Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 2008 yılının AB yılı olacağına inandığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Mısır'dan dönerken uçakta gazetecilerle sohbet etti ve sorularını cevaplandırdı. Gül, 2 günlük bir programı tamamladıklarını belirterek, "Dolu dolu bir ziyaret oldu. Cumhurbaşkanı, bakanlar, bürokratlar, işadamları, hepsinin kalbindeki Türkiye sevgisini gördüm. Hem ekonomik hem siyasi konularda büyük bir arzu gördüm. Yaptığımız görüşmelerde siyasi olarak bölge meselelerini ele aldık. Irak'tan Filistin'e bütün meseleleri konuştuk. Görüşmelerimiz çok verimli oldu. Siyasi
kararlılık ve arzu olduktan sonra herşey olur. Mısır'la ihracatımız son yıllarda çok arttı. 1 milyar dolara yaklaştı. Mısır Afrika'nın kapısı. Türk işadamlarının yatırımlarını görmek çok memnuniyet verici. Kahire Havalimanı'nı bir Türk inşa ediyor. Bu çok gurur verici" dedi.
Mısır'ın Türkiye'yi örnek aldığının altını çizen Gül, "Görüştüklerim bana, 'Biz sizi takip ediyoruz, reformlarınızı tekip ediyoruz, aynılarını uygulamak istiyoruz' dediler. Arap Ligi'ne de uğradım. Bölgeyle ilgili sorunları görüştük. Bu Türkiye'nin Arap dünyasına verdiği önemi gösteriyor. Kıbrıs konusunda bize destek çıkıyorlar. EXPO 2015'te destekliyorlar. Türk Mısır ilişkileri, tüm bölgenin çıkarına olacak. Meclis Başkanı, hermesin yanında dedelerinin Türk olduğunu söyledi. Bununla gurur duyduğunu
belirtti" dedi.
Ziyaret ettiği İskenderiye'nin tarihi bir şehir olduğunu belirten Gül, "Bir kültür merkezi. Doğu Akdeniz'in kültür merkezi. İzmir'i andırıyor. 60 müze var. Biz 2'sini gezebildik. Burayı yılda 1 milyon kişi ziyaret ediyormuş" diye konuştu.
Daha sonra Gül, gazetecilerin sorularını cevaplandırdı. Cumhurbaşkanı Gül, 2008 yılının AB yılı olacağına inandığını belirterek, "2007 yılında iç meselelerimiz çok oldu. 2 Seçim, bütçe gibi konularla uğraşıldı. Meclisimiz yaz boyunca çalıştı. Şimdi 2008'de gerekçe görmüyorum açıkçası. 2008 yılında hepimizin
geleceğe konsantre olması gerekiyor. O açıdan 2008 yılının AB yılı olacağını tahmin ediyorum ve buna inanıyorum. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la yaptığım görüşmelerde de AB sürecini ele alıyoruz. O da aynı fikirde. İktidar ve muhalefetin hep birlikte bu konulara daha çok yoğunlaşacağına inanıyorum. Elimizde yol haritamız var. Ne kadar çok iş yaparsak halkımızın çıkarına olacaktır ve Avrupa'da olumsuz düşünceleri
olanları zor durumda bırakacaktır. Hükümetin içinde olduğum dönemde de bugün de AB konusu Bakanlar Kurulu'nda birinci gündem maddesidir'' dedi.
Cumhurbaşkanı Gül, 2008 yılında kendisinin AB konusunda somut girişimleri olup olmayacağı sorusuna, "Yıl içerisinde AB ülkelerini de ziyaret edeceğim. Onlardan da önemli ziyaretçiler gelecek" cevabını verdi.
Gül, bazı sektörlerin sıkıntıda olduğuyla ilgili soru üzerine, "Döviz kurları bazı sektörleri çok zorluyor. Fakat serbest döviz kur politikasının terkedilmesini doğru bulmuyorum. Bu politikanın bazı yan etkileri oluyor. Bunları görüyoruz fakat hükümet bu konuda çareler arıyor. Bakanlar Kurulu çalışmalarını sürdürüyor" dedi.
