Dul ve Yetim Aylığı Bekleyenler Yandı

Sosyal Güvenlik Reformu'nun Şubat Ayına Kadar Meclis'te Görüşülmesinin Ertelenmesi Halinde, Bağ-kur ve Emekli Sandığı'ndan Dul ve Yetim Aylığı Almanın Hayalini Kuran Yüz Binlerce Hak Sahibi Mağdur Olacak.

Sosyal Güvenlik Reformu'nun şubat ayına kadar Meclis'te görüşülmesinin ertelenmesi halinde, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı'ndan dul ve yetim aylığı almanın hayalini kuran yüzbinlerce kişinin, hak kaybıyla karşı karşıya kalabileceği bildirildi. "SEÇİMLER VE BÜTÇE GÖRÜŞMELERİ İKİNCİ ERTELEMEYE NEDEN OLACAK" İSMMMO'dan yapılan yazılı açıklamaya göre, yürürlük tarihi bu yıl temmuz ayı olarak belirlenen Sosyal Güvenlik Reformu'nun, şubat ayı sonuna kadar Meclis'te görüşülmemesi, ikinci bir ertelemeyi zorunlu hale getirecek. Nisan ayında Cumhurbaşkanlığı seçimi, ekimde milletvekili seçimleri, seçimlerden hemen sonra da 2008 bütçe görüşmelerine hazırlanan Meclis'in reformu geciktirmesi büyük hak kayıplarına yol açacak. İSMMMO'nun belirlemelerine göre, erteleme Bağ-Kur ve Emekli Sandığı'ndan dul ve yetim aylığı almanın hayalini kuran yüz binlerce hak sahibini mağdur edecek.
İSMMMO Başkanı Yahya Arıkan, konuyla ilgili olarak, Sosyal Güvenlik Reformu görüşmelerinde yeni bir erteleme olmaması için tasarının en geç bu ay sonuna kadar Meclis'e sevk edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Aksi halde sistemdeki karmaşık ve adaletsiz yapının süreceğini ve uygulamada büyük belirsizlikler olacağını savunan Arıkan, "Sosyal taraflardan gelen öneriler dikkate alınarak acilen reformla ilgili değişiklikler yapılmalı" dedi. Arıkan, reformda geçiş süreci olmadığından örneğin isteğe bağlı sigortalı olan Ayşe Hanım'ın 6 yıl daha geç emekli olacağının altını çizdi ve eksikliklerin giderilmesini istedi. Emekli Sandığı'ndan memurların dul ve yetimlerine aylık bağlanması için 10 yıl ve daha fazla süre prim ödeme koşulu şartı arandığının ve Bağ-Kur'luların hak sahiplerine en az 5 tam yıl sigorta primi ödenmiş olması halinde dul/yetim aylığı bağlandığının hatırlatıldığın İSMMMO açıklamasında dikkat çekilen hak kayıpları ve öneriler ise şöyle: "REFORMUN ERTELENMESİ DUL VE YETİM AYLIĞINI TEHLİKEYE SOKTU" -Yüz binlerce dul ve yetim Bağ-Kur ve Emekli Sandığı'ndan reform sonrasında 5 yıl sigortalılık süresi ve 900 prim gün sayısıyla ölüm aylığı almayı bekliyordu. Ertelenme nedeniyle, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı'ndan dul ve yetim aylığı alabilmenin hayalini kuran yüzbinlerce hak sahibi mağdur ediliyor. SSK'lılarda olduğu gibi Bağ-Kur ve Emekli Sandığı'nda da acilen 5 yıl sigortalılık süresi ve 900 prim gün sayısıyla ölüm aylığı bağlanması yönünde bir düzenleme yapılması gerekiyor. -Emekli Sandığı'na 9 yıl 10 ay prim ödeyen Memur Ahmet Beyin ölümü halinde dul eşine ve yetim çocuklarına ölüm aylığı bağlanmayacak. Oysa, Ahmet Bey SSK sigortalısı olsaydı, 5 yıl sigortalılık süresi ve 900 prim gün sayısıyla dul eşine ve yetim çocuklarına ölüm aylığı bağlanabilecekti. -Bağ-Kur'da 5 yıl sigortalılık süresi olan ve toplam 1700 gün prim ödeyen Bakkal Mehmet Beyin ölümü halinde, dul eşine ve yetim çocuklarına ölüm aylığı bağlanmayacak. Oysa, Bakkal Mehmet Bey SSK sigortalısı olsaydı, yine 5 yıl sigortalılık süresi ve 900 prim gün sayısıyla dul eşine ve yetim çocuklarına ölüm aylığı bağlanabilecekti. "İSTEĞE BAĞLI SİGORTALILAR EMEKLİ OLAMAYACAK" -SSK'na 3700 gün prim ödedikten sonra işten ayrılan konfeksiyon işçisi Ayşe hanım, işten ayrıldıktan sonra SSK'ya 1300 gün isteğe bağlı sigorta primi ödeyerek emeklilik hakkını kazanmak istiyor. Emekliliği için 1300 gün daha prim ödemesi gereken Ayşe hanım reform yürürlüğe girdikten sonraki dönemde ödediği isteğe bağlı sigorta primleri