Cumhurbaşkanı Gül Açıklaması

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, başkanlık sistemine ilişkin, "Önemli olan hangi sistem olursa olsun o sistemin ne kadar demokratik olduğudur" dedi.

Cumhurbaşkanı Gül Açıklaması

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, başkanlık sistemine ilişkin, "Önemli olan hangi sistem olursa olsun o sistemin ne kadar demokratik olduğudur" dedi.

Gül, CNN TÜRK televizyonunda canlı yayınlanan, "Eğrisi Doğrusu" adlı programda, ülke gündemine ilişkin soruları yanıtladı.

"Müzakerelerde varılacak netice, üniter devlet çerçevesi içinde olacaktır diyebilir miyiz-" sorusunu Cumhurbaşkanı Gül, "Tabii ki. Türkiye'nin milli birliğini, bütünlüğünü zaafa uğratmayacak derken bunu söylüyorum" diye konuştu. Gül, kendisinin tavsiyelerinin bu çerçeve içerisinde olduğunu dile getirdi.

"Karşı taraf neden terörü tırmandırmışken birden bire 'Türkiye'nin dışına çıksın', 'Ağustos ayında silah bıraksınlar' gibi söyleme yönelindi- Görüşmelerin bir backgroundu mu var- Terörle yapılan keskin mücadele sonucunda böyle bir ihtiyaca mı yöneldiler neden birden bire böyle mesaj geldi-" sorusuna karşılık Gül, Türkiye'nin karalılığının ortada olduğunu vurguladı.

"Eğer biri silahla karşımıza çıkarsa daha güçlü silahla mukabele vermek ve sona kadar mücadele etme kararlılığımız ortada" diyen Gül, herkesin insan olduğunu ve değerlendirme yapmak durumunda bulunduğuna değinerek, şöyle devam etti:

"Bunun bir faydası olmadığını görmeleri de gerekir. Eminim ki onlara çeşitli telkinler de çevreden oluyordur, ülkelerden oluyordur. Bunun nasıl bir acılar yarattığı da ortaya çıkmaktadır. Nihayetinde böyle bir beklenti aslında tabanda da vardır, halkta da vardır, bütün halkta da vardır. Dolayısıyla bunlara da tabii kulak verilmiş olabilir. Dolayısıyla herkes girdiği yolda sonuna kadar devam edecek diye bir şey yok. Dünyanın başka ülkelerine de baktığınızda bu tip hareketler neticede belli noktalarda, belli kararları alabilmişlerdir."

-"Keskin dil söylediğinizin karşı tarafa ulaşmasını önlüyor"

Gül, kendisinin zaman zaman üslup uyarısı yaptığı hatırlatılarak, "Süreç devam ederken hem politikacılara hem de entelektüellere Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı olarak nasıl bir üslup tavsiye edersiniz-" sorusuna, "Bu, Türk siyasetinin en negatif yanıdır, bir gelenektir. Maalesef bizim acı bir geleneğimizdir. Bundan dolayı Türkiye'nin başına nelerin geldiğini de hepimiz biliriz" yanıtını verdi.

Türkiye'nin bugünkü eğitim, kültür seviyesi ile bunun bağdaşmadığına dikkati çeken Gül, şöyle konuştu:

"Bu kadar büyük sorunlarla uğraşırken ve bu kadar büyük sorunları çözme tabii ki teşebbüsleri varken muhakkak ki onun iklimini de oluşturmak gerekir. İklim önce dille tabii ki oluşur. Dilin gücü malumdur. O bakımdan o iklimi oluşturacak dile geçmek gerekir artık ki söylediklerimiz ve düşündüklerimiz karşı taraf tarafından daha iyi algılanabilsin. Keskin dil söylediğinizin karşı tarafa ulaşmasını önlüyor. Buna ihtiyaç var"

-"İyi şeylerin olmasını çok arzu ederiz"-

Programın yapımcısı gazeteci-yazar Taha Akyol'un, Kuzey İrlanda'da silah bırakma faslına yönelik eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'in anılarını dikkatlice okuduğunu ve o dönemde muhalefet lideri John Major ile bu işi başarabilmek için "al ver" yaptıklarını belirterek, "Bu siyasi olgunluk karşısında ben gıpta mı ettim kıskandım mı ne diyeceğimi bilemedim. O siyasi olgunluk bizde maalesef.." demesi üzerine Cumhurbaşkanı Gül, şunları söyledi:

"Doğru. Ümit ederim bizde de belli noktalara geldikten sonra bu süreçle ilgili iktidar ve muhalefet arasında bazı bilgilendirmeler, görüşmeler olacağını tahmin ediyorum. Bu nasıl olur, ne olur bu ayrı bir konu. Açık olur, kapalı olur bunlar ama ne kadar çok herkes bu işin içine girer ve ne olduğunu bilirse o kadar çok tabii ki yapıcı davranır."