Cumhurbaşkanı Gül, Merkez Bankası'nın taşınmasıyla ilgili bir soru üzerine de, "Ben bu tartışmaya girmiyorum. Biraz seyrediyorum" cevabını verdi.
9. Uyum Paketi'ni Dışişleri Bakanı olduğu dönemde hazırladığının hatırlatılması üzerine Gül, ''Paketin çıkması için ben de teşvik edeceğim, zaten ediyorum da. Ben hükümet adına onları yaptım. Aynı hükümet devam ettiğine göre, ben onların hepsini çıkartacaklarına inanıyorum. Bu işte kaçan fırsatların maliyeti çok oluyor bize'' dedi.
İsrail-Filistin sorununda Türkiye'nin rolüyle ilgili bir soruya Gül şu cevabı verdi: "Türkiye kendi kapasitesi çerçevesinde zaten devrede. Türkiye'nin bu problemde belirleyici bir rolü olamaz. Annapolis Toplantısı başta olmak üzere Türkiye Ortadoğu sorununun çözümüne önemli katkı yapmaktadır. Sorunların çözümü sadece ABD'ye bırakılmamalı, bölge liderleri de konuya sahip çıkmalı. Bu iş neticeye ulaşır mı, ulaşmaz mı o zaman görürüz, ama ulaşmazsa çok kaygılıyım. Çünkü geçmişe bakınca örnekler var. Ne
zaman böyle denemeler başarısızlıkla bitiyor o zaman tekrar şiddet geliyor. Şiddet gelince de bir yerde kalmıyor. Şiddet şiddeti doğuruyor, yani bölgeyi tetikliyor. Filistin-İsrail meselesinde yeni bir şiddet tırmanırsa Lübnan da karışır, bu Irak'ı da etkiler. Bütün bölgeyi tekrar sıkıntıya sokar".
"TERÖRLE MÜCADELE TÜRKİYE'DE HERKESİN BİRİNCİ İŞİ"
Terörle mücadele konusunda Cumhurbaşkanı Gül, ''Türkiye'de herkesin birinci işi bu. Bu konuya herkes çok fazla kafa yoruyor. Bütün bu tecrübelerden faydalanılarak çalışılıyor. Bunlar bir günlük, bir haftalık işler değil. Ama bütün bunların yanında şunu söyleyeyim, bunlar terörle silahlı mücadeleyi asla zayıflatacak unsurlar değil. Orada eli silahlı adam durup Türkiye'ye tehdit olmaya devam ettiği sürece orada kararlılık devam edecektir. Dün de bir operasyon yapıldı. O çünkü dışarıdan gelen bir konudur.
Bundan ayrı olarak uygulanan mevcut çalışmalara eklenecek yeni bazı çalışmalar yapılıyor. Kurumlar çalışıyor'' dedi.
Gül, kara harekatıyla ilgili soruya ise "Bunlar askeri konular. Askeri konuları ne kadar az konuşursak o kadar başarılı olur" cevabını verdi.
Irak konusunda da Türkiye'nin önemli bir aktör olduğunu belirten Gül, "Türkiye bu rolleri oynamasaydı, komşu ülkelerin ayrı ayrı politikaları olsaydı, durum eski Yugoslavya'ya dönerdi. Yugoslavya'nın bütün
komşularının farklı, farklı politikaları oldu ve ülke dağıldı. Türkiye burada etkili oldu. En kötü durumda bile, Irak'ın üçe bölünmesinin konuşulduğu dönemde bile, Türkiye, 'Irak'ın bölünmesi bir alternatif değil' diye sonuna kadar her yerde diretti. Bunu her yerde dile getirdi. Türkiye çok çalışmalar yaptı. Bugün görüyorum ki Türkiye'nin bu tezi her yerde çok daha kabul görüyor. Irak'ın birliğini, bütünlüğünü koruması yönünde bütün dünyada çok daha büyük bir anlayış var" dedi.
Cumhurbaşkanı Gül, başörtüsü konusunda da, "Ortada daha bir taslak falan yok ki. Hükümet, parti kendi politikalarını kendileri belirleyecekler. Benimle konuşulacak konular daha farklı konular olacak. Şu anda anayasayla ilgili bana gelmiş herhangi bir doküman yok'' diye konuştu.
(ÖK-ÖK-Y)