Bağ-Kur sigortalılığına sayıldığından 1300 gün prim ödemesi sona erdiğinde SSK'dan emekli olamayacak. Çünkü, son 3.5 yılda isteğe bağlı sigorta primi daha fazla olduğundan ve bu da Bağ-Kur primi olarak kabul edildiğinden 20 tam yıl (7200 gün) prim ödeyerek emekli olabilecek. Yani, isteğe bağlı sigortalılara geçiş dönemi öngörülmediğinden, Ayşe hanım reform öncesine göre 6 yıl daha geç bir sürede emekli olabilecek. "EMEKLİ BAĞ-KUR'LULARIN DESTEK PRİMİ YENİDEN DÜZENLENMELİ" -1 Ocak 2007'den itibaren bir sosyal güvenlik kurumundan emekli maaşı alan ve Bağ-Kur'lu olmasını gerektirecek bir faaliyette bulunan kişilerin (vergi mükellefiyeti, ticari faaliyet, şirket ortaklığı gibi), asgari ücretle bunun 6.5 katı arasında olmak koşuluyla her ay dilediği rakamdan yüzde 33.5'u ve yüzde 39'u arasında oranında Sosyal Güvenlik Destek Primi ödemekle yükümlülüğü getirilmekteydi. Ancak, Anayasa Mahkemesi kararıyla bu uygulamanın yürürlüğü durduruldu. Sosyal Güvenlik Reformu'nda, en fazla eleştirilen konulardan birisi olan emekli Bağ-Kur'luların Sosyal Güvenlik Destek Primi yeniden düzenlenmelidir. Emekli Bağ-Kur'ludan Sosyal Güvenlik Destek Priminin ya hiç alınmaması, ya da halen yürürlükte olan düzenlemeye paralel olarak emekli Bağ-Kur'lunun emeklilik aylığının yüzde 10'u oranında Sosyal Güvenlik Destek Primi alınması gerekiyor. "HER ŞİRKET ORTAKLIĞI İÇİN AYRI BAĞ-KUR PRİMİ ALINMAMALI" -Sosyal Güvenlik Reformu'nda, Bağ-Kur'lu olmayı gerektiren şekilde birden fazla şirkete ortak olunması halinde, her şirketten ayrı ayrı prim alınması öngörülüyor. 5510 Sayılı Kanun yürürlüğe girerse haksız ve adaletsiz bir uygulama başlayacak. Doktor, mali müşavir, mühendis, mimar gibi bir çok kişinin gerçekten hiçbir ortaklığı olmamasına rağmen sırf Ticaret Kanunu hükümlerine uygunluk sağlanması için hatır ortağı olduğu görülüyor. Dolayısıyla bu konuda mutlaka bir düzenleme yapılmalı gerekiyor. Halen olduğu gibi şirket ortaklarının kaç şirkette ortak olduğuna bakılmaksızın, sadece bir kez Bağ-Kur primi alınması gerekiyor. "ÖZEL SAĞLIK SİGORTALARINDAN PRİM ALINMAMALI" -Sosyal Güvenlik Reformu ile özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari ücretin yüzde 30'unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payları tutarlarından prim alınmayacağı öngörülüyor. Özel sağlık sigortası katkı payından prim alınmaması halinde, hem Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sağlık alanındaki harcamaları azalacak, hem de sağlık kuruluşlarındaki yığılmalar azalacaktır. Çalışanlarına özel sağlık sigortası yaptıran işverenler cezalandırılmamalı. "TEK ÇATI İÇİN ÇALIŞMALAR HIZLANDIRILMALI" -Anayasa Mahkemesinin iptal kararından dolayı 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun ertelenmesi bir fırsat olarak değerlendirilmeli ve sosyal güvenlik kurumlarının tek çatıda birleştirilmesine yönelik çalışmalar hızlandırılmalı. Özellikle, SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı personelinin tek çatıya uyumunun sağlanması ve hizmetlerin aksatılmadan yürütülebilmesi için personel eğitimlerine ağırlık verilmeli. Kurumla ilgili belirsizlik ve kapalılıktan dolayı çalışanlar olumsuz etkilenirken hizmet kalitesi de düşüyor. -Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı ve kamuoyundan gelen tepkiler de dikkate alınarak uygulamacı, akademisyen, sosyal taraflar ve konunun uzmanlarından oluşan daha geniş bir kadroyla yasanın eksiklik ve aksaklıklarının düzeltilmesidir. SSK'lılarla Bağ-Kur'luların sosyal güvenliklerinin 5510 sayılı yasada düzenlenmesi, memurlarla diğer kamu görevlilerinin ise hem Anayasa Mahkemesi kararı ve hem de 5510 sayılı yasa hükümleri dikkate alınarak yeni bir yasada düzenlenmesi gerekiyor. (ANKA)




Reklam