtti.

"Birşey yapıldı da desek olmaz, yapılmadı da desek olmaz. Birşeyler yapıldı ama yapılanları yeterli bulan yok." diyen Erbaş, "İşin muhatapları bunu yeterli bulmuyor. İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın açıklamalarına göre, çözümün devlet politikası olarak yürütüleceği anlaşılıyor. Sorunu devletin artık bir güvenlik meselesi kabul etmekten ziyade, bu işi çözme noktasında ilk defa böyle birşey oldu. Bu da aslında çok büyük bir açılım." dedi.

MHP'nin de tavrını eleştiren Erbaş, "Hükümetin bu girişimini eğer çok küçümsüyorlarsa kendileri de iktidara geldiler, çözüme daha yakın oldukları halde bu işin çözümünü niye yapmadılar?" diye sordu. Teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın o dönem getirilip teslim edildiğini hatırlatan Erbaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bazı çevreler var ki çözümsüzlükten medet umuyor. Türkiye bu sorunu çözmediği müddetçe; tabiri caizse bir insanın başparmağında bir tırnak batsa, o insanın verimliliği yüzde 20 azalır. Başı ağrısa o adamın verimliliği yüzde 50 kaybolur. Üstelik bu sorun artık bir yara haline dönüşmüş. Yarın bu kanser eder, bir yerlerinin kesilip atılmasını gerektirir. Bu, Türkiye'nin lehine birşey değil. Bunu çözmek için kim taşın altına elini bırakıyorsa, MHP bırakıyorsa ben MHP'nin kölesi olayım. Çözümsüzlük çözüm değildir. Bırakın böyle kalsın, hergün insanlar ölsün. Kimin çocuğu ölüyor belli değil. Ahmet'in, Mehmet'in, Kürdün, Türkün, Arabın, Acemin çocuğu ölüyor. Ne olacak, bu çocukların da hayat hakkı vardı; niye öldüler ? İşte mayına bastı öldü, birisi kurşun attı öldü, asker attı terörist öldü, terörist attı asker öldü. Şimdi 40 bin kişi ölmüş, bu insanların hepsi toprağın altında. Bunu umursamamak, normal şartlarda insan olan her mahlukat insanlıktan çıkıp canavar olmasını icabet ettirir. Bu durumu umursamıyorsa. Ben 8 askeri getirdiğimde o dönem bana dediler ki 'Ya bu kadar ölmüş, 8 kişi daha ölseydi.' Bu insanların mantığı böyle çalışıyor."

"MAHKUMUN MUHATAP ALINMASI DİYE BİRŞEY OLAMAZ"

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün değerli bir arkadaşı olduğunu dile getiren Erbaş, eskiden çok sık görüştüklerini belirterek, bu konularda devamlı istişare eden biri olduğunu söyledi. O dönem Cumhurbaşkanı Gül'ün Türki Cumhuriyetlerden sorumlu devlet bakanı olduğunu ama gölge Dışişleri Bakanı gibi çalıştığını anlatan Erbaş, "Şimdi Cumhurbaşkanlığı yapıyor, bu işi çözmek için iradesi var. Biliyor, sorunu çözmek için de danışıyor. Biz demiyoruz Türkiye parçalansın. Önemli olan sorunun çözümüdür. Çözüm için hiçbir şey yapmamaktansa böyle bir yola girmek, devletin zirvesini de asker kanadını da sivil kanadını da bu yolun içine sokmak çok önemliydi. Bu büyük bir aşamaydı. Şimdi bu gerçekleşti. Bizim dönemde de İslami şekilde çözmeye gayret etmiştik. İslami esaslara göre nasıl çözülür, onlar üzerine çalışmıştık. Şimdi de demokratik esaslara göre nasıl çözülüre bakılıyor. İnsanımızın bin tane birliği var. Dinimiz, peygamberimiz, memleketimiz bir. Herşeyimiz bir, ayrı olan ne; senin ismin Türk benim ismim Kürt." şeklinde konuştu.

DTP'nin çözüm için teröristbaşını adres olarak göstermesini değerlendiren Erbaş, İmralı'nın muhatap alınmasının büyük bir devlet için ayıp olacağını vurguladı. "Çünkü senin mahkumun zaten. Senin, cezaevine koyduğun bir adamı muhatap alma diye birşey olamaz." diyen Erbaş, şöyle devam etti:

"Yakaladıkları zaman da Amerika ve Batı'nın dayatmasıyla idamı kaldırdık, şunu bunu kaldırdık. Kucağımızdaki bomba gibi, ben besleyecem, her türlü şeyden koruyacam. Ölürse bütün Türkiye ayaklanacak. Bir bombayı koy kucağıma, sonra çek git, onun arkasında dur. Bizi zor duruma sokmaya çalışıyorlar. Eğer çözüme katkısı varsa, zaten kendisi yakalandığı gün 'sorunu çözmek için ben yardım edecem, elimden geleni yapacam' dedi. Madem o kadar gücü varsa gerekli talimatları versin. Kendisine zaten koskoca bir ada verilmiş. Kime böyle bir ada verilmiş ?" (CİHAN)

10/10 (11 kişi)
  • Reklam
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12