Gül, "İyi şeyler olacak mı-" sorusunu, "İyi şeylerin olmasını çok arzu ederiz ve bir irade de var görüyorsunuz, iyi şeylerin olmasıyla ilgili. Ama 'Ne pahasına olursa olsun' derseniz, o zaman ortaya çıkan iyi mi olur kötü mü olur bilemezsiniz" diye yanıtladı.

"Bu sefer daha mı iyimsersiniz yoksa geçen sefer ne kadar iyimserseniz o kadar mı-" sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Gül, şöyle konuştu:

"Bu sefer bunun büyük bir ortamı var gördüğüm kadarıyla. Çevrede biraz, çevre hem aleyhte hem lehte açıkçası. Çevre ülkeler, bölge olarak konuşuyorum. Çünkü bölgedeki gelişmeler fırsat gibi de görülebilir, teröristler tarafından fırsat gibi de görülebilir. O, çok tarihi bir yanılgı olabilir onlara. Ama diğer yandan da bölgedeki diğer ülkelerdeki Kürt liderler, onlar da silahlı mücadelenin ne kadar yanlış olduğuyla ilgili açık çağrılarını hep yapıyorlar. O bakımdan ümit ederim ki iyi şeyleri hep beraber yaşarız. Nihayetinde herkes bu toprağın çocukları."

-Başkanlık sistemi-

Gül, başkanlık sistemine ilişkin önceki açıklamaları hatırlatılarak, görüşlerinin sorulması üzerine, "Önemli olan hangi sistem olursa olsun o sistemin ne kadar demokratik olduğu" diye konuştu.

Gelişmiş modern demokrasiler ve kalkınmış ülkeler arasında başkanlık sistemiyle de parlamenter sistemle de yönetilenlerin olduğunu ifade eden Gül, şöyle dedi:

"Burada önemli olan şey, her iki sistemin de demokratik yapan temel prensiplerinin ve dengelerinin muhafaza edilip edilmemesidir. 'Check and balance' dediğimiz denge, kontrol sistemleri, bu başkanlık sisteminde farklı bir şekilde, parlamenter sistemde yine farklı bir şekilde. Ama bu temel prensiplerin olması önemli. Bunlar biraz daha açtığımızda 'kuvvetler ayrılığı' dediğimiz, yasamanın, yürütmenin ve yargının bütün bunların bir taraftan birbirlerinin işine karışmaması ama bir taraftan da ahenk içinde çalışabilmeleri. Buna bakmanız gerekir. Bu olduktan sonra öbürü siyasi bir tercih olur. Önce bu çok önemli."

-"Sistem değişikliği yapıldığında bunun konjonktürel olmaması gerekir"-

"Sizin tercihiniz hangisi" sorusunu Gül, şöyle yanıtladı:

"(Siyasi tercih) derken de tabii ki ülkelerin hangi sistemi seçtilerse, idare ediliyorsa bunlar nihayetinde toplumların yapıları, kültürleri bütün bunlarla bir şekilde bütünleşerek gelişmiş oluyor. Hepsi bir birinin noksanlıklarını törpüleyerek nihayette olgunlaşmış oluyor. Bütün bunlara rağmen her iki sistemin de noksanlıkları var, avantajları var. Sadece bir tarafına bakarak almamak gerekir. Siyasi tercihi yaparken de şuna doğrusu dikkat edilmesini isterim, bir sistem değişikliği yapıldığında bu konjonktürel olmaması gerekir. Bugüne göre değil. Bir anayasa değişikliği yaptığımızda, yeni bir anayasa değişikliği ne kadar zorlanılıyor ki bu bir değişiklik yeni bir anayasa değil. Hele bir sistem değişikliği olduğunda, sistem değişikliği dediğiniz köklü bir şey. Sistem değişikliği olduğunda, ondan bir şekilde bir vazgeçmek söz konusu olursa o çok ayrı bir şey olur. O bakımdan iyi tahlil edilmesi gerekiyor. Bu yapıldığında bugün biz, yarın başkası, öbür gün başkası neyse o sistemin içinde bir yol açıldı, o yolda bugün ben, yarın öbürü, öbür gün başkası tabii ki geçecek, Bütün bunları hep düşünerek doğrusu neticede o tercih artık ona göre tabii ki yapılır. Bu noktaya gelirken esas bir anayasa yapmakla ilgili yola çıkıldı biliyorsunuz. Anayasa yapılırken bir Uzlaşma Komisyonu kuruldu. Uzlaşma Komisyonu çalışırken tabii ki herkes tekliflerini verdi. Uzlaşma Komisyonu'nda eğer bir uzlaşma olamazsa iktidar partisi alternatif teklif olarak başkanlık sistemini önerdi. İşin doğrusu bakmak gerekir, eğer Uzlaşma Komisyonu bir uzlaşmaya varacak olursa iktidar partisinin birinci tercihi gördüğümüz kadarıyla o. Ama olmazsa o zaman diğer sistemi öneriyor. Ama nihayette ben doğrusu ne olursa olsun bu sistemlerin içine bakmamız gerekir. İçinde de ne kadar demokratik, ne kadar temel ilkeleri muhafaza ediyor."

