CHP Genel Başkanı
Deniz Baykal, kimliği her türlü tartışmanın üstünde olan insanların birbiri ardından gözaltına alınmasının muhalefetin genel tasfiyesi arayışının bir parçası olduğunu öne sürdü.
Baykal, Ergenekon operasyonu kapsamında dün Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay'ın gözaltına alındığı Cumhuriyet Gazetesi'nin Ankara bürosunu ziyaret etti. Ziyaretin ardından çıkışta bir açıklama yapan Baykal, gözaltı olaylarının toplumu çok derinden etkilediğini belirterek, "Toplumumuzu çok derinden etkilemiştir. Çok ciddi kaygıların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Toplumun çok saygın değerli insanlarına, anlayışı, ahlakı, siyaseti, değerleri bilinen, yıllardan beri toplumun gözü önünde kimliği her türlü tartışmanın üstünde olan insanların birbiri ardından gözaltına alınması muhalefetin bir genel tasfiyesi arayışının parçası olarak toplumda algılanmıştır. Bu nedenle de çok ciddi kaygıların ortaya çıkmasına neden olmuştur" dedi.
Demokratik bir toplumda, hukuk devletinde toplumun saygın, değerli ve sorumlu insanlarının toplumun en önemli noktalarında görev yapan insanlarının, bir gece ansızın içeriği belli olmayan, herhangi bir somut kanıt ortaya konulmadan gözaltına alınmasının çok yadırgatıcı bir durum olduğunu vurgulayan Baykal, istikrarlı, hukukun, demokrasinin kökleşmiş olduğu toplumlarda böyle durumlarla karşı karşıya kalınmadığını söyledi. Toplumun öngörülebilir olması gerektiğine vurgu yapan Baykal, insanların yarınlarından emin olması gerektiğini belirtti. Ortada gerçekten önemli, saygın kişilerin gözaltına alınması ağır suçlamaların hedefi haline getirilmesini haklı kılacak kanıtlar deliller varsa, bunların toplanıp tatmin edecek bir açıklıkta en kısa zamanda ortaya konulması gerektiğini belirten Baykal, "Bu tutuklamalar bir yılı aşkın süredir devam ediyor. Ortada iddianame yok, hala yok ve hala dalga dalga gözaltına alma uygulamaları sürdürülüyor. Bunu doğal karşılamak, bunu hukukun, adaletin doğal işleyişinin bir gereği diye kabul etmek gerçekten çok zordur. Bu davayla ilgili olarak iktidar yetkililerinin, başta başbakan olmak üzere, diğer yetkilileri olmak üzere ve AK Parti'ye yandaş gazetecilerin yazarların, gazetelerin, uzun bir süreden beri ortada hiçbir hukuki delil yokken bu konuda ciddi suçlamaları kamuoyuna kabul ettirmeye çalışmaları, sistemli bir kampanya yürütüyor olmaları gerçekten çok şaşırtıcı olmuştur" diye konuştu.
Adalet ve hukuk devleti adına kabul edilemez bir tablo şekillendiğini belirten Baykal, herhangi bir demokratik toplumda bir yılı aşkın süre ile ortaya ciddi bir iddianame koymadan toplumun önemli insanlarının gözaltında tutulması uygulamasını kabul etmenin çok güç olduğunu söyledi. Bu tabloyu yadırgadıklarını ve kabul etmediklerini vurgulayan Baykal, "Bir an önce hukuk işlemelidir. Bir an önce iddianameler ortaya konmalıdır. Bin an önce mahkeme konuyu kapsamlı şekilde, iddiaları bilerek ve iddialar etrafında itham edilen insanların değerlendirmelerini dinleyerek kamuoyunun tatmin edici bir açıklığa olayı kavuşturmalıdır. Burada 'önce suçla, sonra yargılamadan mahkum et' anlayışı uygulanıyor olamaz" dedi.
"TOPLUM TEPKİ GÖSTERMELİ" Toplumda bir kanaat oluşturma çabası olduğunu fakat hala yargılama olmadığını ifade eden Baykal, "Bir an önce yargılamayı bekliyoruz. Adalet gerçek anlamda devreye girmelidir. Başbakan 'ben daha iktidara gelmeden bu işi biliyordum' demiştir. Başbakanın kafasında bir siyasi proje var. O siyasi projeyi yaşama geçirmeye çalışıyor. AK Parti'ye yandaş gazeteler bu konuda sistematik yayınlar yaptılar. Bunlar ortada. Bu olayın adli, hukuki bir dava olarak çağdaş toplumlarda görüldüğü gibi bir dava olarak ele alınıp işlediğini kabul etmek çok güçtür. Bu fevkalade yanlıştır. Maalesef Türkiye'de böyle davalara geçmişte de tanık olduk" şeklinde konuştu.
100. Yıl Üniversitesi Rektörü ve çalışma arkadaşlarıyla ilgili olarak yine AK Parti iktidarı döneminde büyük iddialı soruşturmalar açıldığını hatırlatan Baykal, aylarca iddianame ortaya konmadığını, bu muameleyi taşıyamayan gözaltına alınmış olan üniversitenin genel sekreter yardımcısının da intihar ettiğini anımsattı. Şimdi yeni büyük bir davanın tek parti dönemlerinde, dikta ülkelerinde zaman zaman yaşanan toplu suçlama, toplu yargılama, toplu mahkum etme ve belli bir siyasi hedefe ulaşma anlayışı ve senaryosu etrafında uygulanıyor izlenimi ortaya çıktığını belirten Baykal, şunları kaydetti:
"Buna toplum olarak herkesin her sağduyulu vatandaşın tepki göstermesi zorunludur. Bu anlayış içinde bu toplumun suçlu haline dönüştürülmek istenen insanlarına bu muameleyi kabul etmediğimizi ifade etmeyi bir görev biliyoruz. Bu anlayış içinde burada Cumhuriyet Gazetesi'ni ziyaret ediyoruz. Söz konusu olan Cumhuriyet Gazetesi Türkiye'nin bir temel kurumu, saygın bir gazete, çizgisi anlayışı belli, yılların gazetecileri, yılların insanları. Hangi dönemlerden gelindi geçildi. Hiçbir dönem böyle bir itham, böyle bir yıldırma sindirme kampanyası. Şimdi böyle bir uygulamayla karşı karşıyayız. Atatürkçüler, laik cumhuriyete içtenlikle inanalar, onu savunanlar AK Parti'ye muhalefet edenler sanki günün birinde herhangi bir davayla en ağır bir şekilde suçlanabilirlermiş gibi bir ortam yaratılıyor. Bu iyi bir ortam değil. Demokratik bir anlayışa yardımcı olmaz. Bir korku toplumu yaratılıyor. Korkunun egemenliğinde bir toplum oluşturulmak isteniyor. Bunu engellemek, bu girişimi etkisiz kılmak hepimizin görevidir".
(DUY-MÜG-CC-Y)