CHP Genel Başkanı
Deniz Baykal, Dışişleri Bakanı
Ali Babacan'ın "Müslümanlar baskı altında" sözlerine tepki göstererek, "Acaba bunu söyleyenlerin kafalarındaki İslam ile Türkiye'de 70 milyonun yaşadığı İslam arasında büyük bir fark mı var? Sorun hiç kuşku yok ki laiklikle ilgili sorundur. Şikayetçi oldukları her konuya bakın, iş laikliğe, yargıya, Anayasa'ya gelir dayanır" dedi.
Baykal, Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan'ın "Türkiye'de azınlıkların dini hak ve özgürlüklerinin baskı altında olduğu, aynı zamanda Müslüman çoğunluğun da hak ve özgürlüklerinin baskı altında olduğu" yönündeki sözlerine tepki gösterdi. Bunun tesadüfi ve ilk defa bir açıklama olmadığını belirten Baykal, önceden bu konuların Avrupa'da kulislerde konuşulduğunu ve o zeminde kaldığını söyledi. Şimdi ise açıkça konuşulur hale geldiğine işaret eden Baykal, Babacan'ın bu sözlerine Başbakan Erdoğan'ın da sahip çıktığını söyledi. Türkiye'de yüzde 99'u Müslüman olan toplumun başı dik, özgür bir yaşam sürdüğünü, yaklaşık 80 bin camide günde 5 vakit ezan okunduğunu, camilerde ibadetin özgürce yerine getirildiğini, dini bayramların şölen içinde kutlandığını anlatan Baykal, televizyon, radyo ve gazetelerin özgür şekilde dini yayın yaptığını belirterek, şunları kaydetti:
"Türkiye İslamiyet'in dünyada en güzel yaşandığı ülke olarak kabul ediliyor. Hepimiz bununla iftihar etmek durumundayız. Dışişleri Bakanı 'Müslümanlar da şikayet içinde' diyor. Bu büyük bir haksızlık, yanlışlıktır. Bunun altında bir şey yatıyor. 70 milyonun şikayetçi olduğuna dair bir tespitimiz yok. Acaba bunu söyleyenlerin kafalarındaki İslam ile Türkiye'de 70 milyonun yaşadığı İslam arasında büyük bir fark mı var? Sıkıntı o mu acaba? O ise bu önemli bir konu. Türkiye'de herkes 'Elhamdülillah Müslümanım' diyor. Herkes Allah'a, Peygambere, kitaba büyük saygı gösteriyor. Ülkeyi temsil eden birinin İslamiyet'in baskı altında olduğunu söylemesi neyle bağdaşır? Maalesef Türkiye'de yaşanan İslamiyet'le, onların kafalarında yaşatmak istedikleri İslamiyet arasında fark var ve sorun da oradan kaynaklanıyor. Sorun hiç kuşku yok ki laiklikle ilgili sorundur. Şikayetçi oldukları her konuya bakın, iş laikliğe, yargıya, Anayasa'ya gelir dayanır. Halbuki o laiklik İslamiyet'in güzelliği, demokrasinin teminatı, barışın güvencesi." Başbakan Erdoğan'ın da konuyu sahiplendiğini, bunun AK Parti'nin iç çekirdeğinin temel anlayışı olduğunu savunan Baykal, Erdoğan'ın ''AK Parti, ortalama Türk'ün partisidir'' dediğini anımsattı. Baykal, "Ortalama Türk vatandaşının, Türkiye'de İslamiyet'in baskı altında olduğu kanaati mi var? Başbakan, kendi kafasındaki, iç dünyasındaki zihniyeti, modeli Türkiye'ye dayatmaya çalışıyor. Laikliği milletimiz benimsemiştir' diyordu. Laikliği benimsemişse, bu tartışma nereden çıkıyor? Laikliği benimsemiş de, benimsememiş de birileri var. O birileri de maalesef en tehlikeli yerlerde bulunuyorlar, sorun da oradan kaynaklı'' diye konuştu.
DOĞALGAZ ZAMMI VE BOTAŞ Ekonomideki gelişmeleri de değerlendiren Baykal, olumsuz gidişin devam ettiğini savunarak, bugün akşama doğru enflasyonla ilgili rakamların açıklanacağını hatırlattı. Baykal, "Öyle gözüküyor ki bu akşam eğer TÜİK bir büyük atraksiyon, bir büyük cambazlık yapmazsa Türkiye'de enflasyonun çift rakamlı bir düzeye girdiği, her iki ölçü bakımından da hem TÜFE bakımından hem üretici fiyatları bakımından çift rakamlı bir enflasyon noktasına geldiği ortaya çıkacaktır" şeklinde konuştu.
İktidarın zamları kaçınılmaz göstermeye çalıştığını, ancak bunun doğru olmadığını savunan Baykal, 22 Temmuz seçimleri sonrasında iktidarın mazottan alınan özel tüketim vergisini yüzde 10,8 artırdığını söyledi. Baykal, "Petroldeki artıştan dünyada yararlanan iki kesim var. Birisi petrol ihraç eden ülkeler, birisi de biziz. Çünkü petrol üzerinden oransal vergi bindirmiş, petrol arttıkça aldığı vergi de artıyor. Türkiye öyle anlaşılıyor ki popülizm ve zam kısır döngüsü içine girmiştir. Bu, bildiğimiz bir kısır döngüdür. Her popülizmin sonucu zamdır, her zammın sonucu popülizmdir" dedi.
Doğalgaza yapılan zammı BOTAŞ gerçeğini yok sayarak izah etmenin mümkün olmadığını kaydeden Baykal, "Bunlar iş başına geldikten bir süre sonra BOTAŞ Teftiş Kurulu Başkanı'nı görevden aldılar ve kurumu zarara uğrattığına dair bir rapor ortaya çıktı. Bu rapor, şirketin 264 milyon 789 bin 503 milyon dolar zarara uğratılmış olduğunu ortaya çıkardı" diye konuştu.
Hükümetin doğalgaz fiyatının belirlenmesini sağlayan formülde değişiklik yaptığını hatırlatan Baykal, bu değişiklik sonucunda Türkiye'nin daha yüksek fiyat ödediğini savundu. Baykal, BOTAŞ'a yönelik 2007 yılında başlatılan soruşturmada üst düzey yöneticilerin tutuklandığını anlattı. BOTAŞ'ın belediyelerle ilişkilerinin de ''laubali'' olduğunu ileri süren Baykal, bu kurumun himaye ettiği belediyelerden alacaklarını tahsil etmediğini iddia etti. Baykal, "Önce sen işini iyi yönet, anlaşmalarını sadakatle uygula, alacağına sahip çık, dürüst yönetim uygula" dedi.
(MÜG-CC-CC-Y)