-"Seçilmiş hükümetlerin yanında adeta gölge hükümetler ortaya çıkıyordu"-

"Sizin tercihiniz hangisi- 'Araştıralım bakalım' noktasında değilsiniz siz. Muhakkak bir birikiminiz var. Çok iyi biliyorsunuz. Bu bilgi ve tecrübe birikiminizden sizin tercihinizi soruyorum-" denilmesi üzerine Cumhurbaşkanı Gül, şunları söyledi:

"Onu birazcık tartışmaya bırakayım. Şu anda benim doğrusu esas üstünde duracağım nokta hangisi olursa olsun bu temel prensiplerdir. Biz şimdiye kadar parlamenter sistemden şikayet ederken parlamenter sistemin demokrasi noksanlığından dolayı şikayet ettik değil mi- Hep onu tamamlamak için, çünkü anayasalarımızda 'vesayet sistemi' dediğimiz çeşitli şeyler vardı. Seçilmiş hükümetlerin yanında adeta gölge hükümetler ortaya çıkıyordu. Bunu gelişmiş demokrasilerin gerisinde görüyorduk. Şimdi hangi bir başkanlık sistemi düşünülürse onda da buna benzer bir noksanlıklar olmaması lazım. Benim birinci derecede doğrusu söyleyeceğim şey bu. O zaman başka bir şekilde yine eksik demokrasiyle karşılaşmış oluruz. O açıdan bu tartışmaları, tartışma safhasında tabii bütün bunlar, eminim dikkatli analizler, tahminler yapılacaktır."

-"Türk usulü başkanlık" kavramı-

Cumhurbaşkanı Abdulah Gül, "Türk usulü başkanlık" kavramına ilişkin görüşlerinin sorulması üzerine şunları kaydetti:

"Biraz önce söylediklerim belki bunu kapsar diye düşünüyorum. Daha önce bizim Türk usulü demokrasimiz vardı ama noksandı, değil mi parlamenter sistemimiz- O bakımdan buradan kriterler çok önemli. Hangi standartta, kriterde demokrasiyi tercih ediyorsun. Bu, çok önemli. Yüksek seviyede, standartlarda demokrasiyi tercih etmemiz gerekir. Türkiye'yi de güçlü yapan bu. Müslüman bir ülke olarak, nüfus olarak Türkiye'nin daha yüksek standartlarda bir demokrasiyle yönetiliyor olması Türkiye'yi çok güçlü yapmaktadır. Türkiye'yi, İslam dünyası içerisinde de Türk dünyası içerisinde de çok büyük bir ilgi ve çok büyük bir cazibe merkezi haline getirmektedir. Bu açıdan benim üstünde durmak istediğim şey bu kriterler. Bu kriterler dediğimiz de değerlerdir nihayette. İşte 'kuvvetler ayrılığı' dediğimiz temel mesele, eşitlik, kadın erkek eşitliği meseleleri, açıklık, şeffaflık, hukukun üstünlüğü meseleleri, hesap verebilirlik, bütün bunlar aslında bizim hep kendi değerlerimizdir ama farklı terminolojilerle biz farklı ifade ediyoruz. 'Hak, hukuk, adalet' diyoruz, batı terminolojisi içinde farklı şekilde ifade ediyoruz. Bütün bunları ne kadar gerçekleştirirsek o kadar güçlü oluruz doğrusu, o kadar büyürüz."

(Sürecek)

Muhabir: Sarp Özer

Yayıncı: Murat Taydaş - ANKARA